Eziyet Suçu (TCK 96)
Eziyet Suçu (TCK 96): Cezası, Unsurları ve Şikâyet Yolu
Hızlı cevap
Eziyet suçu, bir kimseye karşı belirli bir süreç içinde sistematik biçimde tekrarlanan ve o kişinin bedensel ya da ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açan davranışlarla işlenen suçtur. TCK 96 uyarınca temel cezası 2 yıldan 5 yıla kadar hapis, nitelikli hâllerde 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir. Suç şikâyete tabi değildir, re’sen soruşturulur; uzlaştırma kapsamında değildir ve görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.
İçindekiler
- Eziyet suçu nedir? (TCK 96)
- Korunan hukuki değer, fail ve mağdur
- Eziyet suçunun unsurları
- Süreklilik ve sistematiklik: tek hareket yeterli mi?
- Eziyet teşkil eden davranışlar
- Eziyet suçu cezası
- Nitelikli hâller (TCK 96/2)
- Karıştırılan suçlar: işkence, kasten yaralama, kötü muamele
- Teşebbüs, iştirak ve içtima
- Şikâyet, zamanaşımı, uzlaştırma ve görevli mahkeme
- Soruşturma ve kovuşturma süreci: 5 adım
- Eziyet suçunda deliller ve ispat
- HAGB, erteleme ve adli para cezasına çevirme
- Mağdurun hakları ve 6284 sayılı Kanun tedbirleri
- Şüpheli ve sanığın hakları
- Yargıtay ve AİHM uygulaması
- Sıkça sorulan sorular
- Ceza yargılamasında müdafi ile temsil
- Şişli-Nişantaşı konumu ve iletişim
Eziyet Suçu Nedir? (TCK 96)
Eziyet suçu, bir kimsenin insan onuruyla bağdaşmayan davranışlara maruz bırakılarak bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine, aşağılanmasına yol açılmasıdır. Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” kitabında, “İşkence ve Eziyet” başlıklı üçüncü bölümde TCK madde 96 altında düzenlenmiştir.
Sözlük anlamıyla eziyet; zulüm, güçlük ve sıkıntı demektir. Hukuki anlamıyla ise tek bir davranışı değil, belirli bir süreç içinde sistematik biçimde tekrarlanan davranışlar bütününü anlatır. Bu yönüyle bu suç, tek bir fiille işlenebilen kasten yaralama, hakaret veya tehdit suçlarından ayrılır.
Düzenleme 765 sayılı mülga Türk Ceza Kanunu’nda bulunmuyordu. Kanun koyucu, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “Kimseye işkence ve eziyet yapılamaz; kimse insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir cezaya veya muameleye tabi tutulamaz.” hükmünü ceza hukuku alanında karşılamak üzere eziyet suçunu bağımsız bir suç tipi olarak öngörmüştür.
Bu düzenlemenin uluslararası dayanağı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 3. maddesidir. Sözleşme, “Hiç kimse işkenceye, zalimane, gayriinsani yahut haysiyet kırıcı ceza veya muameleye tabi tutulamaz.” hükmüyle mutlak bir yasak getirir. Türkiye, Sözleşme’nin 1. maddesi uyarınca yetki alanındaki herkese bu hakkı sağlamakla yükümlüdür; bu suçun kanunda ayrıca düzenlenmesi, bu pozitif yükümlülüğün yerine getirilmesidir. Nitekim TCK 94’teki işkence suçu yalnızca kamu görevlileri tarafından işlenebilirken, eziyet suçu ile bireyler diğer bireylerden gelen saldırılara karşı da korunmuş olur.
(2) Yukarıdaki fıkra kapsamına giren fiillerin;
a) Çocuğa, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye ya da gebe kadına karşı,
b) Üstsoy veya altsoya, babalık veya analığa ya da eşe veya boşandığı eşe karşı,
İşlenmesi hâlinde, kişi hakkında üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
Mevzuat notu: Birinci fıkradaki “kadına karşı işlenmesi hâlinde alt sınır iki yıl altı ay” kaydı ile ikinci fıkranın (b) bendindeki “boşandığı eş” ibaresi, 7406 sayılı Kanun ile eklenmiş ve 27 Mayıs 2022 tarihli ve 31848 sayılı Resmî Gazete‘de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Bu tarihten önce işlenen fiillerde TCK 7 uyarınca lehe kanun değerlendirmesi yapılır. Maddenin güncel hâli işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu metninden teyit edilmelidir.
Korunan Hukuki Değer, Fail ve Mağdur
Eziyet suçu ile korunan hukuki değer, kişinin onuru ile maddi ve manevi varlığıdır. Maddi varlık kapsamında vücut bütünlüğü ve beden sağlığı; manevi varlık kapsamında ruh sağlığı, şeref ve iç huzur koruma altındadır. Düzenlemenin özünde, kişinin zalimane, insanlık dışı veya onur kırıcı her türlü kötü muameleye tabi olmama hakkı yatar.
Fail kim olabilir?
Bu suçun faili herkes olabilir. Eziyet suçu, fail bakımından işkence suçundan ayrılır: işkence suçu özgü suç niteliğinde olup yalnızca kamu görevlisi tarafından işlenebilirken, bu suç kamu görevlileri dışındaki herhangi bir kişi tarafından da işlenebilir.
Kamu görevlisinin de bu suçun faili olabileceği kabul edilir; ancak burada belirleyici ölçüt görevle bağlantıdır. Kamu görevlisi, görevinin sağladığı yetkiyi kullanarak mağdurun algılama veya irade yeteneğini etkileyecek biçimde hareket etmişse işkence suçu; görevinden bağımsız, kişisel bir husumetle hareket etmişse eziyet suçu gündeme gelir. Örneğin bir polis memurunun komşusuna, belli bir süreç içinde sistematik biçimde yönelttiği tehdit ve aşağılayıcı davranışlar işkence değil bu suç kapsamındadır.
Mağdur kim olabilir?
Suçun mağduru da herhangi bir kişi olabilir. Ancak mağdurun; çocuk, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişi, gebe kadın, üstsoy, altsoy, babalık, analık, eş ya da boşanılan eş olması hâlinde suçun nitelikli hâli oluşur ve fail daha ağır cezalandırılır.
Öğretide, mağdurun uygulanan davranışları algılayabilecek durumda olmasının gerekip gerekmediği tartışılır. Baskın görüş, eziyet suçunun maddi unsurunun işkenceye paralel düzenlenmediği, dolayısıyla “algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesi” gibi bir şartın burada aranmadığı yönündedir.
Eziyet Suçunun Unsurları
Bu suçun unsurları, maddenin kısa metnine karşın uygulamada en çok tartışılan konudur. Kanun, hangi hareketlerin eziyete yol açacağını saymamış; suçu serbest hareketli biçimde düzenlemiştir.
| Unsur | İçeriği | Değerlendirmede aranan |
|---|---|---|
| Maddi unsur (fiil) | Bedensel veya ruhsal acı çekmeye, aşağılanmaya yol açacak davranışlar | Serbest hareket; belirli bir süreç içinde tekrar |
| Süreklilik ve sistematiklik | Hareketlerin bir bütün oluşturacak biçimde planlı ya da düzenli işlenmesi | Zaman içine yayılma, benzerlik, düzen |
| Netice | Mağdurda acı, korku, aşağılanma, çaresizlik duygusu | Objektif olarak elverişlilik; fiilî zarar aranmaz |
| Nedensellik bağı | Davranışlar ile netice arasındaki bağ | Hareketlerin bütün hâlinde etkisi |
| Manevi unsur | Genel kast | Bilme ve isteme; özel saik aranmaz |
| Hukuka aykırılık | Hukuka uygunluk nedeninin bulunmaması | Rıza ve terbiye hakkı hukuka uygunluk sağlamaz |
| Fail–mağdur | Herkes fail, herkes mağdur olabilir | Belirli sıfatlar nitelikli hâl doğurur |
Maddi unsur: acı çekmeye yol açacak davranışlar
Maddi unsur, “bir kimsenin eziyet çekmesine yol açacak davranışları gerçekleştirmek” şeklinde belirlenmiştir. Kanun hangi hareketin bu sonucu doğuracağını göstermediğinden, davranışların niteliği somut olayda ortaya konulur.
Davranışlar iki yönde etki doğurabilir: mağdurun bedensel yönden acı çekmesi ya da ruhsal yönden acı çekmesi, aşağılanması. Bedensel acı vermek vücuda acı verilmesini, ruhsal acı ise psikolojik şiddet uygulanmasını ifade eder. Ruhsal acı veren davranışların bedene doğrudan fiziki müdahale içermesi gerekmez.
Öğretide bazı yazarlar eziyetin daha çok psikolojik boyutta yaşandığını savunsa da, madde metninde böyle bir sınırlama yoktur. Eziyet, işkence gibi hem bedensel hem ruhsal bütünlüğe yönelik davranışlarla gerçekleştirilebilir.
Netice: aşağılayıcı ve eza verici etki
Suç tipinde aranan netice, objektif olarak aşağılayıcı ya da eza verici hareketler aracılığıyla insan olma niteliğinin altında kalan bir kişiliğin dayatılmasıdır. Mağdurda utanma, korku, acizlik veya değersizlik duygusu uyandırıp onurunu zedeleyecek nitelikte davranışlar bu kapsamdadır.
Önemli bir nokta şudur: eziyet suçu salt hareket suçudur. Suçun oluşması için hareketin yapılması yeterli olup, mağdurun kişisel bütünlüğünün fiilen zarar görmesi şart değildir. Mağdurun psikolojik olarak etkilenmemiş veya kendisini aşağılanmış hissetmemiş olması, suçun oluşması bakımından belirleyici değildir; ölçüt objektiftir.
Manevi unsur: genel kast yeterlidir
Bu suç yalnızca genel kastla işlenebilir; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Fail, bir kişiye karşı insan onuruyla bağdaşmayan ve bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine yol açacak davranışları bilerek ve isteyerek gerçekleştirmelidir.
Kanun özel bir saik aramamıştır. Failin eğlenmek, intikam almak, duygularını tatmin etmek veya baskı kurmak amacıyla hareket etmesi arasında fark yoktur; saik yalnızca cezanın bireyselleştirilmesinde TCK 61 çerçevesinde dikkate alınabilir.
Hukuka aykırılık: rıza ve terbiye hakkı
Eziyet teşkil eden davranışlar insan onuruyla bağdaşmadığından, bu suçta mağdurun rızası hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz. Kişinin vücut bütünlüğü üzerinde mutlak bir tasarruf yetkisi bulunmadığı gibi, onur da kişinin serbestçe vazgeçebileceği bir değer değildir. Sado-mazoşist davranışlarda mağdurun rıza göstermesi hâlinde dahi, hareketler vahşi nitelikteyse suç oluşabilir.
Aynı şekilde “terbiye hakkı” da hukuka uygunluk nedeni sayılmaz. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, üvey babası tarafından defalarca dövülen çocuk yönünden İngiltere’yi Sözleşme’nin 3. maddesini ihlal etmekten sorumlu tutmuş; iç hukukun çocuğu korumakta yetersiz kaldığını tespit etmiştir. Disiplin ve eğitim yetkisi, kişinin onuru ve beden bütünlüğü gibi temel haklarına müdahale oluşturamaz.
Kanun hükmünü yerine getirme veya meşru savunma gibi genel hukuka uygunluk nedenlerinin ise, davranışların belirli bir süreç içinde sistematik biçimde gerçekleşmesi karşısında somut olayda uygulanabilmesi güçtür.
Süreklilik ve Sistematiklik: Tek Hareket Yeterli mi?
Bu suçun en ayırt edici özelliği hareketlerin sistematik biçimde ve belli bir süreç içinde işlenmesi zorunluluğudur. Madde gerekçesinde de bu husus açıkça vurgulanmıştır. Bu nedenle tek bir tokat, tek bir hakaret veya anlık gerçekleşen bir darp olayı, ne kadar ağır olursa olsun kural olarak bu suçu oluşturmaz.
Sistematik olma hâli, hareketlerin eziyet suçunu oluşturup oluşturmadığının tespitinde yararlanılan kriterlerden biridir. Mağdura karşı yapılan birden fazla saldırının, genel bir tutum çerçevesinde gerçekleştirilen davranışların bir parçası olması ya da önceden kararlaştırılmış, organize ve düzenli bir biçimde işlenmesi aranır.
Süreklilik ise hareketlerin zamana yayılmasını ifade eder. Belirli bir süreç içinde gerçekleşen eziyet oluşturan fiiller, benzerlik gösterebileceği gibi farklılık da gösterebilir. Önemli olan, failin bilerek ve isteyerek belli bir süreçte uyguladığı hareketlerin bir bütün hâlinde mağdurun bedensel veya ruhsal yönden acı çekmesine ya da aşağılanmasına yol açacak nitelikte olmasıdır.
| Somut durum | Değerlendirme | Gerekçe |
|---|---|---|
| Tek bir darp olayı | Kural olarak eziyet oluşmaz | Sistematiklik ve süreklilik unsuru gerçekleşmez |
| Birden fazla hareketin anlık ve tek seferde gerçekleşmesi | Kural olarak eziyet oluşmaz | Belirli bir süreç içinde tekrar bulunmaz |
| Uzun zaman aralığında farklı biçimlerde dövme, yakma, aşağılama | Suç oluşabilir | Hareketler bütün hâlinde sistematiklik gösterir |
| Aynı konutta yaşayan kişiye sürekli hakaret, tehdit ve darp | Suç oluşabilir | Süreklilik insan onuruyla bağdaşmayan boyuta ulaşır |
| Cezaevinde koğuş arkadaşını bir kez darp etmek | Kural olarak eziyet oluşmaz | Kasten yaralama hükümleri uygulanır |
| Çocuğu uzun süre zincirle bağlamak | Suç oluşabilir | Hareketin gösterdiği süreklilik insan onuruyla bağdaşmaz |
| Mağdurun rıza gösterdiği vahşi nitelikteki davranışlar | Suç oluşabilir | Rıza hukuka uygunluk nedeni sayılmaz |
Uygulama notu: Sistematiklik ve sürekliliğin hangi sayıda veya hangi süreyle gerçekleşeceğine ilişkin kanunda sayısal bir ölçüt yoktur. Değerlendirme her somut olayda ayrıca yapılır ve takdir mahkemeye aittir. Bu husus kanundan değil yerleşik uygulamadan gelmektedir.
Eziyet Teşkil Eden Davranışlar
Eziyet teşkil eden fiiller, tek başına ele alındığında kasten yaralama, hakaret, tehdit veya cinsel taciz niteliği taşıyabilir. Bu fiiller ayrı ayrı değil, sistematik biçimde ve belli bir süreç içinde işlendiğinde bu suç gündeme gelir.
| Davranış grubu | Somut görünüm | Etkilediği alan |
|---|---|---|
| Fiziksel şiddet | Tekrarlanan dövme, yakma, kesici aletle yaralama | Bedensel bütünlük |
| Aşırı sıcak veya soğuk ortamda tutma | Uygun olmayan ortam koşullarına maruz bırakma | Bedensel bütünlük |
| Aşağılayıcı muamele | Sürekli küçük düşürücü söz, alay, çıplak bırakma | Onur ve şeref |
| Psikolojik baskı | Sistematik tehdit, korkutma, yıldırma | Ruh sağlığı |
| Hareket serbestisinin kısıtlanması | Uzun süre bağlama, kapalı yerde tutma | Hürriyet ve beden bütünlüğü |
| İş yerinde sistematik yıldırma | Süreklilik gösteren psikolojik taciz davranışları | Ruh sağlığı ve kişilik gelişimi |
| İhmali davranış | Bakım yükümlüsünün gerekli özeni sürekli göstermemesi | Beden ve ruh sağlığı |
Kanunda ihmali davranışla eziyetin işlenip işlenemeyeceği öngörülmemiştir. Öğretide, bakım ve gözetim yükümlülüğü altındaki kişilerin ihmali davranışlarının bu kapsamda değerlendirilebileceği tartışılır. Buna karşılık, örneğin üvey babanın çocuğa yönelttiği eziyet oluşturan hareketlere müdahale etmeyen anne, kural olarak eziyet suçundan değil, koşulları varsa başka hükümlerden sorumlu tutulabilir.
İş yerinde sistematik yıldırma (mobbing) davranışları da, süreklilik ve sistematiklik gösterip mağdurun onurunu zedeleyecek ağırlığa ulaştığında bu suç kapsamında değerlendirilebilir. Bu değerlendirme, davranışların objektif olarak kişiliğin gelişebilmesi için gerekli dengeye olumsuz etki edebilecek düzeye ulaşıp ulaşmadığına bağlıdır.
Eziyet Suçu Cezası
Eziyet suçu cezası, temel hâlde 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir. Suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde cezanın alt sınırı 2 yıl 6 aydan az olamaz. Nitelikli hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda ceza 3 yıldan 8 yıla kadar hapse yükselir.
Kanun eziyet cezası bakımından seçimlik ceza öngörmemiş, yaptırım olarak yalnızca hapis cezasını benimsemiştir. Cezanın alt sınırdan mı üst sınıra yakın mı belirleneceği TCK 61’deki ölçütler çerçevesinde mahkemenin takdirindedir; fiilin süresi, tekrar sayısı, kullanılan araçlar, mağdur üzerindeki etkisi ve kastın yoğunluğu rol oynar. Somut olayda hükmedilecek eziyet cezası miktarı önceden hesaplanamaz.
| Hâl | Dayanak | Hapis cezası |
|---|---|---|
| Temel hâl | TCK 96/1 | 2 yıldan 5 yıla kadar |
| Kadına karşı işlenmesi | TCK 96/1 (son cümle) | Alt sınır 2 yıl 6 aydan az olamaz |
| Çocuğa karşı işlenmesi | TCK 96/2-a | 3 yıldan 8 yıla kadar |
| Kendini savunamayacak durumdaki kişiye karşı | TCK 96/2-a | 3 yıldan 8 yıla kadar |
| Gebe kadına karşı işlenmesi | TCK 96/2-a | 3 yıldan 8 yıla kadar |
| Üstsoy, altsoy, babalık veya analığa karşı | TCK 96/2-b | 3 yıldan 8 yıla kadar |
| Eşe veya boşanılan eşe karşı işlenmesi | TCK 96/2-b | 3 yıldan 8 yıla kadar |
Düzeltme: Bazı kaynaklarda bu suçun şikâyete bağlı olduğu veya uzlaştırma kapsamında bulunduğu belirtilmektedir. Eziyet suçu şikâyete tabi değildir; savcılık suçu öğrendiği anda re’sen soruşturur ve suç, uzlaştırma kapsamı dışındadır. Bu husus aşağıda ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.
Nitelikli Hâller (TCK 96/2)
İkinci fıkra, bu suçun belli kimselere karşı işlenmesi hâlinde cezayı ağırlaştırır. Bu kişilerin ortak özelliği, fail karşısında daha korunmasız konumda bulunmaları ya da fail ile aralarında güven ilişkisi bulunmasıdır.
Çocuğa, kendini savunamayacak kişiye veya gebe kadına karşı (TCK 96/2-a)
Çocuk, beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişi ve gebe kadınlar, insanlık dışı ve onur kırıcı kötü muameleye karşı daha fazla korunmalıdır. Kanun koyucu bu düşünceyle söz konusu kişilere karşı işlenen eziyet suçunu nitelikli hâl saymıştır.
Çocuk bakımından ölçüt yaştır: nitelikli hâlin uygulanabilmesi için mağdurun 18 yaşından küçük olması yeterlidir; ayrıca beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunması aranmaz. Çocuğun yaşı itibarıyla küçük olması nedeniyle kendisine yapılan eziyet hareketlerini savuşturamaması, kanunun kabul ettiği varsayımdır.
Beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durum ise hastalık, yaşlılık, sağlığın olmaması gibi çeşitli nedenlerden kaynaklanabilir. Bu durumun tespitinde bilirkişi raporundan yararlanılır.
Gebe kadına karşı işlenmesinin nitelikli hâl sayılmasının nedeni, hem bebeğin yaşamının tehlikeye atılması hem de gebe kadının eziyet fiilini savuşturmadaki güçlüğüdür. Nitelikli hâlin uygulanabilmesi için gebeliğin hangi aşamada olduğu önem taşımaz; önemli olan, kadının gebe olduğunun fail tarafından bilinmesi ya da en azından gebeliğin anlaşılabilir olmasıdır.
Üstsoy, altsoy, babalık, analık, eş veya boşanılan eşe karşı (TCK 96/2-b)
Bu bendin öngörülmesinin nedeni, fail ile mağdur arasındaki ilişkinin fiilin işlenmesindeki kolaylığı sağlaması ve failde ahlaki kötülüktür. Bu kişiler, aralarındaki ilişki ve içinde bulundukları ortam nedeniyle çoğu zaman eziyet oluşturacak davranışlara karşı güçsüz ve savunmasız durumdadır.
Nitelikli hâlin uygulanabilmesi için, fail ile mağdur arasında bentte öngörülen ilişkilerin Medeni Kanun hükümleri uyarınca oluşmuş ve suç tarihinde bu ilişkinin mevcut olması gerekir. Bu husus nüfus aile tablosuna göre belirlenir. “Boşandığı eş” ibaresinin 2022 yılında eklenmesiyle, boşanma sonrasında da süren şiddet ilişkileri madde kapsamına alınmıştır.
AİHM, 2009 tarihli Opuz/Türkiye kararında başvuranın kocası tarafından geçmişte maruz kaldığı şiddeti, tehditleri ve öldürülme korkusunu, içinde bulunduğu sosyal altyapı ile birlikte değerlendirerek onu savunmasız durumda kabul etmiştir. Mahkeme, başvuranın maruz kaldığı fiziksel yaralanma ve psikolojik baskının Sözleşme’nin 3. maddesi bakımından kötü muamele sayılabilecek derecede ciddi olduğunu tespit etmiştir. Aile içi şiddet ilişkilerinde başvurulabilecek koruma yolları için aile hukuku alanındaki içerikler incelenebilir.
Terör bağlantısı notu: Bu suçun bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 4. ve 5. maddeleri uyarınca fiil terör suçu sayılır ve ceza ağırlaştırılarak verilir. Bu değerlendirme yalnızca örgütsel faaliyet bağlantısının kurulduğu dosyalar bakımından geçerlidir.
Karıştırılan Suçlar: İşkence, Kasten Yaralama, Kötü Muamele
Bu suç, benzer birkaç suç tipiyle karıştırılır. Doğru nitelendirme; ceza miktarını, zamanaşımı süresini ve içtima değerlendirmesini doğrudan etkiler.
| Suç | Madde | Fail | Ayırt edici özellik | Ceza |
|---|---|---|---|---|
| Eziyet | TCK 96 | Herkes | Sistematik ve süreklilik gösteren davranışlar | 2-5 yıl / 3-8 yıl |
| İşkence | TCK 94 | Yalnızca kamu görevlisi | Görevle bağlantı; algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesi | 3-12 yıl |
| Kasten yaralama | TCK 86 | Herkes | Tek fiil yeterli; beden bütünlüğüne yönelik | 1-3 yıl (temel hâl) |
| Kötü muamele | TCK 232 | Aynı konutta yaşayan veya idaresi altındaki kişiye karşı | Süreklilik aranmaz; onuru zedeleme boyutuna ulaşmaz | 2 aydan 1 yıla kadar |
| Tehdit | TCK 106 | Herkes | Somut kötülük olgusunun bildirilmesi | 6 aydan 2 yıla kadar |
| Hakaret | TCK 125 | Herkes | Onur ve saygınlığa yönelik isnat veya değer yargısı | 3 aydan 2 yıla kadar |
| Cinsel taciz | TCK 105 | Herkes | Vücut dokunulmazlığını ihlal etmeyen cinsel davranış | 3 aydan 2 yıla kadar |
Eziyet suçu ile işkence suçu (TCK 94) arasındaki fark
İki suç arasındaki temel fark failin sıfatındadır. İşkence suçu özgü suçtur ve yalnızca kamu görevlisi tarafından, görevin sağladığı nüfuz kullanılarak işlenebilir. Bu suçta ise böyle bir sınırlama yoktur.
İkinci fark maddi unsurdadır: işkence suçunda “algılama veya irade yeteneğinin etkilenmesi” öngörülmüşken, eziyet suçunda böyle bir netice aranmamaktadır. Üçüncü fark yaptırımdadır; işkence suçunun cezası TCK 94 uyarınca üç yıldan on iki yıla kadar hapistir.
Eziyet suçu ile kasten yaralama (TCK 86) arasındaki fark
Kasten yaralama tek bir fiille işlenebilir; bu suç ise birden fazla hareketin sistematik biçimde tekrarını gerektirir. Yerleşik uygulamada, kişiye bir ya da birkaç kez darp niteliğinde hareket edilmesi kasten yaralama suçunu oluşturur; failin sistematik olarak sürdürdüğü hareketler ise eziyet suçunu oluşturur.
Bu ayrım pratikte önemli bir sonuç doğurur: Bu suçun oluştuğu kabul edildiğinde zincirleme suç hükümleri uygulanmaz. Buna karşılık kasten yaralama nitelendirmesi yapılırsa TCK 43 uyarınca zincirleme suç hükümleri gündeme gelebilir. Kasten yaralamanın ayrıntıları için kasten yaralama suçu ve cezası başlığı incelenebilir.
Öğretide, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinde öngörülen cezanın (TCK 87) çoğu zaman eziyet suçundan daha ağır olduğu belirtilir. Bu durumda hangi hükmün uygulanacağı tartışmalıdır; baskın görüş, fikri içtima kurallarının uygulanarak daha ağır cezayı gerektiren hükmün esas alınması yönündedir.
Eziyet suçu ile kötü muamele suçu (TCK 232) arasındaki fark
TCK 232, aynı konutta birlikte yaşayan kişilerden birine kötü muamelede bulunulmasını cezalandırır. Kötü muamele suçunda süreklilik unsuru aranmaz; buna karşılık bu suçta hareketlerin belli bir süreç içinde sistematik biçimde gerçekleşmesi gerekir.
Yerleşik uygulamada ölçüt şudur: davranışlar merhametsizce, acımasızca veya şefkatle bağdaşmayan boyutu aşarak, insan onuru ile bağdaşmayan sistematik hareketler biçimine ulaşmışsa eziyet suçu; bu boyuta ulaşmamışsa kötü muamele suçu söz konusu olur. Kötü muamele suçunun cezası iki aydan bir yıla kadar hapistir.
Disiplin yetkisinin kötüye kullanılması da (TCK 232/2) benzer bir ayrıma tabidir. Terbiye ve eğitim yetkisi, kişinin bedensel ve ruhsal sağlığının bozulmasına neden olacak biçimde kullanılamaz; bu sınır aşıldığında ve hareketler süreklilik gösterdiğinde bu suç gündeme gelir.
Teşebbüs, İştirak ve İçtima
Teşebbüs
Bu suça teşebbüsün mümkün olup olmadığı öğretide tartışmalıdır. Failin, bu suçu oluşturan hareketlere başladıktan sonra elinde olmayan bir nedenle bunları tamamlayamaması hâlinde teşebbüsten sorumlu tutulması mümkün görülür.
Sorun, çoğu olayda failin basit yaralama gibi tek bir davranışta bulunması hâlinde kastının eziyete yönelik olup olmadığının tespitinde ortaya çıkar. Failin kastının sistematik ve sürekli hareketleri kapsadığı kabul edilirse teşebbüs söz konusu olabilir; kastın eziyete yönelik olduğu hususunda tereddüt varsa fail kasten yaralamadan sorumlu tutulur.
İştirak
Eziyet suçu özgü suç niteliğinde olmadığından, iştirak bakımından özellik göstermez; suça azmettirme ve yardım etme her şekilde mümkündür. Farklı kişilerce iştirak iradesiyle yapılan birden çok eş zamanlı veya birbirini izleyen hareket, aralarında değerlendirildiğinde sistematik olma unsurunu gerçekleştiriyorsa, bunlardan her biri bu suçun birlikte faili sayılır.
Eziyete maruz kalan kişiyi muayene eden doktorun eziyet bulgularına rastlamasına rağmen bunu raporunda göstermemesi hâlinde, ayrıca iştirak iradesi bulunmadıkça iştirak söz konusu olmaz. Ancak kamu görevlisi olan doktorun bu davranışı, resmî belgede sahtecilik hükümleri ve eziyeti bildirmeme yönünden ayrı bir sorumluluk doğurabilir.
İçtima ve zincirleme suç
Bu suç, birden çok hareketin bir araya gelmesiyle oluşan tek bir suçtur. Bu nedenle sistematik biçimde işlenen tehdit, hakaret, yaralama gibi davranışlar için ayrı ayrı ceza verilmez; bu fiiller birleşerek bu suçu oluşturur ve zincirleme suç hükümleri (TCK 43/1) uygulanmaz. Suç sayısının belirlenmesine ilişkin genel ölçütler için TCK 42 bileşik suç başlığı incelenebilir.
Buna karşılık failin, aynı mağdura yönelik farklı zamanlarda eziyet oluşturacak davranışlarda bulunması hâlinde mağdur sayısınca eziyet suçu oluşur. Örneğin bir kişinin çocuk yuvasında birden fazla çocuğa eziyet çekmeye yol açan davranışlarda bulunması hâlinde mağdur sayısınca suç oluşur.
Eziyet teşkil eden hareketler yanında mağdurun vücut dokunulmazlığının ihlal edilmesi veya vücuduna organ ya da sair cisim sokulması söz konusu ise, bu suçtan ve cinsel saldırı suçundan ayrı ayrı cezalandırma yoluna gidilir. Aynı şekilde failin mağdurun hürriyetini tahdit etmesi ve bu süreç içinde eziyet oluşturacak davranışlarda bulunması hâlinde, hürriyetten yoksun kılma suçu yanında eziyet suçundan da sorumluluk doğar.
Şikâyet, Zamanaşımı, Uzlaştırma ve Görevli Mahkeme
Bu suç re’sen soruşturulur ve kovuşturulur; şikâyete bağlı suçlardan değildir. Cumhuriyet savcısı, suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez soruşturma başlatmakla yükümlüdür (CMK m. 160). Bu nedenle mağdurun şikâyetten vazgeçmesi soruşturmayı sona erdirmez.
Şikâyete tabi olmadığından bu suçta şikâyet süresi de bulunmaz. Mağdur veya suçtan zarar gören, dava zamanaşımı süresi içinde her zaman ihbar veya şikâyette bulunabilir. Sağlık kuruluşları ve kamu görevlileri bakımından ise CMK m. 279 ve TCK m. 280 uyarınca bildirim yükümlülüğü söz konusu olabilir.
| Konu | Durum | Dayanak |
|---|---|---|
| Ceza (temel hâl) | 2 yıldan 5 yıla kadar hapis | TCK 96/1 |
| Ceza (kadına karşı) | Alt sınır 2 yıl 6 aydan az olamaz | TCK 96/1 |
| Ceza (nitelikli hâl) | 3 yıldan 8 yıla kadar hapis | TCK 96/2 |
| Şikâyete tabi mi? | Hayır, re’sen soruşturulur | CMK 160 |
| Şikâyet süresi | Yok; zamanaşımı süresi içinde ihbar edilebilir | TCK 73 uygulanmaz |
| Uzlaştırmaya tabi mi? | Hayır, kapsam dışıdır | CMK 253 |
| Dava zamanaşımı (temel hâl) | 8 yıl | TCK 66/1-e |
| Dava zamanaşımı (nitelikli hâl) | 15 yıl | TCK 66/1-d |
| Görevli mahkeme | Asliye ceza mahkemesi | 5235 sayılı Kanun m. 11, 14 |
| Yetkili mahkeme | Suçun işlendiği yer mahkemesi | CMK 12/1 |
| Tutuklama | Genel koşullarla mümkündür; katalog suç değildir | CMK 100 |
| Basit yargılama usulü | Uygulanmaz | CMK 251 (üst sınır 2 yılı aşar) |
Uzlaştırma kapsamında mıdır?
Eziyet suçu uzlaştırma kapsamı dışındadır. CMK m. 253, uzlaştırma yoluna gidilebilecek suçları soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlar ile maddede sayılan katalog suçlarla sınırlamıştır. Bu suç şikâyete bağlı olmadığı gibi bu katalogda da yer almaz; dolayısıyla dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.
Dava zamanaşımı
Temel hâlde üst sınır beş yıl olduğundan TCK 66/1-e uyarınca dava zamanaşımı 8 yıldır. Nitelikli hâlde üst sınır sekiz yıla çıktığından TCK 66/1-d uyarınca zamanaşımı süresi 15 yıldır. Eziyet suçu belirli bir süreç içinde işlendiğinden, süre kural olarak son hareketin gerçekleştiği tarihten itibaren işlemeye başlar.
Mağdurun çocuk olduğu dosyalarda TCK 66/6 uyarınca zamanaşımının hesabında özel kurallar gündeme gelebilir. Bu husus somut olayın koşullarına göre değerlendirilir.
Görevli ve yetkili mahkeme
Bu suçta görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. Suçun gerek temel gerek nitelikli hâlinde üst sınır on yılın altında kaldığından, 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun’un 10. ve 14. maddeleri uyarınca dosya ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmez.
Yetkili mahkeme CMK m. 12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir. Eziyet suçunda hareketler zamana yayıldığından, yetki bakımından son hareketin gerçekleştiği yer esas alınabilir.
Teyit uyarısı: Zamanaşımı süreleri, ceza miktarları ve görev kuralları kanun değişiklikleriyle güncellenebilmektedir. Tablodaki verilerin güncel karşılıkları, işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir.
Soruşturma ve Kovuşturma Süreci: 5 Adım
Bu suç dosyaları ihbar, şikâyet veya adli rapor yoluyla savcılığın bilgisine ulaşır. Aşağıdaki şema sürecin genel işleyişini gösterir.
- İhbar, şikâyet ve soruşturmanın başlamasıBaşvuru Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yazılı dilekçeyle ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılır (CMK m. 158). Suç re’sen soruşturulduğundan, savcılık hastane bildirimi veya üçüncü kişi ihbarı üzerine de soruşturma başlatır.
- Delillerin toplanması ve adli muayeneSavcılık; adli tıp raporu alınması, darp ve cebir izlerinin tespiti, tanıkların dinlenmesi, kamera görüntülerinin temini ve mesaj kayıtlarının incelenmesi yoluyla delilleri toplar. Hareketlerin tekrarını gösteren geçmiş tarihli raporlar özel önem taşır.
- İfade, koruma tedbirleri ve savunmaŞüpheli, müdafi hazır bulunabilecek şekilde ifadeye çağrılır. Temel hâlde üst sınır beş yıl olduğundan CMK 100/4’teki tutuklama yasağı uygulanmaz; genel koşulların varlığı hâlinde tutuklama veya adli kontrol kararı verilebilir.
- Soruşturma sonucu kararYeterli şüphe yoksa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilir; bu karara tebliğden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (CMK m. 173). Yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir ve mahkemece kabulüyle kamu davası açılır.
- Kovuşturma ve kanun yoluYargılama asliye ceza mahkemesinde genel hükümlere göre duruşmalı yapılır. Hükme karşı tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Temel hâlde hükmedilen beş yıl veya daha az hapis cezalarında istinaf mercii son derecedir; nitelikli hâlde ceza beş yılı aşarsa temyiz yolu açılır.
| İşlem | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Gözaltı süresi (toplu suç dışında) | Yakalama anından itibaren en çok 24 saat | CMK 91/1 |
| Yakalama yerine gönderme süresi | En çok 12 saat (yol süresi hariç) | CMK 91/1 |
| Gözaltına itiraz | Süre sınırı yok; sulh ceza hâkimliğine her zaman | CMK 91/5 |
| Tutuklama kararına itiraz | Tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün | CMK 268/1 |
| Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz | Tebliğden itibaren 15 gün | CMK 173/1 |
| İstinaf başvurusu | Tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün | CMK 273/1 |
| Temyiz başvurusu | Tefhim veya tebliğden itibaren 15 gün | CMK 291/1 |
| Temyiz sınırı | Beş yıl veya daha az hapis cezalarında kapalıdır | CMK 286/2-a |
Eziyet Suçunda Deliller ve İspat
Bu suçta ispatın ağırlığı iki noktadadır: hareketlerin tekrarlandığının ve bunların bir bütün hâlinde insan onuruyla bağdaşmayan ağırlığa ulaştığının ortaya konulması. Tek bir olaya ilişkin adli rapor çoğu zaman yeterli olmaz; süreklilik gösteren bir kayıt zinciri aranır.
| Delil türü | Ne gösterir? | Nasıl temin edilir? |
|---|---|---|
| Adli tıp ve darp raporları | Bedensel etkilerin varlığını ve tarihlerini | Sağlık kuruluşundan; savcılık talebiyle |
| Geçmiş tarihli hastane kayıtları | Hareketlerin zamana yayıldığını | Sağlık kuruluşundan yazı istenerek |
| Psikiyatrik değerlendirme raporu | Ruhsal etkilerin boyutunu | Bilirkişi incelemesiyle |
| Tanık beyanları | Davranışların sistematik niteliğini | Dilekçeyle tanık listesi sunularak |
| Kamera görüntüleri | Fiziksel şiddet ve tekrarı | Kayıt süresi dolmadan talep edilerek |
| Mesaj ve ses kayıtları | Tehdit ve aşağılayıcı söylemlerin devamlılığını | Tarih-saat bilgisiyle muhafaza edilerek |
| Önceki şikâyet ve tutanaklar | Eylemlerin geçmişe uzandığını | Soruşturma dosyası incelemesiyle |
| 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir kararları | Şiddetin süregelen niteliğini | Aile mahkemesi veya mülki amir kararıyla |
Uygulama notu: Adli muayene sırasında bulguların tam olarak rapora geçirilmesi, dosyanın seyri bakımından belirleyicidir. Dijital içerikler hızla silinebildiğinden kayıtların tarih-saat bilgisiyle muhafaza edilmesi; kamera görüntülerinin ise kayıt süresi dolmadan talep edilmesi önerilir. Bu hususlar kanundan değil uygulamadan gelir.
HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezasına Çevirme
Mahkûmiyet hâlinde cezanın infaz edilip edilmeyeceği birbirinden bağımsız kurumların koşullarına bağlıdır. Eziyet suçunda ceza aralıkları yüksek olduğundan bu kurumların uygulanma alanı sınırlıdır.
| Kurum | Dayanak | Ceza sınırı | Eziyet suçunda uygulanabilirlik |
|---|---|---|---|
| Hükmün açıklanmasının geri bırakılması | CMK 231 | 2 yıl veya daha az hapis | Temel hâlde indirim uygulanırsa mümkün olabilir; nitelikli hâlde kural olarak sınır aşılır |
| Hapis cezasının ertelenmesi | TCK 51 | 2 yıl veya daha az hapis | Temel hâlde koşulların varlığı hâlinde mümkün olabilir |
| Adli para cezasına çevirme | TCK 50 | Kısa süreli hapis (1 yıl veya daha az) | Kural olarak mümkün değildir; alt sınır bu düzeyin üzerindedir |
| Seçenek yaptırımlar | TCK 50 | Kısa süreli hapis | Kural olarak mümkün değildir |
| Takdiri indirim | TCK 62 | Cezada altıda bire kadar indirim | Mahkemenin takdirine bağlıdır |
| Denetimli serbestlik | 5275 sayılı Kanun m. 105/A | İnfaz aşamasında | Koşulların infaz hâkimliğince değerlendirilmesine bağlıdır |
| Koşullu salıverilme | 5275 sayılı Kanun m. 107 | İnfaz aşamasında | Cezanın belirli bölümünün infazı sonrasında değerlendirilir |
Kısa süreli hapis cezalarına ilişkin genel çerçeve için kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar başlığı incelenebilir.
Mevzuat uyarısı: CMK 231, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında 7499 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve yeni rejim 1 Haziran 2024‘te yürürlüğe girmiştir: sanığın kabulü şartı kaldırılmış, kanun yolu itirazdan istinafa dönüşmüştür. Koşullar işlem tarihinde güncel kanun metninden teyit edilmelidir.
Mağdurun Hakları ve 6284 Sayılı Kanun Tedbirleri
Mağdur bakımından ceza soruşturması tek yol değildir. 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun, ceza yargılamasından bağımsız ve daha hızlı işleyen bir koruma mekanizması öngörür. Aile içinde veya birlikte yaşanan ortamda gerçekleşen eziyet fiillerinde bu Kanun kapsamındaki tedbirler doğrudan talep edilebilir.
Tedbir talebi için ceza şikâyetinde bulunulmuş olması şart değildir; iki süreç bağımsız yürür. Başvuru kolluğa, savcılığa, mülki amire veya aile mahkemesine yapılabilir; delil sunulması gerekmez, beyan esas alınarak gecikmeksizin karar verilebilir.
| Tedbir | Kararı veren makam | Dayanak |
|---|---|---|
| Şiddet uygulayanın müşterek konuttan uzaklaştırılması | Hâkim | 6284 m. 5/1-a |
| Mağdura, yakınlarına, okuluna veya iş yerine yaklaşmama | Hâkim | 6284 m. 5/1-b |
| Çocuklarla kişisel ilişkinin sınırlanması veya kaldırılması | Hâkim | 6284 m. 5/1-c |
| İletişim araçlarıyla veya sair surette rahatsız etmeme | Hâkim | 6284 m. 5/1-d |
| Geçici koruma altına alınma | Mülki amir veya kolluk (gecikmesinde sakınca varsa) | 6284 m. 3/1-d |
| Geçici barınma yeri sağlanması | Mülki amir | 6284 m. 3/1-a |
| Kimlik ve ilgili bilgi ve belgelerin değiştirilmesi | Hâkim | 6284 m. 4/1-ç |
| Tedbir kararına aykırılıkta zorlama hapsi | Hâkim | 6284 m. 13 |
Mağdurun usul hakları
- Vekil yardımından yararlanma: CMK m. 234 uyarınca mağdur, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında vekilin hukuki yardımından yararlanabilir; vekil görevlendirmesi barodan istenebilir. Mağdurun çocuk olması hâlinde talep aranmaksızın vekil görevlendirilir.
- Davaya katılma (müdahillik): Suçtan zarar gören, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar her aşamada davaya katılabilir (CMK m. 237).
- Beyanının uygun ortamda alınması: Adli görüşme odaları ve mağdur hakları servisleri, ifade süreçlerinin ikincil örselenmeye yol açmadan yürütülmesini hedefler.
- Bilgilendirilme ve dosya inceleme: Mağdur, soruşturmanın gidişatı ve verilen kararlar hakkında bilgilendirilir; vekili aracılığıyla dosyayı inceleyebilir.
- Tazminat talebi: Eziyet fiili nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlar için genel hükümlere göre hukuk mahkemelerinde tazminat davası açılabilir.
- Destek hatları: Sosyal Destek Hattı ALO 183 ve kolluğun KADES uygulaması acil durumlarda başvuru kanalı olarak kullanılabilir. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) barınma, psikososyal destek ve yönlendirme hizmeti sunar.
Mağdur hakları ve başvuru yolları hakkında ayrıntılı bilgi, Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı sayfasından edinilebilir.
Mağdurun çocuk olduğu dosyalar
Çocuğa karşı işlenen eziyet suçu dosyalarında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu esas alınır. Çocuk hakkında danışmanlık, eğitim, bakım, sağlık ve barınma tedbirlerine karar verilebilir; ifade süreçleri adli görüşme odalarında yürütülür. Çocuğun kimliğinin belirlenmesine yol açacak bilgilerin yayımlanması ise ayrıca yasaklanmıştır.
Şüpheli ve Sanığın Hakları
Eziyet suçundan soruşturma başlatılan kişi de şüpheli sıfatıyla CMK’nın tanıdığı haklara sahiptir; bu haklar ifade alınmadan önce kendisine bildirilir.
| Hak | İçeriği | Dayanak |
|---|---|---|
| Müdafi yardımından yararlanma | Her aşamada müdafi bulundurma; seçebilecek durumda değilse barodan görevlendirme | CMK 149, 150 |
| Susma hakkı | Açıklamada bulunmama; susma aleyhe yorumlanamaz | CMK 147/1-e |
| İsnadı öğrenme | Hangi fiille suçlandığının bildirilmesi | CMK 147/1-b |
| Lehe delillerin toplanmasını isteme | Savunmayı destekleyen kayıt ve tanıkların getirtilmesi | CMK 147/1-f |
| Koruma tedbirlerine itiraz | Tutuklama ve adli kontrol kararlarına itiraz | CMK 268 |
| Yakınına haber verilmesi | Yakalanma ve tutuklanmanın yakınına bildirilmesi | CMK 95 |
Savunmanın odağı iki noktadadır: hareketlerin sistematiklik ve süreklilik niteliğine ulaşıp ulaşmadığı ve fiilin kasten yaralama, tehdit veya kötü muamele olarak nitelendirilmesinin gerekip gerekmediği. Nitelendirme değişikliği, ceza aralığını doğrudan etkiler.
Önemli hatırlatma: Delillerin karartılması, kayıtların silinmesi veya tanıkların etkilenmesi ayrı suçlar oluşturabildiği gibi CMK m. 100 uyarınca tutuklama nedeni sayılan delil karartma şüphesini de doğurur.
Yargıtay ve AİHM Uygulamasında Eziyet Suçu
Bu suçun sınırlarını çizen esas kaynak yargı kararlarıdır. Aşağıdaki kararlar, sistematiklik ölçütü ve suç ayrımı konularında yol gösterici değerlendirmeler içerir.
Sistematik hareketlerin bütün hâlinde değerlendirilmesi
Depresyonda olan çocuğunu kendisine veya başkasına zarar vermemesi için sürekli olarak zincirle ayağından bağlayan ve bahçesinde tutan babanın olayında Yargıtay, zincirle bağlama şeklindeki hareketin insan onuruyla bağdaşmayan niteliği ve hareketin gösterdiği süreklilik karşısında failin eziyet suçundan sorumlu tutulabileceğine karar vermiştir (Yargıtay 5. CD, T. 17.01.2011, E. 2010/6869, K. 2011/47).
İştirak hâlinde eziyet suçu
Aynı kararda Yargıtay, sanık annenin, birlikte yaşadığı diğer sanığın kendi oğlu olan mağdura yönelik farklı zamanlarda uzun süre çeşitli şekillerde dövme, kızgın demir ile yakma, aşağılama şeklindeki eylemlerini ağırlığına, sayısına ve yerine nazaran aynı evde yaşadığı için bildiği, bazen tokat ve yumruk atarak eyleme katıldığı ve diğer sanığı “döv onu” demek suretiyle teşvik edip cesaretlendirdiği, eylemlerin gizlenmesine yardımcı olduğu değerlendirmesiyle, eylemlerin bir bütün olarak bu suçu oluşturacağı yönünde karar vermiş; anne hakkında verilen beraat kararını hukuka aykırı bulmuştur (Yargıtay 5. CD, T. 17.01.2011, E. 2010/6869, K. 2011/47).
Kötü muamele ile eziyet suçu arasındaki sınır
Yargıtay, aynı konutta yaşayan kişiye yönelik davranışların “zorunlu olarak kötü muamele oluşturmakta olup, eziyet çektirmeye yönelik ve kötü muamele boyutunu aşan, merhamet, acıma ve şefkatle bağdaşmamanın ötesinde insan onuru ile bağdaşmayan sistematik hareketler” hâline gelmesi durumunda TCK 96’daki eziyet suçunun uygulanacağını belirtmiştir (Yargıtay 4. CD, T. 06.04.2010, E. 2008/10591, K. 2010/6251 ile aynı yöndeki kararlar).
Eşler arasında sistematik şiddet
Bir başkasıyla gönül ilişkisinden dolayı arasının bozuk olduğu eşiyle sık sık kavga eden, sürekli dövme, hakarette bulunma ve dışarıdan izole etme şeklindeki sanık eyleminin TCK 96/2-b bendindeki bu suçun nitelikli hâli olarak değerlendirilebileceği belirtilmiştir (Yargıtay 4. CD, T. 15.01.2008, E. 2006/7192, K. 2008/197).
Disiplin yetkisinin kötüye kullanılması
Yargıtay, disiplin yetkisinin kötüye kullanılması suçunda süreklilik unsurunun aranmadığını; disiplin yetkisinin kötüye kullanılması suçunu oluşturan hareketlerin sistematik biçimde ve belirli bir süreç içinde gerçekleştirilmesi hâlinde eziyet suçunun oluşacağını kabul etmektedir (Yargıtay 4. CD, T. 16.07.2008, E. 1331, K. 16451).
AİHM: çocuğun korunmasında devletin yükümlülüğü
AİHM, üvey babası tarafından birçok kez dövülerek fiziksel şiddete uğrayan 9 yaşındaki başvurucunun uğradığı kötü muameleyi Sözleşme’nin 3. maddesi bakımından incelemiş; İngiliz yasalarının başvurucu çocuğu korumada yetersiz olduğunu tespit ederek Sözleşme’nin 3. maddesinin ihlal edildiğine hükmetmiştir (AİHM, A. v. The United Kingdom, 23 Eylül 1998, 100/1997/884/1096).
AİHM: aile içi şiddette savunmasız durum
Opuz/Türkiye kararında AİHM, başvuranın kocası tarafından geçmişte maruz kaldığı şiddeti, tehditleri ve öldürülme korkusunu içinde bulunduğu sosyal altyapıyla birlikte değerlendirerek onu savunmasız durumda kabul etmiş; maruz kaldığı fiziksel yaralanma ve psikolojik baskının Sözleşme’nin 3. maddesi bakımından kötü muamele sayılabilecek derecede ciddi olduğunu tespit etmiştir (AİHM, Opuz v. Turkey, 9 Haziran 2009, Başvuru no. 33401/02).
Karar teyidi: Yukarıdaki karar künyeleri, tarafınızca sağlanan hakemli makale (Doç. Dr. Handan Yokuş Sevük, “5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nda Eziyet Suçu”, İÜHFM C. LXXI, S. 1, 2013, s. 1273-1290) içindeki atıflardan alınmıştır. Kararların tam metni ve güncel içtihat durumu Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden teyit edilmelidir. Kararların bir bölümü 7406 sayılı Kanun değişikliğinden önceki döneme aittir; içtihat zaman içinde değişebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Eziyet suçunun cezası ne kadar?
Eziyet suçunun cezası TCK 96/1 uyarınca 2 yıldan 5 yıla kadar hapistir; suçun kadına karşı işlenmesi hâlinde alt sınır 2 yıl 6 aydan az olamaz. Nitelikli hâllerde ceza 3 yıldan 8 yıla kadar hapse yükselir. Somut olayda takdir mahkemeye aittir.
Eziyet suçu şikâyete tabi mi?
Hayır. Eziyet suçu şikâyete bağlı suçlardan değildir; Cumhuriyet savcısı suçu öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatır. Bu nedenle şikâyetten vazgeçme soruşturmayı veya davayı sona erdirmez.
Eziyet suçunda şikâyet süresi var mı?
Suç re’sen soruşturulduğundan şikâyet süresi bulunmaz. Mağdur veya suçtan zarar gören, dava zamanaşımı süresi içinde her zaman ihbar ya da şikâyette bulunabilir. Temel hâlde bu süre 8, nitelikli hâlde 15 yıldır.
Eziyet suçu uzlaşmaya tabi mi?
Hayır. Eziyet suçu CMK m. 253’teki uzlaştırma kapsamı dışındadır; suç şikâyete bağlı olmadığı gibi uzlaştırma katalogunda da yer almaz. Dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.
Eziyet suçu ile işkence suçu arasındaki fark nedir?
Temel fark failin sıfatındadır. İşkence suçu yalnızca kamu görevlisi tarafından, görevin sağladığı yetki kullanılarak işlenebilir. Eziyet suçunu ise herkes işleyebilir. İşkence suçunun cezası 3 yıldan 12 yıla kadar hapistir.
Eziyet suçu ile kasten yaralama arasındaki fark nedir?
Kasten yaralama tek bir fiille işlenebilir; eziyet suçu ise hareketlerin belirli bir süreç içinde sistematik biçimde tekrarını gerektirir. Eziyet suçu kabul edildiğinde zincirleme suç hükümleri uygulanmaz; ceza aralığı da farklıdır.
Bir kez darp etmek eziyet suçu oluşturur mu?
Kural olarak hayır. Eziyet suçunun temel unsuru hareketlerin sistematik biçimde ve belli bir süreç içinde işlenmesidir. Tek bir darp olayı koşulları varsa kasten yaralama suçunu oluşturur. Değerlendirme her somut olayda ayrıca yapılır.
Eşe karşı eziyet suçunun cezası nedir?
Eşe veya boşanılan eşe karşı işlenmesi TCK 96/2-b uyarınca nitelikli hâldir ve ceza 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir. Nitelikli hâlin uygulanması için ilişkinin suç tarihinde mevcut olması aranır; bu husus nüfus kayıtlarına göre belirlenir.
Çocuğa karşı eziyet suçunun cezası nedir?
Çocuğa karşı işlenmesi TCK 96/2-a uyarınca nitelikli hâldir; ceza 3 yıldan 8 yıla kadar hapistir. Mağdurun 18 yaşından küçük olması yeterlidir, ayrıca kendini savunamayacak durumda bulunması aranmaz.
Eziyet suçunda zamanaşımı ne kadar?
Dava zamanaşımı temel hâlde 8, nitelikli hâlde 15 yıldır. Temel hâlde üst sınır beş yıl olduğundan TCK 66/1-e, nitelikli hâlde sekiz yıla çıktığından TCK 66/1-d uygulanır. Süre kural olarak son hareketten itibaren işler.
Eziyet suçunda tutuklama olur mu?
Evet, mümkündür. Temel hâlde üst sınır beş yıl olduğundan CMK m. 100/4’teki iki yıllık tutuklama yasağı uygulanmaz. Eziyet suçu CMK 100/3’teki katalog suçlar arasında sayılmamakla birlikte, genel tutuklama koşullarının varlığı hâlinde karar verilebilir.
Eziyet suçunda HAGB verilir mi?
Hükmolunan ceza 2 yıl veya daha az hapis ise ve CMK 231’deki koşullar gerçekleşirse mümkün olabilir. Temel hâlde takdiri indirim uygulanması hâlinde bu sınıra inilebilir; nitelikli hâlde alt sınır 3 yıl olduğundan kural olarak sınır aşılır.
Eziyet cezası para cezasına çevrilir mi?
Kural olarak hayır. Adli para cezasına çevirme yalnızca kısa süreli hapis cezalarında, yani bir yıl veya daha az hapiste mümkündür. Eziyet suçunun alt sınırı bu düzeyin üzerinde olduğundan çevirme uygulama alanı bulmaz.
Eziyet suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir; temel ve nitelikli hâller bu mahkemede görülür. Üst sınır on yılın altında kaldığından dosya ağır ceza mahkemesinin görev alanına girmez. Yetkili mahkeme suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Eziyet suçunda hangi deliller kullanılır?
Adli tıp ve darp raporları, geçmiş tarihli hastane kayıtları, psikiyatrik değerlendirme, tanık beyanları, kamera görüntüleri ile mesaj ve ses kayıtları kullanılır. Hareketlerin tekrarını gösteren bir kayıt zinciri aranır; tek bir rapor çoğu zaman yeterli olmaz.
Eziyet mağduru nereye başvurabilir?
Başvuru Cumhuriyet başsavcılığına, kolluğa, mülki amire veya aile mahkemesine yapılabilir. Ceza soruşturması ile 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir talebi bağımsızdır. Acil durumlarda ALO 183 ve KADES kullanılabilir; ŞÖNİM barınma ve yönlendirme hizmeti sunar.
İş yerinde sistematik yıldırma eziyet suçu olur mu?
Olabilir. Süreklilik ve sistematiklik gösteren psikolojik taciz davranışları, mağdurun onurunu zedeleyecek ve kişiliğinin gelişimini olumsuz etkileyecek ağırlığa ulaştığında eziyet suçu kapsamında değerlendirilebilir. Değerlendirme objektif ölçütlere göre yapılır.
Mağdurun rızası eziyet suçunu ortadan kaldırır mı?
Hayır. Eziyet teşkil eden davranışlar insan onuruyla bağdaşmadığından rıza hukuka uygunluk nedeni oluşturmaz. Kişinin vücut bütünlüğü üzerinde mutlak tasarruf yetkisi bulunmadığı gibi onur da serbestçe vazgeçilebilecek bir değer değildir.
Ceza Yargılamasında Müdafi ile Temsil
Eziyet suçu dosyaları hem ceza hem koruma tedbiri boyutunu aynı anda ilgilendirir: bir yandan adli raporların ve tanık beyanlarının zamanında toplanması, diğer yandan 6284 sayılı Kanun kapsamındaki tedbir talepleri gündeme gelir. Fiilin eziyet mi, kasten yaralama mı yoksa kötü muamele mi olduğu yönündeki nitelendirme de dosyanın seyrini belirler.
Ceza yargılamasında avukatla temsil kural olarak zorunlu değildir; kişi savunmasını kendisi de yapabilir. CMK’nın zorunlu müdafilik öngördüğü hâllerde — örneğin şüphelinin çocuk olması, kendisini savunamayacak derecede malul olması veya alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren bir suçtan soruşturma yürütülmesi hâlinde — müdafi bulunmaksızın işlem yapılamaz ve barodan görevlendirme istenir. Mağdur bakımından da CMK m. 234 uyarınca vekil talep edilebilir; mağdurun çocuk olması hâlinde talep aranmaz.
Diğer suç tipleri için müstehcenlik suçu ve cezası ile esrar kullanma suçu ve cezası, genel işleyiş için ceza hukuku alanındaki içerikler incelenebilir.
Şişli-Nişantaşı Konumu ve İletişim
Büro, İstanbul’un Şişli ilçesinde, Nişantaşı bölgesinde yer almaktadır. İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan) ve Şişli Adliyesi’ne yakındır.
Av. Malik Enes Kaplan — Hukuk Bürosu
Halaskargazi Mahallesi, Halaskargazi Caddesi No:38-66 E/215, Lotus Nişantaşı, Şişli/İstanbul
Telefon: 0212 401 58 63 — 0553 774 3080
E-posta: bilgi@eneskaplan.av.tr
İlgili Konular
Hukuki Denetim ve Kaynaklar
Dayanılan kanun maddeleri
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7, 43, 44, 50, 51, 61, 62, 66, 86, 87, 94, 95, 96, 102, 105, 106, 109, 125, 232, 280
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12, 91, 95, 100, 147, 149, 150, 158, 160, 173, 231, 234, 237, 251, 253, 268, 273, 279, 286, 291
- 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun m. 3, 4, 5, 13
- 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu m. 3, 5
- 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 105/A, 107
- 5235 sayılı Kanun m. 10, 11, 14 (görevli mahkeme)
- 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 4, 5
- 7406 sayılı Kanun (TCK 96’yı değiştiren kanun) ve 7499 sayılı Kanun (HAGB düzenlemesi)
- Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17; Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi m. 1, 3
Resmî kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — mevzuat.gov.tr
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — mevzuat.gov.tr
- 6284 sayılı Kanun — mevzuat.gov.tr
- 7406 sayılı Kanun — 27.05.2022 tarihli Resmî Gazete
- Yargıtay Karar Arama
- Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı
- UYAP Vatandaş Portal
- AİHM Karar Veritabanı (HUDOC)
Değişebilecek verilere ilişkin teyit uyarısı
Ceza miktarları, zamanaşımı süreleri ile HAGB, erteleme ve seçenek yaptırım koşulları kanun değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla güncellenebilir. Sayfadaki sayısal veriler yayın tarihindeki mevzuata dayanır ve işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir. “Uygulamada” ve “yerleşik uygulamada” ibareleriyle belirtilen hususlar kanun metninden değil yargısal uygulamadan gelir; atıf yapılan kararların bir bölümü 7406 sayılı Kanun değişikliğinden önceki döneme ilişkindir.
Hazırlayan
Av. Malik Enes Kaplan — İstanbul Barosu
Güncelleme: Eylül 2026
Yasal uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki görüş veya tavsiye niteliğinde değildir ve okunması yahut paylaşılması avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilir. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca bu sayfada hizmet tanıtımı, sonuç vaadi veya dava sonucu bilgisi yer almaz.