Ramazan Ayında Sadaka, Fitre ve Zekat Toplama Bahanesiyle Dolandırıcılık 2026
Ramazan Ayında Sadaka, Fitre ve Zekat Toplama Bahanesiyle Dolandırıcılık 2026
Ramazan ayında sadaka, fitre ve zekat toplama bahanesiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık eylemleri, TCK 158/1-a kapsamında dini inanç ve duyguların istismarı suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturur. Cezası 3 yıldan 10 yıla kadar hapis ve 5.000 güne kadar adli para cezasıdır.
Ramazan Dolandırıcılığı Özet Tablosu 2026
| Kriter | Bilgi |
|---|---|
| Suç Tipi | TCK 158/1-a Nitelikli Dolandırıcılık |
| Hapis Cezası | 3 yıldan 10 yıla kadar |
| Adli Para Cezası | 5.000 güne kadar (menfaatin 2 katından az olamaz) |
| Görevli Mahkeme | Ağır Ceza Mahkemesi |
| Uzlaşma | Yok |
| Dava Zamanaşımı | 15 yıl |
| Tipik Yöntemler | Sahte cami/dernek, fitre toplama, zekat isteme, mevlit okutma |

Ramazan Ayında Bağış Dolandırıcılığının Hukuki Boyutu
Ramazan Ayında Bağış Dolandırıcılığının Hukuki Boyutu
Ramazan ayı; yardımlaşma, paylaşma ve manevi hassasiyetlerin yoğunlaştığı müstesna bir dönemdir. Ancak bu manevi ortam, bazı kötü niyetli kişiler tarafından sadaka, fitre ve zekat toplama bahanesiyle dolandırıcılık amacıyla istismar edilebilmektedir.
Ramazan ayında zekat ve fitre ibadetinin yerine getirilmesi, bağış hacmini ciddi ölçüde artırır. Bu durum, dolandırıcılık suçunun hile unsurunun daha kolay kurulmasına elverişli bir zemin yaratır.
TCK 158/1-a Kanun Metni
TCK 158/1-a – Dini İnanç ve Duyguların İstismarı Suretiyle Dolandırıcılık
“Dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi halinde, üç yıldan on yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezasına hükmolunur.”
Yardım Toplama Yetkisi Kimlere Aittir?
Gerçek Kişiler
Vatandaşların yardım toplayabilmesi için tek başlarına hareket etmeleri yasaktır. En az üç kişiden oluşan bir “Sorumlu Kurul” oluşturulmalı ve bu kurulun ikametgah adresleri ile sabıka kayıtları mülki amirliğe sunularak izin alınmalıdır. Sosyal medyada tek bir şahsın kendi şahsi IBAN’ını vererek para istemesi mevzuatın ruhuna ve lafzına aykırıdır.
Dernekler, Vakıflar ve Kurumlar
Sadece dernek veya vakıf olmak, her zaman para toplanabileceği anlamına gelmez. Her bir yardım kampanyası için (izin almadan yardım toplama hakkı tanınan istisnai kurumlar hariç) ayrıca izin alınması ve faaliyetin süresinin belirlenmesi zorunludur.
Muaf Kuruluşlar
Yardım Toplama Kanunu’nun 6. maddesi uyarınca, kamu yararına çalışan ve Cumhurbaşkanınca kararlaştırılan belirli kuruluşlar (Türk Kızılayı, Türk Hava Kurumu, Türkiye Diyanet Vakfı, Mehmetçik Vakfı vb.) her kampanya için izin almak zorunda değildir.
İzinsiz Yardım Toplama ve Dolandırıcılık Farkı
| Kriter | İzinsiz Yardım Toplama | Dolandırıcılık (TCK 158) |
|---|---|---|
| Para Kullanımı | Vaat edilen hayır işinde kullanılmış | Kişisel menfaate aktarılmış |
| Yaptırım | İdari para cezası + müsadere | 3-10 yıl hapis + adli para cezası |
| Yasal Dayanak | 2860 sayılı Kanun m.29 | TCK 158/1-a |
| Görevli Makam | Mülki Amir | Ağır Ceza Mahkemesi |

En Sık Görülen Dolandırıcılık Yöntemleri
En Sık Görülen Dolandırıcılık Yöntemleri
Sahte Cami/Kuran Kursu/Dernek Adına Para Toplama
Fail kendisini cami görevlisi, dernek temsilcisi veya vakıf gönüllüsü olarak tanıtır. Gerçekte var olmayan projeler üzerinden mağdurun güvenini kazanır. “Yetim çocuklar”, “Afrika yardımı”, “iftar organizasyonu” gibi kavramlar özellikle kullanılır.
Fitre ve Zekat Toplama Bahanesi
Ramazan ayında özellikle yaşlı ve dini hassasiyeti yüksek kişilere “fitre vereceğiz”, “zekat dağıtacağız” denilerek para alınır, ancak toplanan para kişisel harcamalara yönlendirilir.
Mevlit Okutma ve Dua Bahanesi
“Cenaze için Kur’an-ı Kerim okunacak”, “mevlit okutulacak”, “hocaya okutulacak” denilerek para toplanır.
Şehitler İçin Iskat Bahanesi
“Şehit düşmüş şehitlerimizin rahmeti için ıskat işlemi” yapılacağı söylenerek dini duygular istismar edilir.
Sadaka Dağıtma Vaadi
“Zengin bir akrabam var, onun adına sadaka dağıtıyorum, sana da vereceğiz” denilerek önce mağdurdan para alınır.
Yargıtay Emsal Kararları
Yargıtay Ceza Genel Kurulu – E. 2012/1365, K. 2013/381, T. 24.09.2013
“Görüldüğü üzere, TCK’nun 158. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendinde, dolandırıcılık suçunun dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi nitelikli hal olarak kabul edilirken, dinin, dini inanç ve duyguların ya da iyilik yapma hislerinin bir aldatma aracı olarak kullanılması aranmıştır. Önemli olan, dini inanç ve duyguların kötüye kullanılması suretiyle insanların aldatılması olup, aldatma aracı olarak kullanılan din veya mezhebin hangi din veya mezhep olduğunun bir önemi bulunmamaktadır. Örneğin, fitre ya da zekat verileceğinden bahisle para toplanması, gerçekte cami yaptırma niyetinde olmayan bir kimsenin cami yaptıracağından veya yarım kalan camiyi bitireceğinden bahisle izinsiz olarak yardım toplaması ya da cemevi ya da kiliseye yardım duyurusuyla para istemesi veya Hz. İsa’nın dünyaya dönüşünü sağlamak için altyapı oluşturmak üzere para toplaması, cenaze için Kur’an-ı Kerim okunacağı ve ardından zekat verileceğinden ya da söz konusu okumanın değerli bir ziynet eşyası üzerine yapılacağından bahisle yardım toplanması gibi durumlarda bir kısım dini inanç ve duyguların istismar edildiğinden söz edilebilecektir.
Doktrinde de gerçekte olmadığı halde cami ya da Kur’an Kursuna yardım edileceğinden bahisle para toplanması, yine dinin orijinal bünyesinde bulunmayan tarzda ve maddi menfaat temin etmek için muskacılık, üfürükçülük gibi faaliyetler sonucu kişilerden yarar elde edilmesi halinin de bu bent kapsamına gireceği belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Kendisini tanımayan katılana oğlu F1’ı tanıdığı izlenimi veren sanığın, öldüğünü iddia ettiği kayınvalidesinin vasiyeti gereği erzak ve para dağıtacağını söyleyip, bunu katılandan yapmasını istediği, bu isteği kabul eden katılanı, kayınvalidesi için mevlüt okuyan hocaya parasını okutmak suretiyle bereketleneceğine inandırıp, kimliği belirlenemediği için evrakı ayrılan ikinci bir kişi ile birlikte kandırarak parasını almak şeklinde gerçekleşen olayda, sanığın basit bir yalanı aşan, katılanı yanıltacak ve kandıracak yoğunluk ve güçteki sözleri ile planlayıp ustaca sergiledikleri hareketlerinin hileli davranış olarak kabulü gerektiğinden, hileli davranışlarla aldatma sonucunda katılan zararına gerçekleşen eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturacağı kabul edilmelidir. Aldatma aracı olarak kullanılan ‘Mevlit okutma, dua okuyarak tesbih çekme, hocaya okutma’ hususlarının dini inanç ve duygulara ilişkin olduğu, katılanın dini inanç ve duygularının istismar edilerek irade özgürlüğünün baskı altına alınması suretiyle sanığa para vermesinde etkili olduğu anlaşıldığından, sanığın sabit kabul edilen eylemi dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturmaktadır.”
Yargıtay 23. Ceza Dairesi – E. 2015/2727, K. 2015/4127, T. 15.09.2015
“Söz konusu dosya ile irtibatından dolayı dosya içerisine aslı gibidir onaylı örneği alınan Asliye Ceza Mahkemesinin 2006/310 esas numaralı dosyasında 17/10/2006 ve 08/02/2007 tarihli celselerde şikayetçi …’nin; sanıkların yanına gelerek ‘senin oğlunla birlikte önereceğin fakir fukaraya Allah rızası için, şehit düşmüş şehitlerimizin rahmeti için yardım edeceğiz. Bizi ayyaşa sarhoşa götürme dediler. Ben de Allah rızası için kabul ettim. Bunun üzerine bana para ve erzak yardımından önce şehitlerimiz için yapılacak ıskat işlemi için 10 dakikalığına para vermemi istediler. Iskat işlemi vefat etmiş insanların günahlarının affı için yapılan dini geleneğe dayalı bir merasimdir. Ben ölmüş şehitlerin rahmeti için denince manevi duygularıma yenik düştüm’ şeklindeki beyanı karşısında sanıkların bahsi geçen senaryoyu hile aracı olarak kullanmak suretiyle şikayetçiden para alma şeklinde gerçekleşen eylemlerinin, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen ‘dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık’ suçunu oluşturduğu gözetilmeden suç vasfında yanılgıya düşülerek aynı Kanun’un 157/1 maddesi uyarınca ‘basit dolandırıcılık’ suçundan hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar … ve … ile sanık … müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı Kanun’un 326/son maddesi uyarınca sanıklar …’e ve …’e ilişkin sonuç ceza yönünden sanıkların kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 15/09/2015 tarihinde oybirliği ile karar verildi.”
Yargıtay 15. Ceza Dairesi – E. 2013/7389, K. 2015/1075, T. 22.01.2015
“Dolandırıcılık suçunun dinî inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle işlenmesi, bu suçun temel şekline göre daha ağır ceza ile cezalandırılmayı gerektiren bir durum olarak TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenmiştir. Madde gerekçesine göre, burada dikkat edilmesi gereken husus, dinin bir aldatma aracı olarak kullanılmasıdır.
Din, bir topluluğun sahip olduğu kutsal kitap, peygamber ve Allah kavramını da genellikle içinde bulunduran inanç sistemi ve bu sisteme bağlı olarak yerine getirmeye çalıştığı ahlaki kurallar bütünüdür. Dini inanç, dine inanan, belirli bir dine mensup kişinin duygularıdır. Bir insanın dini inanç ve duyguları ile doğup büyüdüğü, terbiyesini aldığı ailesi, çevresi ve içinde bulunduğu toplum arasında çok sıkı bir ilişki bulunmaktadır.
Bu nitelikli unsurun gerçekleşebilmesi ve suçun oluşabilmesi için, dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılmalı, bu suretle gerçekleştirilen hile ile haksız bir yarar da sağlanmış olmalıdır.
Daha önce …’da kuaför dükkanı olan sanığın, eşinin tayininin çıkması üzerine taşındıkları …’da da yine kuaför dükkanı açtığı, buraya müşteri olarak gelen katılan … ile tanıştığı, bir süre sonra samimi oldukları, sanığın, katılana evinde ve üzerinde büyü olduğunu söylediği… sanığın, katılanlara evlerinde büyü olduğunu, düğün için …’ya gitmeleri halinde kaza geçireceklerini söylediği, büyüden kurtulmak için katılanların birer takım elbisesini kalorifer kazanında yaktığı… sanık …’da olduğu sürede büyünün kalkması için katılan ve mağdurdan kendi hocaları aracılığıyla sadaka dağıtılacağını söyleyerek para istediği, katılan ve mağdurun da istenilen paraları sanığa havale ettiklerinin iddia edildiği somut olayda… sanığın üzerine atılı dini kurallara bağlı olanların, önem verdiği değerler, dini inanç ve duygular aldatma aracı olarak kötüye kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediği gözetilip mahkumiyeti yerine hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde beraatine karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 22.01.2015 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay 15. Ceza Dairesi – E. 2014/8939, K. 2014/8769, T. 05.05.2014
“Somut olayda; sanık …’in, ramazan ayı içerisinde, öğle saatlerinde önceden pazarlarda tezgah açması nedeniyle tanıdığı 63 yaşlarındaki mağdur…. evinin balkonuna çamaşır asarken gördüğü, mağdura halini hatırını sorduktan sonra oruç olduğunu, bunaldığını, lavabosunu kullanmak istediğini söylediği, oruç olduğunu ileri sürmesinden dolayı o gün henüz mukabeleden yeni gelmiş bulunan mağdurun kabul etmesi nedeniyle eve girdiği, önce konutun lavabo bölümüne geçip, elini yüzünü yıkadığı, daha sonra oturma odasına geçerek mağdura ablasının zengin bir kadın olduğunu, onun namına sadaka ve fitre dağıttığını, kendisine de sadaka ve kumanya verebileceklerini belirtip mağdurdan büyükçe bir poşet istediği, kendisine erzak getirileceğini düşünen mağdurun da sanığa istediği poşeti verdiği, daha sonra da sanığın, üst mahalleden bir kadına fitre vereceklerini belirterek cep telefonu ile sanki ablası ile konuşuyormuş gibi hareket ettiği, daha sonra mağdura ablası ile telefonla konuştuğunu, ablasının da 1 saat sonra geleceğini, kendisine de fitre verebileceklerini söylediği, ardından da ‘Bankadan gidip sana vereceğimiz fitre parasını çekeyim, ancak bankadan 1.000 TL çekebilmem için önce 400 TL para yatırmak gerekiyor, bu parayı sen bana ver, bankaya gidip yatırayım, böylece 1000 TL çekip sana fitre olarak verelim’ dediği, mağdurun da o kadar parasının olmadığını, 330 TL’sinin olduğunu söylemesi üzerine sanığın o para da yeter diyerek kendisine fitre vereceğini inandırmak suretiyle mağdurdan 330 TL parayı alarak olay yerinden ayrıldığı, daha sonrasında ise fitre ve parayı mağdura vermediği anlaşıldığından, eyleminin dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 05.05.2014 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.”
Yargıtay 11. Ceza Dairesi – E. 2021/30312, K. 2024/8475, T. 25.06.2024
“Sanığın, dava dışı …’na hotmail hesabına hukuka aykırı bir şekilde erişip, arkadaş listesinde yer alan katılan …’a mesaj göndererek ödemesi olduğunu, kredi kartı bilgilerine ihtiyacı olduğunu söylemesi, katılanın da bilgilerini paylaşması üzerine internet üzerinden 2000 TL bedelli harcama yapması biçimindeki eylemler nedeniyle sanık hakkında kamu davası açılmıştır.
Mahkeme tarafından ‘…Müştekinin beyanı, sanık hakkında benzer suçlardan verilmiş mahkumiyet hükümlerinin bulunması dava dosyası kapsamı, olayda kullanılan 0532 584 93 14 numaralı telefon hattının kayıtlı olduğu …’ın sanığın annesi olması ve sanığın kendi ikrarı ile bu telefonu kullandığının anlaşılması Yapı Kredi Bankası Genel Müdürlüğünün 07.12.2012 tarihli ekstreleri ve dava dosyası kapsamına göre, sanığın müştekinin eniştesi …’nun hotmail hesabını her nasılsa ele geçirdiği ve buradan müşteki …’ün Hotmail hesabına girdiği kendisini … olarak tanıttığı ve ondan ödemesi olduğunu söyleyerek 119.00 TL borcunu kapatabilmesi için banka bilgilerini istediği müştekinin de kendisi ile görüşenin eniştesi olduğu düşüncesi ile Yapı Kredi Bankasına ait banka kredi kartı şifrelerini verdiği sanığın da bu kartı internet ortamında kullanarak 2.000 TL’lik alışveriş yaptığı…’ şeklindeki kabulü ile temyize konu mahkumiyet kararının verildiği anlaşılmıştır.
Yargılama sürecindeki işlemlerin usul ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdani kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasıfları ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği anlaşıldığından sanığın yerinde görülmeyen temyiz sebepleri reddedilmiştir.
Sanığın, dava dışı …’na ait hotmail hesabına hukuka aykırı bir şekilde erişip, arkadaş listesinde yer alan katılan …’a mesaj göndererek ödemesi olduğunu, kredi kartı bilgilerine ihtiyacı olduğunu söylemesi, katılanın da bilgilerini paylaşması üzerine internet üzerinden 2000 TL bedelli harcama yapması biçimindeki eylemlerin bir bütün halinde nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturduğu… sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, ONANMASINA, 25.06.2024 tarihinde karar verildi.”

Cezai Yaptırımlar
Cezai Yaptırımlar
| Yaptırım Türü | Miktar |
|---|---|
| Hapis Cezası | 3 yıldan 10 yıla kadar |
| Adli Para Cezası | 5.000 güne kadar (menfaatin 2 katından az olamaz) |
| Zincirleme Suç (TCK 43) | Ceza 1/4’ten 3/4’e kadar artırılır |
| Müsadere | Suçtan elde edilen para ve mallar el konulur |
| Dava Zamanaşımı | 15 yıl |
Etkin Pişmanlık ve Ceza İndirimi
Fail tarafından zararın giderilmesi TCK 168 kapsamında cezada indirim sağlayabilir:
| Aşama | İndirim Oranı |
|---|---|
| Soruşturma Evresi (Dava açılmadan önce) | Zarar tamamen giderilirse ceza 2/3 oranına kadar indirilebilir |
| Kovuşturma Evresi (Dava açıldıktan sonra, hüküm verilmeden önce) | Zarar tamamen giderilirse ceza 1/2 oranına kadar indirilebilir |
Uzman Avukat Desteği Alın
Ramazan ayında bağış dolandırıcılığına maruz kaldıysanız veya bu suçlamayla karşı karşıyaysanız profesyonel hukuki destek alın.
Bağış Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli?
- IBAN mutlaka kurum adına kayıtlı olmalıdır
- Dernek/vakıf kayıtları resmi kaynaklardan sorgulanmalıdır
- Sosyal medya ve WhatsApp üzerinden gelen bağış taleplerine temkinli yaklaşılmalıdır
- “Son gün”, “hemen gönder” gibi baskılar ciddi bir risk göstergesidir
- Yardım Toplama İzin Numarası sorgulanmalıdır
- Muaf kuruluş listesi kontrol edilmelidir (Kızılay, Diyanet Vakfı vb.)
Mağdurlar Ne Yapmalı?
1. Delil Toplama
- Banka dekontları ve EFT kayıtları
- WhatsApp, SMS ve yazışma kayıtları
- Tanık beyanları
- Sosyal medya ekran görüntüleri
2. Suç Duyurusu
Cumhuriyet Başsavcılığına başvurarak nitelikli dolandırıcılık suçundan soruşturma talep edilmelidir.
3. Hukuk Davaları
Ceza davasına ek olarak maddi ve manevi tazminat davaları açılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Hukuki Destek İçin İletişime Geçin
Ramazan ayında bağış dolandırıcılığına maruz kaldıysanız tüm hukuki süreçlerinizde yanınızdayız.