Müstehcenlik Suçu ve Cezası (TCK 226)
Müstehcenlik suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde “Genel Ahlaka Karşı Suçlar” bölümünde düzenlenmiştir. Kanun müstehcenliğin tanımını yapmamış, yalnızca cezalandırılacak fiilleri tek tek saymıştır. Cezalar fıkralara göre 6 aydan 10 yıla kadar hapis ve 10.000 güne kadar adli para cezası arasında değişir. Suç şikayete tabi değildir, uzlaştırma kapsamında değildir ve görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
Kısaca: Müstehcenlik suçu nedir?
Müstehcenlik suçu; müstehcen görüntü, yazı veya sözleri çocuklara ulaştırmak, alenen sergilemek, basın-yayın yoluyla yayınlamak; çocukların kullanıldığı ürünleri üretmek, depolamak veya bulundurmak; şiddet, hayvan, ölmüş insan bedeni ya da doğal olmayan yolla yapılan cinsel davranışlara ilişkin ürünlerin ticaretini yapmaktır.
Kısaca: Cezası ne kadar?
Müstehcenlik suçunun cezası, TCK 226/1: 6 ay–2 yıl · 226/2: 6 ay–3 yıl · 226/3-1. cümle: 5–10 yıl · 226/3-2. cümle: 2–5 yıl · 226/4: 1–4 yıl · 226/5: 6–10 yıl hapis. Tüm fıkralarda ayrıca adli para cezasına hükmedilir.
Kısaca: Zamanaşımı kaç yıl?
Müstehcenlik suçunda zamanaşımı, TCK 226/1, 226/2 ve 226/4 için dava zamanaşımı 8 yıl; TCK 226/3 ve 226/5 için 15 yıldır.
2026 itibarıyla önemli gelişme
HAGB’yi düzenleyen CMK m. 231 hükümleri Anayasa Mahkemesi’nin 2025/98 E., 2025/149 K. sayılı kararıyla iptal edilmiş olup iptal 30 Eylül 2026’da yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar koşulları varsa HAGB uygulanmaya devam etmektedir.
Müstehcenlik suçundan hakkınızda soruşturma mı var?
TCK 226 dosyalarında ilk ifade öncesinde atılan adımlar davanın seyrini belirler. Dosyanızı değerlendirmek için bize ulaşın.
İçindekiler (görmek için tıklayın)
- Müstehcenlik Nedir? Hukuki Tanımı
- Müstehcenlik, Erotizm ve Pornografi Farkı
- TCK 226 ve Fıkraları
- Müstehcenlik Suçunun Cezası 2026 (Tablo)
- Korunan Hukuki Değer, Fail ve Mağdur
- Suçun Unsurları
- TCK 226/1 – Basit Müstehcenlik
- TCK 226/2 – Basın ve Yayın Yoluyla
- TCK 226/3 – Çocuk Pornografisi ve Bulundurma
- TCK 226/4 – “Doğal Olmayan Yol” Tartışması
- TCK 226/5 – Ağır İçeriğin Yayınlanması
- İnternet, Sosyal Medya ve NCMEC İhbarları
- Teşebbüs, İştirak ve Zincirleme Suç
- İçtima: TCK 103, 105, 134, 227
- Suç Olmayan Haller (TCK 226/7)
- Mağdurun Rızası
- Bilirkişi ve Muzır Neşriyat Kurulu
- Erişimin Engellenmesi
- Müsadere, Erteleme, HAGB
- Şikayet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
- Görevli ve Yetkili Mahkeme
- Yargıtay Kararları (Künyeleriyle)
- AİHM ve Karşılaştırmalı Hukuk
- Beraat Gerekçeleri ve Savunma
- Sıkça Sorulan Sorular
1. Müstehcenlik Nedir? Hukuki Tanımı
Müstehcen kelimesi Arapça h-c-n kökünden gelir; sözlük anlamı “edebe aykırı, yakışıksız, açık saçık”tır. Ceza hukuku bakımından müstehcenlik; toplumda egemen değer ölçüleri karşısında kişilerin ar ve haya duygularını inciten, cinsel arzuları tahrik ve istismar eden nitelikteki cinsel içerikli yazı, ses, söz ve görüntüleri ifade eder.
Kritik nokta şudur: 5237 sayılı TCK müstehcenliğin tanımını yapmamıştır. 765 sayılı mülga Kanun’un 426. maddesinde 3266 sayılı Kanun ile eklenmiş bir tanım bulunmasına rağmen, yürürlükteki düzenlemede kanun koyucu tanım yapmaktan kaçınmış; kavramın içeriğinin belirlenmesini öğretiye ve mahkeme içtihatlarına bırakmıştır.
Bu tercih doktrinde iki yönlü tartışılır. Bir görüş, müstehcenliğin kişiden kişiye, toplumdan topluma ve dönemden döneme değişen bir kavram olduğunu, kanunda yapılacak bir tanımın zamanla toplumun bakış açısını karşılayamaz hale geleceğini savunarak düzenlemeyi isabetli bulur. Karşı görüş ise tanımsızlığın belirlilik ilkesine ve dolayısıyla suçta ve cezada kanunilik prensibine aykırı olduğunu, hâkimin keyfiliğine kapı araladığını ileri sürer.
Uygulamadaki ölçüt: 765 sayılı Kanun’daki “halkın ar ve haya duygularını inciten veya cinsi arzuları tahrik ve istismar eder nitelikte genel ahlaka aykırı” ölçütü, mülga olmasına rağmen Yargıtay tarafından bugün de fiilen esas alınmaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 24.03.2015 tarihli, 2014/14-603 E., 2015/66 K. sayılı kararında; değerlendirmede toplumun belli bir kesiminin değer yargılarının değil, toplumun genelinin ve demokratik toplum düzenine ilişkin davranış kurallarının esas alınması, ürünün ortak edep ve ahlaka açık bir saldırı oluşturup oluşturmadığı ile çocukların korunmasının gerekip gerekmediğinin objektif biçimde tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Tarihsel perspektif kavramın göreceliğini gösterir: yayımlandığı dönemde müstehcenlik gerekçesiyle kovuşturulan Flaubert’in Madame Bovary’si, Joyce’un Ulysses’i, Nabokov’un Lolita’sı ve Baudelaire’in Elem Çiçekleri bugün dünya klasikleri arasındadır. Türk edebiyatından Hüseyin Rahmi Gürpınar, Melih Cevdet Anday, Can Yücel ve Nedim Gürsel gibi isimlerin eserleri de benzer süreçlerden geçmiştir.
2. Müstehcenlik, Erotizm ve Pornografi Farkı
Üç kavram uygulamada sık karıştırılır; oysa cezai sonuçları farklıdır.
- Erotizm: Yargıtay 8. Ceza Dairesi’nin 03.04.1985 tarihli, 1985/872 E., 1985/1682 K. sayılı kararında erotik olan; sevginin cinsel yönünü ve cinsel aşkı anlatması bakımından edebiyat, resim, tiyatro, fotoğraf ve film gibi sanat dallarının bir türü olarak kabul edilmiştir. Modern ceza hukukunda erotizm cezalandırılmaz.
- Pornografi: Cinsel eylemi sanatsal kaygı olmaksızın doğrudan, abartılı ve rahatsız edici biçimde yansıtan, insanı cinsel objeye indirgeyen içeriktir. Doktrinde ağırlıklı görüş, TCK m. 226 anlamında müstehcenliğin pornografi olarak anlaşılması ve cezalandırılacak şeyin yalnızca pornografi olması gerektiği yönündedir.
- Müstehcenlik: Ahlaki bir yargı içeren, pornografiden daha geniş ve daha belirsiz bir üst kavramdır. Her pornografik içerik müstehcendir; ancak her müstehcen içerik pornografik değildir.
Sonuç: Bir eserde cinsellik bulunması tek başına o eseri müstehcen yapmaz. Değerlendirmede eserin bütünü, yazarın amacı, içeriğin ifade edildiği bağlam ve eserin hitap ettiği kitle birlikte ele alınır. Çıplaklık da tek başına müstehcenlik göstergesi değildir; gerek Yargıtay gerekse doktrindeki çoğunluk bu görüştedir.
3. TCK 226 Müstehcenlik Suçu ve Fıkraları
TCK m. 226 yapı itibarıyla dağınık bir maddedir; birbirinden çok farklı ağırlıktaki fiilleri tek başlık altında toplar:
- TCK 226/1 – Basit müstehcenlik: (a) Bir çocuğa müstehcen görüntü, yazı veya sözleri içeren ürünleri vermek ya da içeriğini göstermek, okumak, okutmak, dinletmek; (b) bu içerikleri çocukların girebileceği veya görebileceği yerlerde ya da alenen göstermek, sergilemek, okumak, söylemek, söyletmek; (c) içeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz etmek; (d) satışına mahsus alışveriş yerleri dışında satışa arz etmek, satmak veya kiraya vermek; (e) sair mal veya hizmet satışları yanında bedelsiz vermek ya da dağıtmak; (f) reklamını yapmak.
- TCK 226/2 – Nitelikli hal: Birinci fıkradaki fiillerin basın ve yayın yolu ile işlenmesi.
- TCK 226/3 – Ağır müstehcenlik: Birinci cümle, müstehcen ürünlerin üretiminde çocukları, temsili çocuk görüntülerini veya çocuk gibi görünen kişileri kullanmayı; ikinci cümle bu ürünleri ülkeye sokmayı, çoğaltmayı, satışa arz etmeyi, satmayı, nakletmeyi, depolamayı, ihraç etmeyi, bulundurmayı ya da başkalarının kullanımına sunmayı cezalandırır.
- TCK 226/4 – Ağır müstehcenlik: Şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüleri içeren ürünleri üretmek, ülkeye sokmak, satışa arz etmek, satmak, nakletmek, depolamak, başkalarının kullanımına sunmak veya bulundurmak.
- TCK 226/5 – Nitelikli hal: Üçüncü ve dördüncü fıkradaki ürünlerin içeriğini basın ve yayın yolu ile yayınlamak, yayınlanmasına aracılık etmek ya da çocukların görmesini, dinlemesini veya okumasını sağlamak.
- TCK 226/6: Tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.
- TCK 226/7: Bilimsel eserlerle; üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla sanatsal ve edebi değeri olan eserler hakkında bu madde hükümleri uygulanmaz.
4. Müstehcenlik Suçunun Cezası 2026
| Fıkra | Fiil | Hapis Cezası | Adli Para Cezası |
|---|---|---|---|
| 226/1 | Çocuğa müstehcen ürün verme, gösterme, alenen sergileme, usulsüz satış, bedelsiz dağıtım, reklam | 6 ay – 2 yıl | Hapisle birlikte |
| 226/2 | 226/1’deki fiillerin basın ve yayın yoluyla işlenmesi | 6 ay – 3 yıl | 5.000 güne kadar |
| 226/3 1. cümle |
Müstehcen ürün üretiminde çocuk, temsili çocuk görüntüsü veya çocuk gibi görünen kişi kullanma | 5 – 10 yıl | 5.000 güne kadar |
| 226/3 2. cümle |
Ülkeye sokma, çoğaltma, satışa arz, satma, nakletme, depolama, ihraç, bulundurma, başkalarının kullanımına sunma | 2 – 5 yıl | 5.000 güne kadar |
| 226/4 | Şiddet, hayvan, ölmüş insan bedeni veya doğal olmayan yolla yapılan cinsel davranış içerikli ürünlerin üretimi, ticareti, bulundurulması | 1 – 4 yıl | 5.000 güne kadar |
| 226/5 | 3. ve 4. fıkra içeriklerini basın-yayın yoluyla yayınlama, aracılık etme veya çocuklara ulaştırma | 6 – 10 yıl | 10.000 güne kadar |
| 226/6 | Tüzel kişiler | Tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirleri (TCK m. 60) | |
Dikkat: Maddedeki tüm fıkralarda hapis cezası ile adli para cezası birlikte öngörülmüştür. Bu nedenle hükmedilen hapis cezasının ayrıca TCK m. 50 uyarınca adli para cezasına çevrilmesi kural olarak mümkün değildir. Aynı sebeple erteleme kararı da yalnızca hapis cezası bakımından verilebilir.
5. Korunan Hukuki Değer, Fail ve Mağdur
Müstehcenlik suçunda korunan hukuki değer: Suç sistematik olarak “genel ahlaka karşı suçlar” bölümünde yer alır. Ancak öğretide korunan değerin yalnızca genel ahlak olmadığı; çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimi ile maddi-manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkının, bireylerin cinsel yaşamı ile özel hayatının gizliliğinin de koruma kapsamında bulunduğu kabul edilir. Nitekim doktrinde, çocukları cinsel içeriğe maruz bırakan fiillerin “genel ahlaka karşı suçlar” yerine “cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar” bölümünde düzenlenmesinin daha isabetli olacağı savunulmaktadır.
Fail: Suçun faili herkes olabilir; özgü suç değildir. Fail çocuk da olabilir — bu halde yargılama çocuk mahkemelerinde yapılır.
Mağdur: TCK 226/1-a, 226/3 ve 226/5’in çocuklara ilişkin hallerinde mağdur 18 yaşını doldurmamış çocuktur. Diğer hallerde suç doğrudan topluma karşı işlenmiş sayılır ve belirli bir mağdurdan söz edilmez.
6. Müstehcenlik Suçunun Unsurları
a) Müstehcenlik suçunun konusu: Müstehcen görüntü, yazı, söz veya sesleri içeren “ürün”dür. Kitap, dergi, CD/DVD, fotoğraf, video, dijital dosya, afiş ve poster gibi her türlü materyal bu kapsamdadır. Dijital ortamdaki veriler de ürün sayılır.
b) Müstehcenlik Suçunun Maddi unsuru (hareket): Madde seçimlik hareketli bir suç düzenler. Sayılan hareketlerden herhangi birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir; aynı fıkradaki birden fazla seçimlik hareketin işlenmesi tek suç oluşturur.
c) Müstehcenlik Suçunun Manevi unsuru: Suç yalnızca kastla işlenebilir; taksirle işlenemez. Failin saiki (ticari amaç, kişisel kullanım vb.) kural olarak suçun oluşumunu etkilemez. Nitekim Yargıtay 5. CD’nin 06.07.2010 tarihli, 2010/2024 E., 2010/6003 K. sayılı kararında, çocuk pornografisi ve hayvanlarla cinsel davranış içeren kayıtların kişisel amaçlı dahi olsa depolanması ve bulundurulmasının suç oluşturduğu kabul edilmiştir.
d) Hukuka aykırılık unsuru: TCK m. 226/7’deki bilimsel ve sanatsal/edebi eser istisnası, kanun koyucu tarafından yaratılmış özel bir hukuka uygunluk nedenidir. Bu nedenle eserin edebi değer taşıyıp taşımadığı, suçun maddi unsurundan ayrı ve sonraki bir aşamada değerlendirilir.
7. TCK 226/1 – Basit Müstehcenlik ve Seçimlik Hareketler
Birinci fıkra, çocukların korunması ile istemeyen yetişkinlerin müstehcen içerikle karşılaşmasının önlenmesi amacını taşır:
- Çocuğa verme, gösterme, okuma, okutma, dinletme (226/1-a): Mağdurun çocuk olması zorunludur; içeriğin çocuk tarafından fiilen algılanması aranır.
- Çocukların girebileceği/görebileceği yerlerde veya alenen gösterme (226/1-b): Aleniyet, belirsiz sayıda kişinin görebileceği durumu ifade eder. İş yerinde müşterilerin görebileceği şekilde müstehcen film oynatılması tipik örnektir.
- İçeriğine vakıf olunabilecek şekilde satışa veya kiraya arz etme (226/1-c): Kapak veya vitrin görüntüsünün içeriği ele verecek biçimde teşhiri yeterlidir.
- Satışa mahsus yerler dışında satma veya kiraya verme (226/1-d).
- Mal ve hizmet satışları yanında bedelsiz verme/dağıtma (226/1-e).
- Reklamını yapma (226/1-f).
Önemli fark: Birinci fıkrada “bulundurma” seçimlik hareketi yer almaz. Bu nedenle yetişkinlere ilişkin ve 226/4 kapsamına girmeyen sıradan bir müstehcen ürünün kişisel olarak bulundurulması suç değildir. Bulundurma, yalnızca 226/3 ve 226/4 kapsamındaki ağır müstehcen ürünler bakımından suçtur.
8. TCK 226/2 – Basın ve Yayın Yoluyla Müstehcenlik
TCK m. 6/1-g uyarınca “basın ve yayın yolu”, her türlü yazılı, görsel, işitsel ve elektronik kitle iletişim aracıyla yapılan yayınları ifade eder. İnternet de bir kitle iletişim aracı olduğundan, müstehcen içeriğin internette yayınlanması bu fıkra kapsamındadır.
Belirleyici kriter içeriğe belirsiz sayıda kişinin ulaşabilmesidir. İçerik yalnızca belirli kişilere ulaştırılmışsa ya da internet bireysel iletişim aracı olarak kullanılmışsa nitelikli hal oluşmaz:
- Yargıtay 18. CD, 31.05.2017, 2017/1867 E., 2017/6815 K.: Yayma internet üzerinden gerçekleşmişse içeriğe belirsiz sayıda kişinin ulaşma imkânının bulunması gerektiği; ürünün yalnızca belirli kişilere ulaştırılması veya internetin bireysel iletişim amacıyla kullanılması halinde 226/5’teki suçun unsurunun oluşmayacağı belirtilmiştir.
- Yargıtay 14. CD, 11.03.2013, 2011/22662 E., 2013/2461 K.: Sanığın üyesi olduğu internet grubuna e-posta ile müstehcen resim göndermesinin basın ve yayın yoluyla yayınlama sayılamayacağı, eylemin TCK m. 226/4 kapsamında değerlendirilmesi gerektiği kabul edilmiştir.
9. TCK 226/3 – Çocuk Pornografisi ve Bulundurma Suçu
a) Üretimde çocuğun kullanılması (226/3-1. cümle)
Bu suçun oluşması için hareketin cinsel istismar boyutuna ulaşması gerekmez; kanun koyucu TCK m. 103’e atıf yapmamıştır. Buna karşılık çocuğun üründe yalnızca “bulunması” da yeterli değildir — görüntünün çocuğa yönelik cinsel davranış olarak nitelendirilebilecek bir boyuta ulaşması aranır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.03.2015, 2014/14-603 E., 2015/66 K.: Kanunda ürünün profesyonel biçimde hazırlanma zorunluluğundan söz edilmediği; ürünün şekli, üretiliş biçimi ve amacı bakımından bir sınırlama bulunmadığı içtihat edilmiştir. Yani ticari kaygı veya profesyonel çekim şartı yoktur; çocuğun üretimde kullanılmış olması yeterlidir. Çocuğun rızası da suçun oluşumunu engellemez.
b) Bulundurma ve depolama (226/3-2. cümle)
Uygulamada en sık karşılaşılan hal budur. Öne çıkan ilkeler:
- Salt izlemek depolama değildir. Madde metnindeki seçimlik hareketler arasında “izleme” veya “seyretme” yer almaz. Siteyi ziyaret sırasında verilerin geçici sistem dosyalarına otomatik kaydedilmesi iradi olmadığından depolama kastı bulunmadığı kabul edilir.
- İndirme + saklama kastı depolamadır. Yargıtay 18. CD, 18.09.2018, 2016/9048 E., 2018/11261 K. kararında, sistem üzerinde yüklü ayrı bir programın bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğine işaret edilmiştir — otomatik indirme yazılımları failin kastını ortadan kaldırabilir.
- Cep telefonuyla kayıt: Yargıtay 8. CD, 20.09.2018, 2018/5145 E., 2018/9639 K. kararında, tehditle soyundurulan 17 yaşındaki katılanın çıplak görüntülerinin telefona kaydedilmesi hem TCK 226/3 hem de özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturacak biçimde değerlendirilmiştir.
- Karşı yönde: Yargıtay 14. CD, 07.03.2012, 2011/5431 E., 2012/2720 K. kararında; görüntülerin CD’ye aktarılmadığı, üretim ya da çoğaltma yapılmadığı ve başkalarının kullanımına sunulmadığı olayda, cep telefonuyla yapılan kişiye özel fotoğraflamanın depolama olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir. Bu iki karar, “depolama” sınırlarının içtihatta tam netleşmediğini gösterir.
Dijital materyal incelemesi ve savunma
Cihaz incelemesinin usulü, IP–abone eşleştirmesi ve içeriğin hukuki nitelendirmesi çoğu dosyada sonucu doğrudan belirler. Dosyanız hakkında konuşmak için bize yazın.
10. TCK 226/4 – Şiddet, Hayvan, Ölü Beden ve “Doğal Olmayan Yol”
Dördüncü fıkrada dört kategori sayılır: şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlar. İlk üçü nispeten belirli olmakla birlikte dördüncüsü ceza hukukunun en tartışmalı ifadelerinden biridir.
Anayasa Mahkemesi’nin denetimi
AYM, 01.04.2015, 2014/18 E., 2015/35 K.: Aydın 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nin itirazı üzerine yapılan somut norm denetiminde Mahkeme, “doğal olmayan yol” ibaresinin kişiden kişiye değişebileceğini kabul etmekle birlikte; kanun metni bütün olarak değerlendirildiğinde bu ifadenin, şiddet kullanarak, hayvanlarla veya ölü insan bedeni üzerinde yapılan davranışlar gibi hiçbir demokratik toplum düzeninde doğal kabul edilemeyecek cinsel davranışları ifade ettiği sonucuna varmış ve iptal talebini oyçokluğuyla reddetmiştir. Karşı oyda ise, yetişkinler arasında rızaya dayalı cinsel davranışların doğal/doğal olmayan biçiminde ayrılmasının belirlilik ilkesine aykırı olduğu vurgulanmıştır.
Yargıtay uygulamasındaki dönüşüm
- Eski yaklaşım — Yargıtay 14. CD, 26.02.2014, 2012/8700 E., 2014/2393 K.: CD’lerde grup halinde, kadın-kadına ve oral yoldan yapılan cinsel içerikli görüntülerin bulunduğu olayda, bu görüntülerin doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ait olduğu kabul edilmiştir.
- Yeni yaklaşım — Yargıtay 18. CD, 28.03.2016, 2015/23959 E., 2016/6096 K.: Anal ya da oral yoldan yapılan cinsel birleşmelere ait görüntülerin tek başına “doğal olmayan” kavramı içinde değerlendirilemeyeceği içtihat edilmiştir. Aynı yönde: 18. CD, 25.04.2018, 2016/8922 E., 2018/6125 K. ve 18. CD, 11.10.2018, 2018/5184 E., 2018/12858 K.
- Tanım denemesi — Yargıtay 18. CD, 15.11.2018, 2016/15272 E., 2018/15108 K.: “Doğal olmayan”; bireylerin cinsel yaşamı içinde yeri olmayan, aşağılayıcı ve bütün toplum tarafından doğal kabul edilmeyen ilişki olarak açıklanmış; anal, oral, eşcinsel veya grup halindeki birleşmelerin bu kavram içinde yer alamayacağı belirtilmiştir.
Savunma bakımından sonuç: Ele geçen dijital materyalde yalnızca yetişkinler arasında rızaya dayalı anal, oral, eşcinsel veya grup ilişkisi bulunuyorsa, güncel içtihat karşısında bu içeriğin TCK m. 226/4 kapsamında değerlendirilmesi mümkün görünmemektedir. Bilirkişi raporlarında bu tür ifadelerin kalıp halinde kullanılması bozma nedeni yapılmaktadır.
11. TCK 226/5 – Ağır Müstehcen İçeriğin Yayınlanması
Beşinci fıkra, üçüncü ve dördüncü fıkradaki ürünlerin içeriğinin basın-yayın yoluyla yayınlanmasını, yayınlanmasına aracılık edilmesini ya da çocukların görmesinin, dinlemesinin veya okumasının sağlanmasını cezalandırır. Maddedeki en ağır yaptırım (6–10 yıl hapis) bu fıkradadır.
- Yargıtay 12. CD, 30.03.2015, 2014/19480 E., 2015/5315 K.: 10 yaşındaki mağduru kandırarak sanal ortamda soyunmasını sağlayan ve görüntüleri kaydeden sanığın eyleminin cinsel taciz (TCK 105), görüntü kaydetmek suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134/1) ile TCK 226/3-1 ve 226/3-2 kapsamında müstehcenlik suçlarını oluşturduğu; görüntülerin ayrıca sosyal medyada yayımlanmasının TCK 134/2 ve TCK 226/5 suçlarını doğurduğu; tek fiille birden fazla suça sebebiyet verildiğinden TCK m. 44 gereği en ağır cezayı gerektiren TCK 226/5’ten cezalandırma yapılması gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay 12. CD, 21.03.2018, 2017/3888 E., 2018/3191 K.: 15 yaşındaki mağdurun müstehcen fotoğrafını, kendisi gibi çocukların bulunduğu bir WhatsApp grubunda paylaşarak görmelerini sağlayan suça sürüklenen çocuğun TCK m. 226/5’teki müstehcenlik suçunu da işlediği kabul edilmiştir.
12. İnternet, Sosyal Medya ve NCMEC İhbarları
Bugün müstehcenlik dosyalarının büyük çoğunluğu dijital ortamdan doğar. İki ana soruşturma kaynağı vardır:
1) NCMEC ihbarları: Sosyal medya ve bulut hizmeti sağlayıcıları, sistemlerinde tespit ettikleri çocuk istismarı materyallerini NCMEC CyberTipline’a bildirir; bu ihbarlar Türk makamlarına iletilerek soruşturma başlatılır. Rapordaki IP adresi üzerinden abone bilgisine ulaşılır, arama kararıyla dijital materyallere el konulur ve inceleme yaptırılır.
2) Şikayet veya kolluk çalışması: Mağdur şikayeti, İhbar Web üzerinden yapılan bildirimler ya da siber suçlarla mücadele birimlerinin çalışmaları.
Kritik hukuki noktalar:
- IP–kişi eşleştirmesi: Ortak internet bağlantısı (aile, iş yeri, misafir ağı) kullanılan hallerde yalnızca abonelik kaydına dayanılarak fail belirlenemez; cihaz bazlı inceleme zorunludur.
- Suçun işlendiği yer: TCK m. 8 uyarınca hareket veya neticelerden birinin Türkiye’de gerçekleşmesi yeterlidir. İçerik yurt dışından yüklenmiş olsa dahi, verinin Türkiye’den girilmesi ya da içeriğe Türkiye’deki bir cihazdan erişilmesi halinde suç Türkiye’de işlenmiş sayılır. Failin Türk vatandaşı olmaması sonucu değiştirmez.
- Aleniyet: Tek kişiye gönderim ile herkese açık paylaşım farklı fıkralara girer (bkz. 8. bölüm).
13. Teşebbüs, İştirak ve Zincirleme Suç
Teşebbüs: Müstehcenlik suçu soyut tehlike suçu niteliğinde olduğundan kural olarak teşebbüse elverişli değildir. Doktrindeki ağırlıklı görüş suçun teşebbüse elverişli olduğu yönünde olsa da, madde hazırlık hareketi sayılabilecek fiilleri dahi suç olarak düzenlediğinden uygulamada teşebbüs nadiren gündeme gelir. Hareketin parçalara bölünebildiği hallerde teşebbüs mümkündür.
İştirak: Genel hükümler uygulanır. Müstehcen ürünün bulunabileceği internet adreslerinin bildirilmesi, somut olayın özelliğine göre azmettirme (TCK m. 38) veya yardım etme (TCK m. 39) olarak değerlendirilebilir.
Zincirleme suç: Aynı suç işleme kararı kapsamında değişik zamanlarda aynı suçun birden fazla işlenmesi halinde TCK m. 43 uygulanır. Yargıtay 14. CD, 29.04.2014, 2012/14354 E., 2014/5840 K. kararında, farklı tarihlerde müstehcen içerikli CD satışı yapan sanık bakımından önceki dosyanın kesinleşip kesinleşmediğinin araştırılması, kesinleşmemişse birleştirme yapılması, kesinleşmişse zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği belirtilmiştir. Suçların içtimaına ilişkin temel kavramlar için ayrıca bkz. TCK 42: Bileşik Suç – Suçların İçtimaı ve Tek Fiil Sayılma Hali.
14. Diğer Suçlarla İçtima: TCK 103, 105, 134, 227
a) TCK 226 – Özel Hayatın Gizliliğini İhlal (TCK 134)
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 24.03.2015, 2014/603 E., 2015/66 K.: Fiilde kullanılan müstehcen görüntü, yazı veya sözlerin ayrıca çocuğun özel hayatının gizliliğini ihlal niteliği taşıması halinde TCK m. 44 uyarınca fikri içtima kurallarının uygulanması gerektiğine karar verilmiştir. Bu karardan sonra 8., 12. ve 14. Ceza Daireleri aynı yönde uygulama yapmaktadır (örn. 12. CD, 12.12.2018, 2018/7105 E., 2018/12020 K.; 12. CD, 21.11.2018, 2018/4868 E., 2018/11056 K.).
b) TCK 226 – Çocukların Cinsel İstismarı (TCK 103)
Yargıtay genellikle iki suç arasında gerçek içtima kurallarını uygulamakta ve her iki suçtan ayrı ayrı ceza verilmesi gerektiğine hükmetmektedir; zira cinsel istismarda bedensel temas içeren ayrı bir hareket söz konusudur.
c) TCK 226 – Cinsel Taciz (TCK 105)
Yargıtay 14. CD, 21.06.2017, 2014/8666 E., 2017/3475 K.: Sanığın cep telefonundan çocuk olan mağdurenin telefonuna müstehcen içerikli görüntü göndermesi eyleminin hem TCK m. 226/1-a hem de TCK m. 105 suçlarını oluşturduğu; TCK m. 44 gereği daha ağır olan müstehcenlik suçundan mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir. Fikri içtimanın uygulanabilmesi için failin cinsel amaçla hareket ettiğinin tespiti gerekir.
d) TCK 226/3 – TCK 226/4 arası içtima
Yargıtay 14. CD, 11.04.2017, 2016/12649 E., 2017/1957 K.: Çocukların kullanıldığı ve doğal olmayan yoldan yapılan cinsel ilişki görüntülerinin bulundurulması iki ayrı suç oluştursa da, TCK m. 44’teki fikri içtima kuralı gereği en ağır cezayı öngören 226/3-2. cümleden tek hüküm kurulmalıdır. Aynı yönde: 18. CD, 09.05.2018, 2017/7370 E., 2018/7096 K.; 14. CD, 03.12.2015, 2015/7489 E., 2015/11316 K.
Buna karşılık fail, çocuğu kullanarak ürettiği ürünü ayrıca çoğaltmış veya satışa arz etmişse birden fazla hareket söz konusu olduğundan 226/3-1 ve 226/3-2’den ayrı ayrı cezalandırılır.
e) TCK 226 – Fuhuş (TCK 227) ve dolandırıcılık boyutu
6763 sayılı Kanun ile fuhşa aracılık amacıyla hazırlanan görüntü, yazı ve sözleri içeren ürünleri vermek ve yaymak suç haline getirilmiştir. Bu ürünlerin aynı zamanda müstehcen olması halinde TCK 226/1-d veya 226/1-e ile fuhuş suçu arasında fikri içtima gündeme gelir. Uygulamada ayrıca, sahte profillerle kurulan ilişkilerde elde edilen görüntülerin şantaj ve menfaat temini amacıyla kullanıldığı dosyalarla karşılaşılmaktadır; benzer bir suç tipi için bkz. Evlenme Vaadiyle Dolandırıcılık Suçu ve Cezası.
15. Müstehcenliğin Suç Olmadığı Haller (TCK 226/7)
TCK m. 226/7 iki farklı rejim öngörür:
- Bilimsel eserler: Hiçbir koşul aranmaksızın, maddedeki tüm fıkralar bakımından istisna kapsamındadır. Bilimsel eser cinsel içerikli olsa dahi müstehcen sayılamaz.
- Sanatsal ve edebi değeri olan eserler: İstisna, “üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla” geçerlidir. Bu ibare, istisnanın istisnasını yaratır.
Doktrinde bu ayrım eleştirilir. Zira ayrım, “bilimsel eserlerdeki müstehcenlik çocuklara zararlı değilken edebi eserlerdeki müstehcenlik zararlıdır” gibi savunulamaz bir sonuca elverişlidir. Ayrıca 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu m. 1/B ile Türkiye’nin taraf olduğu Bern Konvansiyonu eser kavramını bütüncül biçimde tanımladığından, bilimsel-edebi eser ayrımının isabetli olduğunu savunmak güçtür.
“Edebi değer” nasıl belirlenir? Kanun koyucu “edebi eser” yerine “edebi değeri olan eser” demiş olsa da iki ibare arasında dikkate değer bir fark yoktur. İstisna yalnızca “seçkin” veya “yüksek” edebiyat eserleriyle sınırlı değildir: hangi türde olursa olsun, okuyucusuna çeşitli duygu ve düşünceleri asgari bir estetik tutumla aktaran her eser edebi eser sayılabilir.
Sıra önemlidir: Eser müstehcen değilse, edebi değer taşıyıp taşımadığının hiçbir önemi yoktur. Önce müstehcenlik (maddi unsur), sonra edebi değer (hukuka aykırılık unsuru) tespit edilir.
1117 sayılı Kanun ile karşılaştırma: Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu’nun 6. maddesi, “fikrî, içtimai, ilmî ve bedii kıymeti haiz olan eserler”i kanunun kapsamı dışında tutar. Görüldüğü üzere idari nitelikteki istisna, ceza hukukundaki istisnadan daha geniştir — ceza hukukunun ultima ratio niteliği düşünüldüğünde bu durum kendi içinde çelişkilidir.
16. Mağdurun Rızası Hukuka Uygunluk Nedeni midir?
Hayır. TCK m. 26/2’deki ilgilinin rızası, ancak kişinin üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği haklar bakımından hukuka uygunluk nedeni oluşturur. Müstehcenlik suçuyla korunan değer genel ahlak ve çocuğun gelişimi olduğundan, mağdurun rızası suçu ortadan kaldırmaz.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 10.06.2014, 2014/551 E., 2014/311 K.: 15 yaşından küçük mağdurenin çıplak bedeninin kendi rızasıyla cep telefonu kamerasına kaydedilmesi olayında, mağdurenin rızasının hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edebileceği bir hakka ilişkin olmadığı, bu nedenle hukuka uygunluk nedeni kabul edilemeyeceği belirtilmiştir.
Aynı şekilde velayet kapsamındaki tedip ve terbiye hakkı da, çocuğa müstehcen içerik gösterilmesini hukuka uygun hale getirmez.
17. Bilirkişi İncelemesi ve Muzır Neşriyat Kurulu
CMK m. 63 uyarınca bilirkişiye ancak çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde başvurulur; genel bilgi veya hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözülebilecek konularda bilirkişiye başvurulamaz.
Öğretide baskın görüş, müstehcenliğin normatif bir değerlendirme olduğu ve bizzat hâkim tarafından takdir edilmesi gerektiği; buna karşılık eserin edebi/sanatsal değerinin gerçekten uzmanlık gerektirdiği ve bu konuda edebiyat alanında yetkin bilirkişilerden rapor alınması gerektiği yönündedir.
Yargıtay uygulaması daha geniştir; müstehcenliğin tespitinde dahi bilirkişi incelemesini fiilen zorunlu tutar:
- Yargıtay 5. CD, 12.12.2002, 2002/8559 E., 2002/8383 K.: Dava konusu CD mahkemece bizzat izlenmeden veya bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, yalnızca kolluk tutanağındaki değerlendirmelere dayanılarak suçun oluştuğunun kabulü hukuka aykırı bulunmuştur. Aynı yönde: 5. CD, 07.07.2004, 2004/499 E., 2004/542 K.; 5. CD, 08.11.2004, 2004/2896 E., 2004/7163 K.; 5. CD, 08.02.2007, 2006/13422 E., 2007/757 K.
- Yargıtay 14. CD, 31.05.2012, 2012/5095 E., 2012/6275 K.: Ele geçirilen CD’ler üzerinde usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılmadan eksik soruşturmayla hüküm kurulması bozma nedenidir. Aynı yönde: 18. CD, 13.09.2017, 2016/15028 E., 2017/8888 K.; 14. CD, 03.06.2013, 2013/3251 E., 2013/6958 K.
Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu
1117 sayılı Kanun’un 2/3. maddesi uyarınca Kurul, müstehcenlik suçuyla ilgili olarak yargı organlarına resmî bilirkişilik yapmakla görevlidir. 703 sayılı KHK ile yapılan değişiklik sonrası Kurul, ilgili Bakanlığın beş birim amirinden oluşmaktadır. Değişiklik öncesinde Kurul’da güzel sanatlar dalında ün yapmış bir üye ile bir basın mensubu üye bulunurken, mevcut yapı tümüyle bürokratiktir.
Eleştiri: Kurul üyelerinin belirlenmesinde edebiyat alanında yetkinliğe ilişkin hiçbir ölçüt bulunmamaktadır. Öğretide yapılan bir incelemede, Kurul’un 2000–2008 yılları arasında “edebiyat eseri” kapsamındaki 33 kitap hakkında hazırladığı raporlardan 27’sinde eserin müstehcen olduğu sonucuna varıldığı; raporların yarısından fazlasında aynı kalıp ifadelerin tekrarlandığı tespit edilmiştir.
Çarpıcı bir örnek: Kurul’un 2002 tarihli bir raporunda Elfriede Jelinek’in Piyanist adlı romanı estetik yapıdan uzak bulunmuş; yazar iki yıl sonra 2004 Nobel Edebiyat Ödülü’nü almıştır.
AYM, 11.02.1987, 1986/12 E., 1987/4 K.: Kurul’un o tarihteki yapısıyla resmî bilirkişi olarak görevlendirilmesi Anayasa’ya aykırı bulunmamıştır. Ancak aynı kararda, mahkemenin raporu yeterli bulmaması halinde başka bilirkişiye başvurma yetkisinin saklı olduğu vurgulanmıştır. Nitekim mahkeme Kurul raporuyla bağlı değildir ve gerekçesini göstermek şartıyla ayrıca bilirkişi tayin edebilir.
18. Erişimin Engellenmesi (5651 Sayılı Kanun)
Müstehcenlik, 5651 sayılı Kanun’un 8. maddesindeki katalog suçlar arasındadır. İki ayrı yol vardır:
- Koruma tedbiri olarak erişim engeli (m. 8/2): Soruşturma evresinde hâkim, kovuşturma evresinde mahkeme karar verir. Gecikmesinde sakınca bulunan hallerde Cumhuriyet savcısı da karar verebilir; bu karar yirmi dört saat içinde hâkim onayına sunulur.
- İdari tedbir olarak erişim engeli (m. 8/4): İçeriği çocukların cinsel istismarı veya müstehcenlik oluşturan yayınlarda, içerik veya yer sağlayıcının yurt dışında bulunması halinde erişimin engellenmesi kararı re’sen Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu tarafından verilir ve uygulanır.
Soruşturma sonucunda kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilmesi veya kovuşturma sonunda beraat kararı verilmesi halinde erişimin engellenmesi kararı kendiliğinden hükümsüz kalır. İçeriğin yayından çıkarılması halinde de tedbir kaldırılır.
19. Müsadere, Erteleme, HAGB ve Adli Para Cezası
Müsadere: Suça konu ürünler TCK m. 54 uyarınca eşya müsaderesine, ticaretinden elde edilen gelir m. 55 uyarınca kazanç müsaderesine tabidir. Bir eserin bütünü bakımından ölçülülük aranır: müstehcen kabul edilen bölümler çıkarıldıktan sonra eser bütünlüğünü koruyabiliyorsa, eserin tamamının müsaderesi ölçüsüz olur.
Adli para cezasına çevirme: Tüm fıkralarda hapis ve adli para cezası birlikte öngörüldüğünden, hapis cezasının TCK m. 50 uyarınca ayrıca adli para cezasına çevrilmesi kural olarak mümkün değildir. Bir yıldan az hapis cezalarında diğer seçenek yaptırımlar gündeme gelebilir.
Erteleme (TCK m. 51): Hükmedilen hapis cezasının 2 yıl veya daha az olması, failin daha önce kasten işlenen bir suçtan 3 aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve mahkemede yeniden suç işlemeyeceği kanaatinin oluşması halinde uygulanabilir. Erteleme yalnızca hapis cezası yönünden mümkündür; adli para cezası ertelenemez.
HAGB (CMK m. 231): Koşulları varsa — özellikle TCK 226/1 bakımından — uygulanabilir. Yargıtay 5. CD, 15.06.2009, 2009/5697 E., 2009/7296 K. kararında, müstehcenlik suçundan tazmini gereken bir zarar bulunmadığı halde “zararın giderilmemesi” gerekçesiyle HAGB uygulanmamasına karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.
2026 itibarıyla HAGB’nin durumu: Anayasa Mahkemesi, CMK m. 231’in HAGB’yi düzenleyen fıkralarını 2025/98 E., 2025/149 K. sayılı kararıyla iptal etmiş; karar 31 Aralık 2025 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanmıştır. İptal kararı 30 Eylül 2026’da yürürlüğe girecektir. Bu tarihe kadar HAGB kurumu yürürlüktedir; sonrası için yasama organının yapacağı yeni düzenlemenin takibi gerekmektedir.
20. Şikayet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
Şikayet: Müstehcenlik suçu şikayete tabi değildir. Soruşturma ve kovuşturma Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından re’sen yürütülür; şikayetten vazgeçme davayı düşürmez.
Uzlaştırma: Suç kural olarak uzlaştırma kapsamında değildir. Ancak CMK m. 253’te 2016 yılında yapılan değişiklik uyarınca, mağdurun gerçek kişi veya özel hukuk tüzel kişisi olması halinde suça sürüklenen çocuklar bakımından üst sınırı üç yılı geçmeyen suçlar uzlaştırmaya tabidir. Bu çerçevede fail çocuk ise TCK 226/1 ve 226/2 yönünden uzlaştırma gündeme gelebilir.
Etkin pişmanlık: TCK m. 226 bakımından özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. İçeriklerin sonradan silinmesi cezayı kaldırmaz; ancak takdiri indirim (TCK m. 62) değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
| Fıkra | Dava Zamanaşımı (TCK 66) | Ceza Zamanaşımı (TCK 68) |
|---|---|---|
| TCK 226/1 | 8 yıl | 10 yıl |
| TCK 226/2 | 8 yıl | 10 yıl |
| TCK 226/3 | 15 yıl | 20 yıl |
| TCK 226/4 | 8 yıl | 10 yıl |
| TCK 226/5 | 15 yıl | 20 yıl |
Fail suçu işlediği sırada 12 yaşını doldurmuş ancak 18 yaşını doldurmamışsa, dava zamanaşımı süresinin üçte ikisinin geçmesiyle kamu davası düşer.
21. Görevli ve Yetkili Mahkeme
Görevli mahkeme: 5235 sayılı Kanun’da 18.06.2014 tarihinde yapılan değişiklikten önce TCK 226/1 bakımından sulh ceza mahkemesi görevliyken, değişiklik sonrası TCK m. 226 kapsamındaki tüm suçlar yönünden asliye ceza mahkemesi görevlidir. Suçun basın ve yayın yoluyla işlendiği ve 5187 sayılı Basın Kanunu’nun alanına giren hallerde de m. 27 gereği görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Suçun çocuk tarafından işlenmesi halinde 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 26 uyarınca çocuk mahkemeleri görevlidir.
Yetkili mahkeme: Genel kural suçun işlendiği yer mahkemesidir. Basın ve yayın yoluyla işlenen suçlarda CMK m. 12 uyarınca eserin yayım merkezi olan yer mahkemesi yetkilidir; eser birden çok yerde basılmış ve suç yayım merkezi dışındaki baskıda meydana gelmişse basıldığı yer mahkemesi de yetkilidir. Görsel ve işitsel yayınlarda, yayın mağdurun yerleşim yerinde işitilmiş veya görülmüşse o yer mahkemesi de yetkilidir.
22. Müstehcenlik Suçu Yargıtay Kararları (Künyeleriyle)
22.1. Müstehcenliğin tespiti ölçütü — YCGK, 24.03.2015, 2014/14-603 E., 2015/66 K.
Değerlendirmede toplumun belli bir kesiminin değer yargıları değil, toplumun genelinin ve demokratik toplum düzeninin davranış kuralları esas alınır. Ürünün ortak edep ve ahlaka açık bir saldırı oluşturup oluşturmadığı ile çocukların korunmasının gerekip gerekmediği objektif olarak tespit edilmelidir.
22.2. Ar ve haya duygusu ölçütü — YCGK, 19.03.1996, 1996/5-27 E., 1996/45 K.
Önüne gelen eser; görünüm ve kompozisyon itibarıyla ar ve haya hislerini rencide edici nitelikte bulunmadığı ve özellikle cinsi arzuları istismar amacı taşımadığı gerekçesiyle müstehcen kabul edilmemiştir. Karar, tespitte eylemin işlendiği dönemin toplumsal ve kültürel düzeyi ile failin saikinin (subjektif ölçüt) ve içeriği algılayan kişinin bakışının (objektif ölçüt) birlikte dikkate alınmasını öngörür.
22.3. Bilirkişi incelemesi yapılmadan hüküm kurulamaz — Yargıtay 5. CD, 12.12.2002, 2002/8559 E., 2002/8383 K.
Dava konusu CD mahkemece bizzat izlenmeden veya bilirkişi incelemesi yaptırılmadan, yalnızca kolluk tutanağındaki tespit ve değerlendirmelere dayanılarak suçun oluştuğunun kabulü hukuka aykırı bulunmuştur.
22.4. Eksik soruşturma — Yargıtay 14. CD, 31.05.2012, 2012/5095 E., 2012/6275 K.
Sanıktan ele geçirilen CD’ler üzerinde usulünce bilirkişi incelemesi yaptırılıp sonucuna göre diğer delillerle birlikte sanığın hukuki durumunun tayini gerekirken, eksik soruşturmayla hükme varılması bozma nedenidir.
22.5. Kişisel amaçlı depolama da suçtur — Yargıtay 5. CD, 06.07.2010, 2010/2024 E., 2010/6003 K.
Müstehcen görüntülerin miktarı, niteliği ve kayıt biçimine göre uzun süre içinde ve kasten yapıldığı anlaşılan çocuk pornografisi ile hayvanlarla yapılan cinsel davranışlara ilişkin kayıtların dijital ortamda depolanması ve bulundurulması, kişisel amaçlı dahi olsa TCK m. 44 yoluyla 226/3’e uyan suçu oluşturur; ayrıca 226/4’ten uygulama yapılması fazla ceza tayinidir.
22.6. Fikri içtima: 226/3-2 ile 226/4 — Yargıtay 14. CD, 11.04.2017, 2016/12649 E., 2017/1957 K.
Çocukların kullanıldığı ve doğal olmayan yoldan yapılan cinsel ilişki görüntülerini bulundurmak iki ayrı suç oluştursa da, TCK m. 44 gereği en ağır cezayı öngören 226/3-2. cümleden tek hüküm kurulmalıdır.
22.7. Cep telefonuyla kişisel fotoğraflama — Yargıtay 14. CD, 07.03.2012, 2011/5431 E., 2012/2720 K.
Görüntülerin CD’ye aktarılmadığı, üretim veya çoğaltma yapılmadığı ve başkalarının kullanımına sunulmadığı olayda, cep telefonuyla yapılan kişiye özel fotoğraflamanın depolama olarak değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir.
22.8. Tehditle çıplak görüntü kaydı — Yargıtay 8. CD, 20.09.2018, 2018/5145 E., 2018/9639 K.
17 yaşındaki katılanın tehditle soyundurularak çıplak görüntülerinin cep telefonuna kaydedilip depolanması eyleminin hem TCK m. 226/3’teki müstehcenlik hem de özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarını oluşturacağı belirtilmiştir.
22.9. Otomatik indirme ve program incelemesi — Yargıtay 18. CD, 18.09.2018, 2016/9048 E., 2018/11261 K.
Depolama kastının değerlendirilmesinde, sistem üzerinde yüklü ayrı bir programın bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Dijital savunma bakımından kritik bir karardır.
22.10. Anal/oral ilişki tek başına “doğal olmayan” değildir — Yargıtay 18. CD, 28.03.2016, 2015/23959 E., 2016/6096 K.
Bilirkişi raporunda vajinal, oral, anal ve doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara dair görüntüler bulunduğunun belirtilmesi karşısında; anal ya da oral yoldan yapılan cinsel birleşmelere ait görüntülerin tek başına “doğal olmayan” kavramı içinde değerlendirilemeyeceği kabul edilmiştir.
22.11. “Doğal olmayan yol” tanımı — Yargıtay 18. CD, 15.11.2018, 2016/15272 E., 2018/15108 K.
Kavram; bireylerin cinsel yaşamı içinde yeri olmayan, aşağılayıcı ve bütün toplum tarafından doğal kabul edilmeyen ilişki olarak açıklanmış; eşcinsel veya grup halindeki birleşmelerin bu kapsamda olmadığı belirtilmiştir.
22.12. Bireysel iletişim basın-yayın sayılmaz — Yargıtay 18. CD, 31.05.2017, 2017/1867 E., 2017/6815 K.
İnternet üzerinden yayma halinde içeriğe belirsiz sayıda kişinin ulaşma imkânı bulunmalıdır; ürünün yalnızca belirli kişilere ulaştırılması veya internetin bireysel iletişim amacıyla kullanılması halinde TCK 226/5’in unsuru gerçekleşmez.
22.13. Sosyal medyada yayımlama ve fikri içtima — Yargıtay 12. CD, 30.03.2015, 2014/19480 E., 2015/5315 K.
10 yaşındaki mağdurun sanal ortamda soyundurularak görüntülerinin kaydedilmesi ve bu görüntülerin sosyal medyada yayımlanması olayında; TCK 105, 134/1, 134/2, 226/3 ve 226/5 suçlarının oluştuğu, tek fiille birden fazla suça sebebiyet verildiğinden TCK m. 44 gereği en ağır cezayı gerektiren 226/5’ten hüküm kurulması gerektiği belirtilmiştir.
22.14. WhatsApp grubunda paylaşım — Yargıtay 12. CD, 21.03.2018, 2017/3888 E., 2018/3191 K.
15 yaşındaki mağdurun müstehcen fotoğrafını çocukların bulunduğu bir WhatsApp grubunda paylaşan suça sürüklenen çocuğun TCK m. 226/5’teki müstehcenlik suçunu da işlediği kabul edilmiştir.
22.15. Çocuğa müstehcen görüntü gönderme — Yargıtay 14. CD, 21.06.2017, 2014/8666 E., 2017/3475 K.
Sanığın cep telefonundan çocuk mağdureye müstehcen içerikli görüntü göndermesi hem TCK 226/1-a hem de TCK 105 suçlarını oluşturur; TCK m. 44 gereği daha ağır olan müstehcenlik suçundan mahkûmiyet gerekir.
22.16. Suç vasfının doğru belirlenmesi — Yargıtay 12. CD, 09.09.2015, 2015/1483 E., 2015/12926 K.
Alışveriş merkezinin kadınlar tuvaletine giren sanığın, katılanların ihtiyaçlarını giderdikleri anlara ait görüntüleri kaydetmesi eyleminin TCK m. 134/1-son kapsamında özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu; eylemin müstehcenlik suçu sayılamayacağı kabul edilmiştir.
22.17. Zincirleme suç araştırması — Yargıtay 14. CD, 29.04.2014, 2012/14354 E., 2014/5840 K.
Farklı tarihlerde müstehcen içerikli CD satışı yapan sanık bakımından, önceki dosyanın kesinleşip kesinleşmediği araştırılarak zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının karar yerinde tartışılması gerektiği belirtilmiştir.
22.18. Edebi eser değerlendirmesi — Yargıtay 14. CD, 19.02.2013, 2012/13056 E., 2013/1527 K.
Guillaume Apollinaire’in Genç Bir Don Juan’ın Maceraları adlı kitabına ilişkin kararda; soruşturma aşamasındaki bilirkişi heyeti ile Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kurulu raporlarında kitabın sanatsal ve edebi değeri bulunmadığının belirtilmesine rağmen bu raporlara hangi nedenlerle itibar edilmediği açıklanmadan, genel ve soyut ifadelerle hazırlanmış üçüncü rapora dayanılarak beraat kararı verilmesi kanuna aykırı bulunmuştur. Benzer içerikli diğer karar: 14. CD, 22.01.2013, 2012/13054 E., 2013/388 K.
22.19. Müsaderede ölçülülük — Yargıtay 14. CD, 22.01.2015, 2013/11634 E., 2015/479 K.
Müstehcen unsur barındırdığı kabul edilen eserlerde müsadere hükümleri uygulanırken, müstehcen bölümler çıkarıldığında eserin bütünlüğünü koruyup korumadığı değerlendirilmelidir. Aynı yönde: 14. CD, 13.01.2015, 2013/2042 E., 2015/131 K.; 14. CD, 01.04.2014, 2012/5250 E., 2014/4282 K.
22.20. HAGB gerekçesi — Yargıtay 5. CD, 15.06.2009, 2009/5697 E., 2009/7296 K.
Müstehcenlik suçundan tazmini gereken bir zarar bulunmadığı halde, “zararın giderilmemesi” gibi dosya içeriğine uygun olmayan gerekçeyle HAGB uygulanmamasına karar verilmesi bozma nedenidir.
22.21. Görevsizlik — Yargıtay 5. CD, 21.01.2008, 2007/14274 E., 2008/56 K.
Bilirkişi raporunda satışa sunulan CD’lerde şiddet kullanılarak, hayvanlarla ve doğal olmayan yollardan yapılan cinsel davranışlara ilişkin görüntüler bulunduğunun bildirilmesi karşısında, eylemin TCK 226/4 kapsamında olabileceği ve yargılama görevinin asliye ceza mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
22.22. AYM bireysel başvuru kararı — B. No: 2014/20168, 26.10.2017
Anayasa Mahkemesi; kurgusal bir romanın özgün tarzı gözetildiğinde Anayasa’nın 26. ve 27. maddelerinin yalnızca fikir ve bilgilerin içeriğini değil ifade ediliş biçimlerini de koruma altına aldığını, bir eserin sanatsal veya edebi değeri bulunup bulunmadığının değerlendirmesinde yargı yerlerinin tam bir serbestiye sahip olduğunun kabul edilemeyeceğini, ifadelerin bağlamlarından koparılmadan incelenmesi gerektiğini belirtmiştir. Müstehcenlik gibi karmaşık ve muğlak bir olguda; sanat alanının ve eserin özellikleri, müstehcen görülen kısımların bağlamı, yazarın kimliği, eserin yazılma zamanı ve amacı, hitap ettiği kitle ile eserdeki diğer ifadelerin tamamı bir bütün olarak değerlendirilmelidir.
23. AİHM ve Karşılaştırmalı Hukuk Kararları
- Akdaş / Türkiye (B. No: 41056/04, 16.02.2010): Guillaume Apollinaire’in On Bir Bin Kırbaç adlı romanını yayımlayan yayıncının müstehcenlikten para cezasına mahkûm edilmesi incelenmiştir. AİHM; romanın ilk yayımından bu yana çok uzun süre geçtiğini, çok sayıda ülkede ve dilde yayımlandığını, Avrupa edebiyat mirasına ait bir esere Türkçe olarak erişimin engellenmesinin AİHS m. 10/2 anlamında demokratik toplumda gerekli olmadığını belirterek ihlal kararı vermiştir.
- Handyside / Birleşik Krallık (B. No: 5493/72, 07.12.1976): İfade özgürlüğünün, devlet ya da toplumun büyük bir kesimine rahatsız edici ve sarsıcı gelen düşünce ve yayınları da kapsadığı; ancak somut olayda genel ahlakın korunmasına yönelik müdahalenin Sözleşme’ye aykırılık oluşturmadığı sonucuna varılmıştır.
- Dudgeon / Birleşik Krallık: Rızaya dayalı eşcinsel ilişkinin cezalandırılamayacağı içtihat edilmiştir. Bu karar, TCK m. 226/4’teki “doğal olmayan yol” ifadesinin yorumu bakımından da anlamlıdır.
- Alman hukuku: Federal Yüksek Mahkeme’nin 1990 tarihli Opus pistorum kararında, pornografi ile sanatın birbirini dışlamadığı ve pornografik bir eserin pekâlâ sanat eseri olabileceği; sanat teriminin içeriksel değil biçimsel kriterle geniş yorumlanması gerektiği kabul edilmiştir.
- ABD hukuku: Miller v. California kararıyla oluşturulan üçlü test; ortalama bir kişinin çağdaş toplumsal ölçülere göre eseri bir bütün olarak şehvet duygularına hitap eder bulup bulmadığı, cinsel davranışların açıkça mütecaviz biçimde tasvir edilip edilmediği ve materyalin bir bütün olarak ciddi edebi, sanatsal, siyasi veya bilimsel değerden yoksun olup olmadığı ölçütlerine dayanır.
24. Beraat Gerekçeleri ve Savunma Stratejileri
Müstehcenlik dosyalarında beraat veya vasıf değişikliği sonucu doğurabilecek başlıca argümanlar:
- İçeriğin müstehcen sayılamaması: Çıplaklık ya da cinsellik tek başına müstehcenlik göstergesi değildir; eserin bütünü, bağlamı ve amacı birlikte değerlendirilmelidir (AYM B. No: 2014/20168).
- “Doğal olmayan yol” nitelendirmesinin hatalı olması: Yetişkinler arasında rızaya dayalı anal, oral, eşcinsel veya grup ilişkisi içeren materyal, güncel 18. Ceza Dairesi içtihadı karşısında TCK 226/4 kapsamında değildir.
- Depolama/bulundurma kastının bulunmaması: Otomatik indirme, önbellek kaydı, üçüncü kişi tarafından yüklenen dosyalar, cihazın ortak kullanımı. Sistemde ayrı bir indirme programının varlığı incelenmelidir.
- Ortak IP ve cihaz tespiti eksikliği: Yalnızca abonelik kaydına dayanılarak fail belirlenemez.
- Aleniyet unsurunun yokluğu: Belirli kişilere yönelik bireysel iletişim, basın-yayın yoluyla yayma sayılmaz.
- Mağdurun yaşının tespit edilmemesi: Görüntüdeki kişinin 18 yaşından küçük olup olmadığı adli tıp incelemesiyle ortaya konmalıdır; aksi halde 226/3 uygulanamaz.
- TCK 226/7 istisnası: Eserin bilimsel veya edebi/sanatsal değer taşıdığı, edebiyat alanında yetkin bilirkişilerden alınacak raporlarla ortaya konabilir.
- Bilirkişi raporunun yetersizliği: Genel ve soyut ifadelerle hazırlanmış, eserin bütününü değerlendirmeyen raporlara karşı ek rapor veya yeni bilirkişi talebi.
- Suç vasfının hatalı belirlenmesi: Eylem gerçekte özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK 134) veya cinsel taciz (TCK 105) kapsamında olabilir.
- Fikri içtima ve zincirleme suç: Tek hüküm kurulması gereken hallerde ayrı ayrı mahkûmiyet, fazla ceza tayini nedeniyle bozma sebebidir.
25. Sıkça Sorulan Sorular
Müstehcenlik suçu yüz kızartıcı suç mudur?
Kısaca: Hayır. Yüz kızartıcı suçlar 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu ve ilgili mevzuatta sınırlı olarak sayılmıştır (zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas vb.) ve müstehcenlik bu sayımda yer almaz. Bununla birlikte 657 sayılı Kanun m. 48 uyarınca, kasten işlenen bir suçtan bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına mahkûm olmak memuriyete engeldir. Bu nedenle özellikle TCK 226/3 ve 226/5 mahkûmiyetleri fiilen memuriyete engel oluşturur.
Cinsel içerikli video izlemek veya bu sitelere girmek suç mudur?
Kısaca: Yetişkinlere ilişkin sıradan içerikte hayır. Madde metnindeki seçimlik hareketler arasında “izleme” veya “seyretme” bulunmamaktadır. Buna karşılık içeriğin çocuklara ilişkin olması ya da şiddet, hayvan, ölmüş insan bedeni veya doğal olmayan yolla yapılan cinsel davranış içermesi halinde, cihaza indirme ve bulundurma dahi suçtur.
Telefonumda müstehcen video bulunması suç mudur?
Kısaca: İçeriğe göre değişir. Yetişkinlere ilişkin sıradan içeriğin bulundurulması suç değildir; çünkü TCK 226/1’de “bulundurma” seçimlik hareketi yer almaz. Ancak içerik çocuk pornografisi ise TCK 226/3-2. cümle, şiddet/hayvan/ölü beden/doğal olmayan yol içerikli ise TCK 226/4 kapsamında bulundurma başlı başına suçtur.
WhatsApp veya Instagram’dan müstehcen içerik paylaşmak suç mudur?
Kısaca: Evet, ancak hangi fıkraya girdiği değişir. Herkese açık paylaşım TCK 226/2; bir çocuğa gönderim TCK 226/1-a; çocuklara ilişkin içeriğin paylaşımı TCK 226/3 veya 226/5 kapsamındadır. Tek kişiye gönderilen içerik, belirsiz sayıda kişiye ulaşmadığından basın-yayın yoluyla yayma sayılmaz.
Müstehcenlik suçunda tutuklama olur mu?
Kısaca: Fıkraya göre değişir. TCK 226/1 ve 226/4 gibi ceza sınırı düşük hallerde tutuklama nadirdir; adli kontrol tedbirleri tercih edilir. TCK 226/3 ve 226/5 kapsamındaki çocuk pornografisi suçlarında ise ceza üst sınırının yüksekliği ve kaçma şüphesi gerekçesiyle tutuklama tedbirine sık başvurulmaktadır.
Müstehcenlik suçu şikayete tabi midir, şikayetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Kısaca: Şikayete tabi değildir; vazgeçme davayı düşürmez. Soruşturma ve kovuşturma savcılık tarafından re’sen yürütülür. Suç ayrıca uzlaştırma kapsamında da değildir; yalnızca fail çocuk ise ve üst sınır üç yılı geçmiyorsa CMK m. 253 uyarınca uzlaştırma gündeme gelebilir.
Müstehcenlik suçunda etkin pişmanlık var mı?
Kısaca: Hayır. TCK m. 226’da özel bir etkin pişmanlık hükmü öngörülmemiştir. İçeriğin silinmesi veya yayından kaldırılması cezayı ortadan kaldırmaz; ancak TCK m. 62 kapsamında takdiri indirim değerlendirmesinde dikkate alınabilir.
Müstehcenlik suçunda HAGB verilir mi?
Kısaca: 30 Eylül 2026’ya kadar evet, koşulları varsa. Hükmedilen hapis cezasının 2 yıl veya altında olması ve diğer koşulların bulunması halinde uygulanabilir; uygulamada özellikle TCK 226/1 mahkûmiyetlerinde gündeme gelir. Anayasa Mahkemesi’nin 2025/98 E., 2025/149 K. sayılı iptal kararı 30 Eylül 2026’da yürürlüğe girecektir.
Müstehcenlik suçunun zamanaşımı kaç yıldır?
Kısaca: 8 veya 15 yıl. TCK 226/1, 226/2 ve 226/4 bakımından dava zamanaşımı 8 yıl; TCK 226/3 ve 226/5 bakımından 15 yıldır. Ceza zamanaşımı ise sırasıyla 10 ve 20 yıldır.
Müstehcenlik suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Kısaca: Asliye ceza mahkemesi. 2014 yılındaki değişiklikten sonra TCK m. 226 kapsamındaki tüm suçlarda asliye ceza mahkemesi görevlidir. Fail çocuk ise çocuk mahkemeleri görevlidir.
Edebi bir eser müstehcenlik suçu oluşturur mu?
Kısaca: Kural olarak hayır. TCK m. 226/7 uyarınca sanatsal ve edebi değeri olan eserler, üçüncü fıkra hariç olmak ve çocuklara ulaşması engellenmek koşuluyla madde kapsamı dışındadır. Ancak eserin edebi değer taşıyıp taşımadığı, edebiyat alanında yetkin bilirkişilerce ve eserin bütünü esas alınarak değerlendirilmelidir.
Mağdurun rızası varsa suç oluşmaz mı?
Kısaca: Rıza suçu ortadan kaldırmaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 10.06.2014 tarihli, 2014/551 E., 2014/311 K. sayılı kararı uyarınca, çocuğun rızası hukuken üzerinde mutlak surette tasarruf edilebilecek bir hakka ilişkin olmadığından hukuka uygunluk nedeni sayılmaz.
NCMEC raporuyla başlayan soruşturmada ne yapılmalı?
Kısaca: Dijital delillerin usulüne uygunluğu incelenmelidir. IP–abone eşleştirmesinin doğruluğu, arama-el koyma kararının kapsamı, imaj alma ve hash değeri kayıtlarının usulüne uygunluğu ile cihazda tespit edilen dosyaların indirilme biçimi ve kastı ayrı ayrı değerlendirilmelidir. İfade vermeden önce dosyanın incelenmesi önem taşır.
Müstehcenlik suçu adli sicile işler mi?
Kısaca: Kesinleşen mahkûmiyet adli sicile kaydedilir. Erteleme halinde de mahkûmiyet sicile işlenir. HAGB kararları ise (uygulandığı dönem bakımından) yalnızca bunlara özgü sisteme kaydedilir ve denetim süresi sorunsuz tamamlanırsa kayıt silinir.
Sonuç
Müstehcenlik suçu; tanımı kanunda yapılmamış, kapsamı bilirkişi raporları ve içtihatla şekillenen, cezaları 6 aydan 10 yıla kadar değişen teknik bir suç tipidir. Uygulamada belirleyici olan noktalar; içeriğin hukuki nitelendirmesi (yetişkin/çocuk, doğal/doğal olmayan), aleniyet unsuru, dijital delillerin toplanma usulü, TCK m. 226/7 istisnası ve fıkralar arasındaki içtima ilişkisidir. İçtihadın özellikle “doğal olmayan yol” ve “depolama” kavramlarında dönüşüm geçirdiği göz önünde bulundurulduğunda, dosyaya uygulanacak güncel Yargıtay yaklaşımının tespiti belirleyici olmaktadır.
Dosyanızı değerlendirelim
Müstehcenlik suçu isnadıyla karşılaşan kişiler için soruşturma aşamasında atılacak adımlar, kovuşturma aşamasından çok daha belirleyicidir. Bize WhatsApp veya telefonla ulaşabilirsiniz.
Yararlanılan Kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — m. 226, 44, 50, 51, 54, 62, 66, 68
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — m. 12, 63, 231, 253
- 1117 sayılı Küçükleri Muzır Neşriyattan Koruma Kanunu — m. 2, 4, 6
- 5651 sayılı Kanun — m. 8 (erişimin engellenmesi)
- Faruk Y. Turinay, “Müstehcenlik Suçunun Hukuka Aykırılık Unsuru Bakımından Edebi Eserler”, Ankara Barosu Dergisi, 2019/4, s. 77-138 — DergiPark
- Özge Duman, Müstehcenlik Suçu (TCK m. 226), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yüksek Lisans Tezi, 2019 — YÖK Ulusal Tez Merkezi
- Veli Özer Özbek, Müstehcenlik Suçu (TCK m. 226), Seçkin Yayınları, Ankara, 2009.
- A. Ozan Marakoğlu, Edepsiz Kitaplar: Edebiyat Eserleri ve Müstehcenlik Suçu Bağlamında Bir Hukuk Eleştirisi, Liberte Yayınları, Ankara, 2014.
- Sulhi Dönmezer, Umumi Adap ve Aile Nizamı Aleyhinde Cürümler, İÜHF Yayınları, İstanbul, 1961.
- Erdal Baytemir, Açıklamalı-İçtihatlı Cinsel Dokunulmazlığa, Kişi Hürriyetine ve Genel Ahlaka Karşı Suçlar, Adalet Yayınevi, Ankara, 2009.
- Yargıtay kararları için: Yargıtay Karar Arama · Anayasa Mahkemesi kararları için: AYM Kararlar Bilgi Bankası