Hoca ve Şeyh Sıfatıyla Dini İnançların İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık Suçu 2026
Hoca ve Şeyh Sıfatıyla Dini İnançların İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık Suçu 2026
Kendini “hoca”, “şeyh”, “medyum” veya “cinci” olarak tanıtan kişilerin; “üzerinde büyü var”, “cin musallat olmuş”, “kısmetin kapalı” gibi söylemlerle mağdurları korkutup haksız menfaat temin etmesi, TCK 158/1-a kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Cezası 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır.
Dini İnanç İstismarı Dolandırıcılık Özet Tablosu 2026
| Kriter | Bilgi |
|---|---|
| Suç Tipi | TCK 158/1-a Nitelikli Dolandırıcılık |
| Hapis Cezası | 3 yıldan 10 yıla kadar |
| Adli Para Cezası | 5.000 güne kadar (menfaatin 2 katından az olamaz) |
| Görevli Mahkeme | Ağır Ceza Mahkemesi |
| Uzlaşma | Yok |
| Dava Zamanaşımı | 15 yıl |
| Tipik Yöntemler | Büyü bozma, muska yazma, cin çıkarma, fal bakma |

Dini İnançların İstismarı Yoluyla Dolandırıcılık Nedir?
Dini İnançların İstismarı Yoluyla Dolandırıcılık Nedir?
Dini inançların istismarı yoluyla dolandırıcılık, failin mağdurun dini duygularını, inançlarını veya manevi korkularını bir araç olarak kullanarak haksız menfaat temin etmesidir. Kişinin inancı gereği saygı duyduğu değerler (dua, ayet, dini ritüeller) kullanılarak güven tesis edilir ve bu güven hileli bir şekilde menfaate dönüştürülür.
Burada esas olan, mağdurun inançlarının zayıflık veya korku noktası olarak kullanılmasıdır. Hukuk sistemimiz metafizik varlıkların (cin, büyü vb.) varlığını veya yokluğunu tartışmaz. Hukukun ilgilendiği nokta; bu kavramların mağduru korkutmak, iradesini sakatlamak ve parasını almak için bir “hile aracı” olarak kullanılmasıdır.
TCK 158/1-a Kanun Metni
TCK 158/1-a – Dini İnanç ve Duyguların İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık
“Dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.”
Suçun Unsurları
| Unsur | Açıklama |
|---|---|
| Hileli Davranış | Failin dini bir yeteneği veya sıfatı olduğu izlenimi yaratması (hoca, şeyh, medyum gibi tanıtma) |
| Aldatma | Mağdurun dini duygularını kullanarak onu aldattığına inandırması |
| Haksız Yarar | Bu yolla ekonomik kazanç sağlaması (para, altın, ev, araba vb.) |
| Nedensellik Bağı | Zarar ile hileli davranış arasında uygun illiyet bağı bulunması |
Hoca / Şeyh / Din Adamı Sıfatının Kullanılması
Hukukumuzda dolandırıcılık suçunun oluşması için failin gerçekten bir din adamı (imam, müezzin vb.) olması şart değildir. Hatta çoğu olayda faillerin resmi bir dini sıfatı bulunmamaktadır.
Yargıtay kararlarına göre; failin kendisini çevreye “nefesi kuvvetli hoca”, “dergah şeyhi” veya “manevi şifacı” olarak tanıtması ve mağdurun buna inanmasını sağlayacak bir mizansen (sahneleme) oluşturması yeterlidir.
En Sık Görülen Dolandırıcılık Yöntemleri
Büyü Bozma Dolandırıcılığı
“Eşinle arana büyü yapılmış, bozmazsak ayrılacaksınız” denilerek mağdurun aile birliği tehdit edilir ve para talep edilir.
Cin Çıkarma Dolandırıcılığı
Mağdurun veya bir yakınının içine cin girdiği, para verilmezse cinin kişiyi öldüreceği veya delirteceği telkin edilir.
Muska Yazma Dolandırıcılığı
“Koruyucu muska” adı altında, genellikle anlamsız karalamalar veya fotokopi kağıtları fahiş fiyatlara satılır.
Baht Açma Dolandırıcılığı
“Bahtın kapalı, kısmetin bağlı” denilerek evlilik, iş veya sağlık sorunlarının çözüleceği vaat edilir.
Define/Altın Çıkarma Dolandırıcılığı
“Evinizin bahçesinde gömü var, altınları çıkaracağım” denilerek çeşitli dualar ve törenler karşılığında para alınır.
Fal Bakma Dolandırıcılığı
Fal bakmak bahanesiyle kişinin sorunları tespit edilir, ardından bu sorunların çözümü için para talep edilir.
Hile Unsuru: Manevi Korku ve Aldatma
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarında “hile” kavramı, basit bir yalandan öte, mağdurun inceleme eğilimini ortadan kaldıran, onu denetleyemez hale getiren davranışlar bütünüdür.
Manevi Korku Yaratılması
“Bu parayı vermezsen çocuğun ölür”, “Büyüyü bozmazsak felç kalırsın” gibi geleceğe dair, ispatlanamayan ancak mağduru dehşete düşüren söylemler.
Telkin Yoluyla Aldatma
Sürekli tekrarlanan ritüeller, okumalar ve ortamın (loş ışık, tütsü vb.) etkisiyle mağdurun mantıklı düşünme yetisinin elinden alınması.
Sonuç Garantisi Vaadi
Failin “Kesin iyileşeceksin”, “Giden eşin 3 gün içinde dönecek” gibi kesin vaatlerde bulunması hile sayılır.
Cezai Yaptırımlar
| Yaptırım Türü | Miktar |
|---|---|
| Hapis Cezası | 3 yıldan 10 yıla kadar |
| Adli Para Cezası | 5.000 güne kadar (menfaatin 2 katından az olamaz) |
| Zincirleme Suç (TCK 43) | Ceza 1/4’ten 3/4’e kadar artırılır |
| Müsadere | Suçtan elde edilen para, altın, gayrimenkul vb. el konulur |
| Dava Zamanaşımı | 15 yıl |

Yargıtay Emsal Kararları
Yargıtay Emsal Kararları
Yargıtay 23. Ceza Dairesi – E. 2015/3081, K. 2015/5587, T. 22.10.2015
“Katılan S.. A..’un suç tarihinde Afyonkarahisar İlinde bulunan T.. X1. İlköğretim Okulunda okumakta olduğu, adı geçen katılanın 2010 yılı Mayıs Ayı içerisinde ders çıkışında okul önünde bir bayanın falına bakmakta olan sanığı gördüğü ve kendi falına da bakması için sanıktan ricada bulunduğu, sanığın para karşılığı fal baktığını söylemesi üzerine katılanın yanında bulunan 20 TL parayı sanığa verdiği, bunun üzerine katılanın falına bakan sanığın ‘sen de çok yük var, ailen sana güvenmiyor, sen mutsuzsun ve sen de büyü var’ dediği, sanığın bu sözlerinden korkan ve henüz o tarihte 13 yaşında olan katılanın sanığın yanından ayrılarak evine gittiği, bir süre sonra telefonla aramak suretiyle bir kez daha katılanla iletişim kuran sanığın büyü bozmak, yapılan büyü nedeniyle katılanın ailesinin zarar görmesini önlemek şeklindeki bahanelerle sürekli olarak katılandan para istediği, sanığın bu ısrarlı söz ve davranışları üzerine kendisine ve ailesine büyü yapıldığına inanan katılanın annesine ait her biri 250 TL değerinde olan 2 adet yüzüğü annesinin bilgi ve rızası dışında alarak 2010 yılı Haziran Ayı içerisinde sanığa teslim ettiği, bilahare 2010 yılı Ağustos Ayı içerisinde bir kez daha telefonla katılanı arayan sanığın ‘büyünün bozulması için para lazım olduğunu, Şanlıurfa İlinden malzeme getireceğini, hatta kendisinin de bu malzemeyi almak için üzerine para ekleyeceğini, parayı geç getirirse masrafların artacağını, eğer büyü bozulmaz ise ailesinin mahvolacağını ve babasının öleceğini’ söyleyerek katılanı kendisine para getirmesi hususunda manevi yönden baskı altına aldığı, bunun üzerine yapılan büyü nedeniyle ailesinin ve kendisinin zarar göreceğinden korkan katılanın babası olan diğer katılan İ.. A..’a ait olup müşterek ikamet ettikleri evde muhafaza edilen paradan 2.400 TL’yi alarak sanığa teslim ettiği, bu şekilde katılanın dini inanç ve duygularını istismar eden sanığın katılanın iradesini fesada uğratmak suretiyle haksız kazanç elde ettiğinin iddia edildiği somut olayda;
Sanık savunmalarına, katılan K1..’un anlatımlarına, tanık beyanlarına, yakalama ve teşhis tutanağı içeriğine sanığın katılan K2’den aldığı parayı diğer katılan K3’e iade ettiğine ilişkin tutanak içeriği ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın üzerine atılı ‘nitelikli dolandırıcılık’ suçundan mahkumiyetine yönelik kabulde herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 22/10/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”
Yargıtay 23. Ceza Dairesi – E. 2016/10370, K. 2016/8514, T. 04.10.2016
“Bir takım ailevi problemleri bulunan katılanın, internet üzerinden yaptığı araştırma sonucunda fal, büyü, büyü çözme gibi işlerle uğraştığını gördüğü ve kendisine yardımcı olabileceğini düşündüğü sanık ile irtibata geçtiği, bu görüşme neticesinde katılanın 29/10/2010 tarihinde annes… ile birlikte sanığın bulunduğu … İlçesine geldikleri, sanık …’in katılanı ve yanındakileri karşılayıp evine götürdüğü, burada yaptıkları görüşmede sanığın katılana ‘üzerinde büyü var, 400 gram altın getir, bu altınları 3 gün okuyacağım sana geri vereceğim, bu şekilde büyü bozulacak’ dediği, bunun üzerine katılanın kendisine, annesine ve kardeşine ait muhtelif ziynet eşyalarını sanığa verdiği, sanığın bunları okuyacağını, ancak bunların yeterli olmadığını söylediği ve katılan …’e döndükten sonra onu arayarak ‘verdikleriniz yetmedi, büyü cinin ağzında çabuk olun yoksa çarpılırsınız’ diyerek katılanı korkutup 4 adet çeyrek altın, 1 adet yarım altın ve 1 adet altın bileziği kardeşi … ile göndermesini sağladığı, bir süre sonra katılanı bir kez daha arayan sanığın, ‘durumunuz çok kötü, cin sizi çarpacak, gönderdikleriniz yetmedi, biraz daha altın gönderin’ dediği ve…’e geleceğini söyleyerek katılandan yine kendisine verilmek üzere altın hazırlamasını istediği, bu sözler üzerine korkuya kapılan katılanın 400 gram ağırlığında 16 burma bileziği…’e gelen sanık …’e teslim ettiği anlaşıldığından nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Bozmaya uyularak yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 04/10/2016 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”
Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi – E. 2018/2407, K. 2019/1699, T. 27.12.2019
“Sanık K3’in, mağdur K1’e fal baktıktan sonra onda domuz büyüsü olduğunu, bu büyüden kurtarabileceğini, bunun için büyü bozma işlemi yapması gerektiğini ve karşılığında 5.000 TL para alacağını söylediği, K1’ın bu miktarı fazla bulması üzerine sanık K3’in 3.000 TL’ye büyüyü bozabileceğini, ödemeyi taksitlede yapabileceğini aksi takdirde kendisindeki cinleri de ayrıca mağdura musallat edeceğini ve daha kötü olabileceğini söylediğini, mağdurun da düşüneyim diyerek yanından ayrıldığını, aradan bir hafta geçtikten sonra mağdurun kendisini kötü hissetmesi, ellerinin ve ayaklarının titremeye başlaması üzerine eşine K3 ablaya gidelim daha kötü oldum dediği gece saat 22:00 sıralarında K3’in evine gittiği, K3’in büyüyü tek başıma çıkaramam K5 isimli kişiyi çağırmam gerekli dediğini ve kendisini cinci hoca olarak tanıtan sanık K5’ın geldiği, mağduru salonun ortasına oturttukları, etrafına mum dizerek mumları yaktıkları, K5’ın su dolu tabakla geldiği, tabağın içine cinlerin isimlerini yazacağı kağıtları atacağını söyleyerek bu kağıtları yakarak su dolu tabağa attığı devamında K5’ın bir eli ile mağdurun ağzını açtığını, bir eli ile mağdurun dilini dışarı çıkarmaya çalıştığı, dili dışarı çıkmayınca, mağdurun önce göğsüne on onbeş kere sonra da on onbeş kez beline vurduğu, K5 ve K3’in ‘Cin çıkmıyor, önceden para vermediğin için cin çıkmadı.’ diyerek müştekiyi evden gönderdikleri ve daha sonra gelmesini istedikleri ancak kendisini gördüğü muamele nedeniyle kötü hisseden mağdurun tekrar yanına gitmediği, bu şekilde sanıkların cin ve cin çıkarma gibi dini inanışlarda yer alan kavramları kullanarak dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle mağdur K1’ı fikir ve eylem birliği içerisinde dolandırmaya teşebbüs ettikleri, mağdur K1’ın sanıklara herhangi bir maddi menfaat sağlamaması nedeniyle sanıkların bu eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı,
Sanıkların müşteki K2’yi de başka bir zaman diliminde kızında bulunan adaptasyon sorununu çözmek ve akrabası K7 ile olan ailevi problemlerini gidermek için büyü yapma konusunda müşteki K2 ile anlaştıkları, dosyada mevcut tape kayıtlarından da anlaşılacağı üzere sanıkların müşteki K2’ye büyü için tütsü, kaplumbağa kabuğu ve içinde bilinmeyen sıvı verdikleri, müşteki K2’nin istemediği şahısları uzaklaştırmak için tersten dua okuyup günaha gireceklerini söyledikleri, bu işlemler sırasında sanıkların talebi üzerine müşteki K2’nin 25/06/2018 tarihinde 39.752 TL ve 14/05/2018 tarihinde 33.137 TL’yi sanık K5’a, 15/01/2018 ve 16/01/2018 tarihlerinde toplam 12.000 TL ile 10/01/2018 tarihinde 3.000 TL parayı da sanık K3’e banka üzerinden gönderdiği, bu suretle sanıkların dua gibi dini kavramları kullanarak müşteki K2’den farklı tarihlerde para alarak maddi menfaat sağlayıp aynı suçu işleme kararı kapsamında zincirleme şeklinde dini inanç ve duyguların istismarı şeklinde dolandırıcılık suçunu işlediklerine dair verilen ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık görülmemiştir.”
Yargıtay 23. Ceza Dairesi – E. 2015/5270, K. 2015/5039, T. 13.10.2015
“… ve …’ın kızları olan diğer katılan … ‘ın, eşinden ayrıldığı ve bu ayrılığın büyü nedeniyle olduğunu düşündükleri, bu nedenle katılanların, sanık …’na, büyüyü bozması ve kızlarının eşiyle barışmasını sağlaması amacıyla, çeşitli tarihlerde toplam 15.000 TL para verdikleri ve sanığın bu iş için muska yazdığı, ancak katılan … ‘ın, eşi ile barışması gerçekleşmeyince, sanığın, katılanları bir süre daha oyaladığı, aynı dönem içerisinde, katılan …’ın bozulan işlerini düzeltmek için muska yazdığı ve katılandan 28.000 TL para aldığı ayrıca katılan …’ın torunu ve kızının baş ağrılarının giderilmesi için büyü bozmak amacıyla 2 seferde toplam 8.000 euro para aldığı yine katılan … ‘ın kayınvalidesi olan diğer katılan …’den de, oğlu ile gelinini barıştırmak amacıyla 15.000 TL aldığı anlaşıldığından nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.”
Yargıtay 15. Ceza Dairesi – E. 2016/2314, K. 2017/10788, T. 11.05.2017
“Katılanın 2001 yılında sanık … ile Bursa’da tanıştığı, o dönemde katılanın iş ve özel yaşamında sıkıntılar olduğunu sanık …’ya söylediği, sanık …’nın büyü yaparak kişileri dertlerinden kurtardığını, söz ve davranışlarıyla katılana büyü yaparak katılanı iyileştireceği ve sorunlarından kurtaracağı konusunda onu inandırdığı, daha sonra sanıklar K1 ve …’nın cep telefonundan katılanı arayarak ve mesajlar çekerek büyü yapması gerektiği ve işlerinin daha da kötüleşmemesi için para göndermesi gerektiğini söyledikleri, sanık … ile kızı olan sanık …’nın banka hesap numaralarını katılana verdikleri, gönderilen mesajlarda ‘mahvolduk, mahvolacağız, felaket bekle, cinler seni hamile bıraksınlar gör’ gibi ifadelerle katılanın para göndermesini sağladıkları, sanık …’nın hesabına çeşitli tarihlerde 269.063.80 TL gönderdiği, sanık …’nın hesabına 60 TL gönderdiği, böylelikle sanıkların nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
Sanığın savunmasında katılanı tanımadığını, annesinin ikinci eşi olan sanık …’ın kendisini arayarak para göndereceğini, parayı bakkala olan borcu ödemek amacıyla bakkala vermesi gerektiğini söyleyerek 60 TL gönderdiği, parayı çekerek bakkala verdiğini beyan ettiği, katılanın beyanında ise sanık …’yı görmediğini, ancak hesabına para gönderdiğini belirtmesi karşısında, dosya içerisinde yapılan incelemede katılanın, sanık …’nın hesabına sadece 60 TL para gönderdiği, sanık tarafından bu hususun kabul edildiği eylemde sanığın suç işleme kastı bulunmadığından sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi gerekirken delillerin takdirinde hataya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle, 5320 sayılı Kanunu’nun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11/05/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay Ceza Genel Kurulu – E. 2013/15-1398, K. 112, T. 02.04.2013
“Kendilerini hoca olarak tanıtan sanıkların, katılanlara kızlarının bahtının kapandığını, evlerinde muska olduğunu söyleyip evlerine gelerek, çeşitli dualar okuyup kızlarının elbisesinden muska çıktığına inandırıp bu muskayı bozup yeni muska yaptıklarını söyleyerek paralarını almaları, ayrıca evlerinin bahçesinde bir küp altın olduğunu bu altını çıkarmak için çeşitli dualar ve törenler yapıp getirecekleri ilaçla küp içerisindeki maddeyi altına çevirecekleri vaatleri ile katılanları kandırıp altın ve paralarını almaları şeklinde gerçekleşen olayda, sanıkların basit bir yalanı aşan, mağdurları yanıltacak ve kandıracak yoğunluk ve güçteki sözleri ile planlayıp ustaca sergiledikleri hareketlerinin hileli davranış olarak kabulü gerektiğinden, hileli davranışlarla aldatma sonucunda mağdur zararına gerçekleşen eylemlerin dolandırıcılık suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir.
Aldatma aracı olarak kullanılan ‘muskayı bozma ya da cini etkisiz hale getirme veya küpten altın çıkarma için dua okuma’ vb. hususlarının dini inanç ve duygulara ilişkin olduğu, katılanların dini inanç ve duygularının istismar edilerek irade özgürlüklerinin baskı altına alınması suretiyle sanıklara altın ve para vermelerinde etkili olduğu anlaşıldığından, sanıkların sabit kabul edilen eylemleri dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle zincirleme şekilde dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır.”
Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi
Eğer şüpheli veya sanık işlediği suçtan dolayı pişmanlık duyar ve mağdurun zararını giderirse TCK 168 uyarınca ceza indirimi alabilir:
| Aşama | İndirim Oranı |
|---|---|
| Soruşturma Evresi (Dava açılmadan önce) | Zarar tamamen giderilirse ceza 2/3 oranına kadar indirilebilir |
| Kovuşturma Evresi (Dava açıldıktan sonra, hüküm verilmeden önce) | Zarar tamamen giderilirse ceza 1/2 oranına kadar indirilebilir |
Uzman Avukat Desteği Alın
Dini istismar yoluyla dolandırıcılığa maruz kaldıysanız veya bu suçlamayla karşı karşıyaysanız profesyonel hukuki destek alın.

Mağdurlar Ne Yapmalı?
Mağdurlar Ne Yapmalı?
1. Suç Duyurusu
Derhal en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına veya kolluk kuvvetlerine (Polis/Jandarma) başvurun.
2. Delil Toplama
- WhatsApp veya SMS yazışmaları
- Banka dekontları / EFT kayıtları
- Varsa ses veya kamera kayıtları
- Tanık beyanları (olaya şahit olanlar)
- Verilen muskalar veya “okunmuş” maddeler
3. Hukuk Davaları
Ceza davası dışında maddi ve manevi tazminat davası ile sebepsiz zenginleşme davası açılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki Destek İçin İletişime Geçin
Dini istismar yoluyla dolandırıcılık suçuyla ilgili tüm hukuki süreçlerinizde yanınızdayız.