Ceza Hukuku, Genel
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu (TCK 109) cezası, unsurları ve nitelikli hâlleri; şikâyet, zamanaşımı ve görevli mahkeme kuralları tablolarla.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu (TCK 109): Cezası, Unsurları ve Nitelikli Hâlleri

Hazırlayan: Av. Malik Enes Kaplan — İstanbul Barosu · Güncelleme: Eylül 2026 · Dayanak: 5237 sayılı TCK m. 109, 110, 111; 5271 sayılı CMK; 5235 sayılı Kanun

Hızlı cevap

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmaktır. TCK 109/1 uyarınca temel cezası 1 yıldan 5 yıla kadar hapis, cebir, tehdit veya hile kullanılmışsa (TCK 109/2) 2 yıldan 7 yıla kadar hapistir. Suç şikâyete tabi değildir, re’sen soruşturulur; uzlaştırma kapsamı dışındadır ve görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir.

İçindekiler
  1. Hürriyetinden yoksun kılma ne demek? (TCK 109)
  2. Korunan hukuki değer ve suçun yapısı
  3. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları
  4. Fail ve mağdur
  5. Hukuka aykırılık, rıza ve hukuka uygunluk hâlleri
  6. Yaşı küçük mağdurun rızasının hukuki değeri
  7. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cezası
  8. Nitelikli hâller: TCK 109/2, 109/3, 109/4, 109/5, 109/6
  9. Suçun cinsel amaçla işlenmesi (TCK 109/5)
  10. Etkin pişmanlık (TCK 110)
  11. Teşebbüs, iştirak ve içtima
  12. Karıştırılan suçlar ve sınırları
  13. Şikâyet, zamanaşımı, uzlaştırma ve görevli mahkeme
  14. Soruşturma ve kovuşturma süreci: 5 adım
  15. Deliller ve beraat kararı verilen durumlar
  16. HAGB, erteleme ve adli para cezasına çevirme
  17. Mağdurun hakları ve başvuru yolları
  18. Şüpheli ve sanığın hakları
  19. Yargıtay uygulaması
  20. Sıkça sorulan sorular
  21. Ceza yargılamasında müdafi ile temsil
  22. Şişli-Nişantaşı konumu ve iletişim

Hürriyetinden Yoksun Kılma Ne Demek? (TCK 109)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, bir kimsenin hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakılmasıdır. Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hürriyete Karşı Suçlar” bölümünde TCK madde 109‘da düzenlenmiştir. Uygulamada aynı fiil hürriyeti tahdit, alıkoyma veya adam kaçırma olarak da anılır; hepsi TCK 109’daki tek suç tipini işaret eder.

Madde, 765 sayılı mülga Ceza Kanunu’nda dağınık biçimde düzenlenmiş birçok suç tipini tek bir hükümde toplamıştır. Mülga Kanun’da memur tarafından işlenen hürriyeti tahdit (m. 181), küçüklerin kaçırılması ve alıkonulması (m. 182) gibi ayrı ayrı düzenlenen fiiller, bugün kişiyi hürriyetinden yoksun kılma başlığı altında değerlendirilmektedir.

TCK Madde 109 — Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (yürürlükteki metin)(1) Bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakan kişiye, bir yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.

(2) Kişi, fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit veya hile kullanırsa, iki yıldan yedi yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.

(3) Bu suçun; a) Silahla, b) Birden fazla kişi tarafından birlikte, c) Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, d) Kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle, e) Üstsoy, altsoy veya eşe ya da boşandığı eşe karşı, f) Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, İşlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

(4) Bu suçun mağdurun ekonomik bakımdan önemli bir kaybına neden olması hâlinde, ayrıca bin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(5) Suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır.

(6) Bu suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralama suçunun neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâllerinin gerçekleşmesi durumunda, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler uygulanır.

Teyit uyarısı: Kanun metni değişebildiğinden maddenin güncel hâli, işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu metninden teyit edilmelidir. Üçüncü fıkranın (e) bendindeki “ya da boşandığı eşe” ibaresi 7406 sayılı Kanun ile eklenmiştir; bu ibarenin eklenmesinden önceki dönemde işlenen fiillerde TCK 7 kapsamında zaman bakımından uygulama değerlendirmesi yapılır.

Hürriyeti tahdit, alıkoyma ve adam kaçırma aynı suç mudur?

Halk arasında ve dilekçelerde üç farklı ad kullanılsa da hukuki karşılıkları tektir. Hürriyeti tahdit ve alıkoyma kavramları doğrudan TCK 109’u; “adam kaçırma” ise çoğunlukla TCK 109/2 kapsamındaki cebir, tehdit veya hile ile işlenen biçimi anlatır. Doğru nitelendirme fıkra düzeyinde yapılır; dilekçedeki adlandırma savcılığı bağlamaz.

Buna karşılık çocuğun kaçırılması ve alıkonulması (TCK 234) ayrı bir suçtur: velayet yetkisine sahip olmayan kişinin, on altı yaşını bitirmemiş çocuğu veli, vasi veya bakım-gözetim yükümlüsünden kaçırması ya da alıkoyması bu maddede düzenlenir. İki suçun karıştırılması, görev ve ceza bakımından ciddi fark doğurur.

Korunan Hukuki Değer ve Suçun Yapısı

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile korunan hukuki değer, bireyin kendi istek ve iradesi doğrultusunda hareket edebilme özgürlüğü ve hakkıdır. İnsanlar bir yerde kalma ya da başka bir yere gitme bakımından tamamen seçim hakkına sahiptir; bu özgürlüğün hukuka aykırı biçimde ortadan kaldırılması yaptırıma bağlanmıştır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun yapısına ilişkin dört özellik uygulamada belirleyicidir:

  • Seçimlik hareketli suçtur: Madde metninde “bir yere gitmek veya bir yerde kalmak” denildiğinden, iki hareketten birinin gerçekleştirilmesi yeterlidir.
  • Serbest hareketli değil, bağlı hareketlidir: Hareketin gerçekleştirilme biçimi serbesttir; ancak sonucun mutlaka hareket serbestisinin kaldırılması olması gerekir.
  • Kesintisiz (mütemadi) suçtur: Hürriyetin kısıtlandığı süre boyunca suç işlenmeye devam eder; kesinti gerçekleştiği anda fiil biter.
  • Zarar suçudur: Mağdurun hareket serbestisi fiilen ortadan kalkmalıdır; soyut tehlike yeterli değildir.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Unsurları

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları, maddi unsur, hukuka aykırılık unsuru ve manevi unsur (kusurluluk) olmak üzere üç başlıkta incelenir. Her üç unsur birlikte gerçekleşmedikçe suç oluşmaz.

Maddi unsur: hareket ve netice

Suçun maddi unsuru, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmaktır. Hareketin biçimi bakımından bir sınırlama bulunmadığından fiil çok farklı görünümlerde gerçekleşebilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu icrai hareketle işlenebileceği gibi ihmali hareketle de işlenebilir. Mağduru narkozla uyutmak, el ve ayaklarını bağlamak, kapalı bir yerde tutmak; kapı açık olsa dahi bulunduğu yeri serbest iradesiyle terk etmesini engelleyici tedbirler almak bu kapsamdadır. Öğretide, felçli kişinin ihtiyaç duyduğu tekerlekli sandalyesini veya bastonunu almak, banyoda bulunan kişinin kıyafetlerini saklamak gibi davranışların da hareket serbestisini ortadan kaldırdığı kabul edilir.

Mağdurun başka bir yere gitmesi için zorunlu olarak bağlı olduğu araçların alınması veya zarar verilerek kullanılmasına engel olunması durumunda da kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu işlenmiş olur. Fiil, silah ya da uyuşturucu madde gibi araçlarla; tehdit ve hile gibi manevi araçlarla ya da yakalama ve bağlama gibi fiziki araçlarla gerçekleştirilebilir.

Tablo 1: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda hareket biçimleri
Hareket biçimi Somut görünüm Değerlendirmede aranan
Fiziki engelleme Bağlama, kilitli yerde tutma, kapıyı dışarıdan kilitleme Hareket serbestisinin fiilen kalkması
Araç kullanılarak nakletme Zorla araca bindirip başka yere götürme Mağdurun kendi güvenlik alanından çıkarılması
Manevi baskı Tehdit ile bir yerde kalmaya zorlama Direncin kırılmasına elverişlilik
Hile Yanıltıcı vaatle bir yere götürüp alıkoyma Yanılgının failce yaratılmış olması
Zorunlu aracın elinden alınması Tekerlekli sandalye, baston veya kıyafetlerin saklanması Ayrılmanın fiilen imkânsız hâle gelmesi
İhmali hareket Serbest bırakma yükümlülüğüne rağmen tutmaya devam etme Yükümlülüğün ve imkânın varlığı
Uyuşturma veya bayıltma Narkoz, ilaç veya benzeri maddelerle etkisiz hâle getirme Hareket yeteneğinin ortadan kalkması

Süre: kısa süreli tutmalar da suç oluşturur mu?

Kanun, hürriyetin ne kadar süreyle kısıtlanması gerektiğine ilişkin bir alt sınır öngörmemiştir. Bu nedenle hürriyetin kısa veya uzun süreli olması kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmasına etki etmez; sürenin kısalığını takdir, somut olayın özelliğine göre hâkime aittir. Buna karşılık öğretide, anlık tutmaların suçun oluşumunu engellediği kabul edilir: hareket serbestisinin belirli bir zaman dilimi boyunca ortadan kalkması gerekir.

Uygulamada birkaç dakikalık ya da birkaç metrelik hareket kısıtlamalarının dahi suç oluşturabildiği görülmektedir. Belirleyici olan geçen süre değil, mağdurun kendi iradesiyle hareket etme imkânının fiilen ortadan kalkmış olmasıdır. Bu husus kanundan değil yerleşik uygulamadan gelir ve her dosyada ayrıca değerlendirilir.

Manevi unsur: kast

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yalnızca kasten işlenebilen bir suçtur; taksirle işlenmesi mümkün değildir. Suç için genel kast yeterlidir: failin, mağduru bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetini kullanamaz hâle getirdiğini bilmesi ve bunu istemesi aranır.

Kast doğrudan olabileceği gibi olası kast biçiminde de gerçekleşebilir. Suçun olası kastla işlenmesi hâlinde TCK 21/2 uyarınca cezada indirim yapılır. Failin saiki (amacı) suçun temel şekli bakımından önem taşımaz; ancak suç cinsel amaçla işlenmişse TCK 109/5 uyarınca ceza artırılır. Fiilin terör amacıyla ya da bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde ise 3713 sayılı Kanun hükümleri devreye girer.

Fail ve Mağdur

Fail kim olabilir?

Madde metninde “kişi” denildiğinden, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun faili herkes olabilir; fail bakımından özel bir nitelik aranmaz. Ancak fail kamu görevinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanarak hareket ederse TCK 109/3-d uyarınca ceza ağırlaşır. Failin mağdurla arasında üstsoy-altsoy bağı veya eşlik ilişkisi bulunması da TCK 109/3-e kapsamında ağırlaştırıcı nedendir.

Mağdur kim olabilir?

Mağdur, teknik araçla veya başkasının yardımıyla da olsa hareket serbestisine, diğer bir ifadeyle yer değiştirme yeteneğine sahip herkes olabilir. Mağdurun çocuk ya da beden veya ruh bakımından kendini savunamayacak durumda bulunan kişi olması, TCK 109/3-f uyarınca cezayı artırır.

Önemli bir nokta, hareket serbestisinin farkında olmayı gerektirmemesidir: fiilin işlendiği sırada mağdurun hareket serbestisine sahip olup olmadığını veya bu serbestiyi kullanmak isteyip istemediğini bilmesi gerekmez. Bu nedenle uyuyan, bayılmış, akıl hastası ya da kendini bilemeyecek derecede alkol almış kişiler de bu suçun mağduru olabilir. Öğretide, tutuklu ve hükümlüler gibi bir yere gitme veya bir yerde kalma iradeleri kısmen sınırlanmış kişilerin de mağdur olabileceği kabul edilir.

Hukuka Aykırılık, Rıza ve Hukuka Uygunluk Hâlleri

TCK 109’da suçun oluşması için hürriyetten “hukuka aykırı olarak” yoksun bırakma aranmıştır. Bu, öğretide “hukuka özel aykırılık” olarak adlandırılır: hâkim, faili cezalandırabilmek için genel kast dışında ayrıca hukuka aykırılık bilinciyle hareket edilip edilmediğini araştırmak zorundadır.

Hukuka uygun olarak gerçekleştirilen göz altına alma ve tutuklama işlemlerinde ya da haksız bir saldırıdan kurtulmak için meşru savunma durumunda bulunan kişinin saldırganın hürriyetini kısıtlamasında suç oluşmaz. Ceza Muhakemesi Kanunu m. 90 çerçevesinde herkese tanınan geçici yakalama yetkisi kullanıldığında da fiil hukuka uygundur; bu yetkinin sınırının aşılması ise hem kişiyi hürriyetinden yoksun kılma hem de kamu görevlisi bakımından ayrı sorumluluk doğurabilir.

Mağdurun rızası

İlgilinin rızası, fiili hukuka uygun hâle getirir. Ancak rızanın geçerli sayılabilmesi için üç koşul birlikte aranır: rıza açıklayan kişinin ehliyetli olması, rızanın kanuna, genel ahlaka ve kamu düzenine aykırı olmaması ve rızanın baskı altında oluşturulmamış olması. Rıza fiilden önce veya fiil sırasında verilmelidir; sonradan verilen onay suçu ortadan kaldırmaz.

Rızanın kalktığı an belirleyicidir. Başlangıçta rızaya dayanan birlikteliğin ardından mağdurun ayrılmak istemesine rağmen tutulmaya devam edilmesi hâlinde, rızanın kalktığı andan itibaren kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu oluşur.

Velayet hakkı ve kanun hükmünü icra

Yasal temsilci olan anne ve/veya babanın, velayet hakkı çerçevesinde çocuğuna yönelik koruma ve gözetim amacıyla uyguladığı tedbirler — hakkın kötüye kullanılması boyutunda bulunmadığı sürece — hukuka uygunluk kapsamında değerlendirilir. Türk Medeni Kanunu velayet hakkının anne ve/veya baba tarafından beraber veya münferiden kullanılabileceğini kabul ettiğinden, bu yetkinin usulüne uygun kullanılması suçun oluşumuna engeldir. Yetkinin kötüye kullanılması ise sorumluluk doğurabilir.

Tablo 2: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda hukuka uygunluk hâlleri
Hâl Dayanak Sınırı
Kanun hükmünü yerine getirme (gözaltı, tutuklama) TCK 24/1, CMK 91, 100 Usul kurallarına uygunluk; süre sınırlarının aşılmaması
Herkes tarafından geçici yakalama CMK 90/1 Suçüstü hâli ve kolluğa derhâl teslim
Meşru savunma TCK 25/1 Saldırının haksız ve devam ediyor olması, orantılılık
İlgilinin rızası TCK 26/2 Ehliyet, rızanın hukuka uygunluğu, baskı bulunmaması
Hakkın kullanılması (velayet) TCK 26/1, TMK velayet hükümleri Koruma-gözetim amacı; hakkın kötüye kullanılmaması
Zorunluluk hâli TCK 25/2 Ağır ve muhakkak tehlike, başka çözümün bulunmaması

Yaşı Küçük Mağdurun Rızasının Hukuki Değeri

Rızanın geçerliliği, mağdurun yaşı bakımından özel bir değerlendirme gerektirir. Yerleşik uygulamada on beş yaşını doldurmamış çocuğun rızası hukuken geçerli sayılmaz; bu yaş grubundaki çocuğun beyanına dayanılarak hürriyetinin kısıtlanması, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu ortadan kaldırmaz.

On beş yaşını tamamlamış, ayırt etme gücüne sahip çocuk bakımından ise durum farklıdır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bir kararında, suç tarihinde on beş yaşını tamamlamış ve ayırt etme gücüne sahip mağdurenin rızasıyla cinsel amaçlı olarak hürriyetinin kısıtlanmasından ibaret eylemin TCK 109/1-3-f-5 kapsamında görünmesine rağmen, mağdurun TCK 26/2 kapsamındaki rızasının fiili suç olmaktan çıkararak hukuka uygun hâle getirdiği kabul edilmiştir.

Uygulama notu: Bu ayrım her dosyada mağdurun yaşı, ayırt etme gücü ve rızanın özgür iradeyle verilip verilmediği yönünden ayrıca incelenir. Çocuklara ilişkin soruşturmalarda 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu hükümleri uygulanır ve çocuğun kimliğinin belirlenmesine yol açacak bilgiler açıklanmaz.

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cezası

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cezası, temel şekli bakımından 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır (TCK 109/1). Fiili işlemek için veya işlediği sırada cebir, tehdit ya da hile kullanılmışsa ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapse yükselir (TCK 109/2). Kanun bu suç için seçimlik ceza öngörmemiş, yaptırım olarak hapis cezasını benimsemiştir.

Üçüncü fıkradaki nitelikli hâllerden birinin gerçekleşmesi durumunda, birinci veya ikinci fıkraya göre verilecek ceza bir kat artırılır. Beşinci fıkra uyarınca suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde ise yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. Aşağıdaki tablo, kanun metninden doğan teorik alt ve üst sınırları gösterir.

Tablo 3: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cezası (TCK 109 alt-üst sınırlar)
Hâl Dayanak Hapis cezası (alt-üst sınır)
Temel hâl TCK 109/1 1 yıldan 5 yıla kadar
Cebir, tehdit veya hile kullanılması TCK 109/2 2 yıldan 7 yıla kadar
Temel hâl + üçüncü fıkradaki nitelikli hâl TCK 109/1 ve 109/3 2 yıldan 10 yıla kadar
Cebir, tehdit veya hile + üçüncü fıkradaki nitelikli hâl TCK 109/2 ve 109/3 4 yıldan 14 yıla kadar
Temel hâl + cinsel amaç TCK 109/1 ve 109/5 1 yıl 6 aydan 7 yıl 6 aya kadar
Cebir, tehdit veya hile + cinsel amaç TCK 109/2 ve 109/5 3 yıldan 10 yıl 6 aya kadar
Temel hâl + nitelikli hâl + cinsel amaç TCK 109/1, 109/3 ve 109/5 3 yıldan 15 yıla kadar
Cebir, tehdit veya hile + nitelikli hâl + cinsel amaç TCK 109/2, 109/3 ve 109/5 6 yıldan 21 yıla kadar
Mağdurun ekonomik bakımdan önemli kaybı TCK 109/4 Ayrıca bin güne kadar adli para cezası

Önemli: Tablodaki değerler kanun metninden doğan teorik sınırlardır. Somut olayda hangi cezanın verileceği, TCK 61’deki ölçütler (fiilin işleniş biçimi, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, kastın yoğunluğu, süre) çerçevesinde mahkemenin takdirindedir. Kesin bir ceza tahmini yapılamaz. Artırım ve indirim nedenleri TCK 61/5’teki sıraya göre uygulanır.

Ekonomik kayıp hâlinde adli para cezası (TCK 109/4)

Dördüncü fıkra, failin işlediği kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun mağdurun önemli bir ekonomik kaybına neden olmasını ayrı bir yaptırıma bağlamıştır. Bu, suçun neticesi bakımından ağırlaşmış hâlidir; failin bu neticeyi istemiş olması gerekmez, TCK 23 uyarınca en azından taksirle hareket etmiş olması yeterlidir.

Hükmedilecek adli para cezası “bin güne kadar” olarak belirlenmiştir; TCK 52/1 uyarınca alt sınır beş gündür. Gün sayısı, kişinin ekonomik ve şahsi hâlleri gözetilerek belirlenen bir gün karşılığı miktarla çarpılarak hesaplanır (TCK 52/2). Uygulamada bu fıkranın uygulanabilmesi için kaybın somut olarak araştırılması aranır; ekonomik kayıp iddiası araştırılmadan hüküm kurulması bozma nedeni sayılmaktadır.

Nitelikli Hâller: TCK 109/2, 109/3, 109/4, 109/5 ve 109/6

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun nitelikli hâlleri iki grupta toplanır: ikinci fıkradaki cebir, tehdit veya hile ile üçüncü fıkrada sayılan altı bent. Dördüncü, beşinci ve altıncı fıkralar ise ayrı ağırlaştırma ve içtima kuralları getirir.

Cebir, tehdit veya hile kullanılması (TCK 109/2)

Failin kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlemek için veya işlediği sırada mağdur üzerinde cebir, tehdit ya da hile kullanması ceza artırımı sonucunu doğurur. Bu araçların yalnızca icra hareketlerinin tamamlanması aşamasında kullanılması aranmaz; mağdurun hürriyeti kısıtlandıktan sonra temadi boyunca sürekliliği sağlamak amacıyla kullanılması hâlinde de fıkra uygulanır.

Cebir, failin mağdur üzerinde maddi zor kullanmasıdır. Cebrin eylemin devamı süresince uygulanması gerekli değildir; başlangıçta mağdurun direncinin kırılmasına elverişli olması yeterlidir. Tehdit, mağdura kendisine veya bir yakınına ilişkin ileride gerçekleştirilecek bir kötülüğün bildirilmesidir; söz konusu kötülük hayat, vücut bütünlüğü, şeref ve onur, sosyal veya ekonomik itibar bakımından olabilir.

Hile, birini aldatmak ve yanıltmak için yapılan düzen, dolap ve desisedir. Yanıltma için söz, hareket veya başka herhangi bir araç kullanılabilir. Hile doğrudan fail tarafından gerçekleştirilebileceği gibi iyi niyetli üçüncü kişi vasıtasıyla da yapılabilir. Arkadaş olma bahanesiyle mağdurun alıkonulması, uygulamada hile unsurunun tipik örneği olarak değerlendirilmiştir.

Silahla işlenmesi (TCK 109/3-a)

Silahın mağdur üzerinde yarattığı etki, oluşturduğu korku ve suçun işlenmesini kolaylaştırması nedeniyle silahla işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma fiili ağırlaştırılmıştır. TCK 6/1-f’de silah kavramı geniş tanımlanmıştır: ateşli silahlar, patlayıcı maddeler, saldırı ve savunmada kullanılmak üzere yapılmış her türlü kesici, delici veya bereleyici aletler ile saldırı ve savunma amacıyla yapılmış olmasa bile fiilen saldırı veya savunmada kullanılmaya elverişli diğer şeyler, yakıcı-aşındırıcı-yaralayıcı-boğucu-zehirleyici maddeler ve nükleer, radyoaktif, kimyasal, biyolojik maddeler.

Türk Ceza Kanunu kapsamında silah sayılacak aletler bu Kanun’la sınırlı değildir. Objektif olarak bir silahın etkisini oluşturmaya elverişli her obje silah kapsamında görülebilir. Yerleşik uygulamada kazma, tornavida, nakış makası gibi aletlerin somut kullanım biçimine göre silahtan sayıldığı; buna karşılık önceden kırılıp kesici hâle getirilmemiş çay bardağının silah sayılmadığı kabul edilmiştir. Vücut kısımları ise silah sayılmaz.

Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi (TCK 109/3-b)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi, fiilin gerçekleştirilmesini kolaylaştırdığı gibi mağdurun savunmasını da zorlaştırır. Bent metninde “birden fazla kişi” denildiğinden suçun en az iki kişi tarafından birlikte işlenmesi gerekir.

Birlikte işleme için hareket eden iki kişinin müşterek fail olması, diğer bir ifade ile fiili birlikte gerçekleştirmesi aranır (TCK 37). Suça iştirak edenler bakımından iki kişiden birinin yardım eden veya azmettiren sıfatına sahip olarak fiile katkıda bulunması hâlinde bu nitelikli hâl uygulanamaz.

Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle işlenmesi (TCK 109/3-c)

Bu bentte ağırlaştırma nedeni, mağdurun yerine getirdiği kamu görevidir. Mağdurun salt kamu görevlisi olması yeterli değildir; suçun, mağdurun yerine getirdiği kamu görevi dolayısıyla işlenmesi gerekir. Kamu görevi sona ermiş olsa dahi kişinin kamu görevinin gereklerine uygun davranması nedeniyle hürriyetinden yoksun kılınması hâlinde bu hüküm uygulanır.

TCK 6/1-c’ye göre kamu görevlisi, “kamusal faaliyetin yürütülmesine atama veya seçilme yoluyla ya da herhangi bir surette sürekli, süreli veya geçici olarak katılan kişi”dir. Belirleyici ölçüt, kişinin kamusal faaliyetin yürütülmesine katılmasıdır; ücret alıp almaması ya da görevin sürekli olup olmaması önem taşımaz.

Kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması (TCK 109/3-d)

Bu bentte ağırlaştırma nedeni failden kaynaklanır. Uygulanabilmesi için iki koşul birlikte aranır: failin kamu görevlisi olması ve bu nedenle sahip olduğu nüfuzu kötüye kullanması. Başka bir anlatımla kamu görevlisi, görevi gereği sahip olduğu otoriteden, sözünü kabul ettirme gücünden yararlanmalıdır. Kamu görevlisinin bu sıfatı hukuka uygun olarak kazanmış olması, görev ve kapsamının kanunla belirlenmiş olması gerekir.

Yerleşik uygulamada, görevli bir kamu görevlisinin trafik tartışması gibi tamamen kişisel bir uyuşmazlıkta memuriyet nüfuz ve yetkisini kullanarak kolluk görevlilerine talimat verip karşı tarafı karakola aldırması, bu bent kapsamında değerlendirilmiştir.

Üstsoy, altsoy, eş veya boşanılan eşe karşı işlenmesi (TCK 109/3-e)

Suçun üstsoy veya altsoydan birine ya da eşe veyahut boşanılan eşe karşı işlenmesi, cezanın ağırlaşması sonucunu doğurur. Aranan akrabalık ilişkisi Türk Medeni Kanunu hükümlerine göre belirlenir.

Uygulamada eş olma statüsü bakımından geçerli resmî nikâhın varlığı aranmaktadır. Taraflar hakkında ayrılık kararı verilmiş bulunması bu ağırlaştırıcı nedenin uygulanmasına engel değildir. Buna karşılık resmî nikâh bulunmaksızın dinî nikâhla kurulmuş birlikteliklerde bu hükmün uygulanması suretiyle cezanın ağırlaştırılması söz konusu olmaz. “Boşandığı eş” ibaresi 7406 sayılı Kanun ile eklendiğinden, boşanma kararı kesinleşmiş eşe karşı işlenen fiillerde de bent uygulanır.

Çocuğa ya da kendini savunamayacak kişiye karşı işlenmesi (TCK 109/3-f)

Suçun çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı işlenmesi ağırlaştırıcı nedendir. TCK 6/1-b uyarınca çocuk, henüz on sekiz yaşını doldurmamış bireydir. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun, çocuktan başka yaşı, hastalığı, malullüğü veya ruhsal ya da fiziksel güçsüzlüğü nedeniyle kendini korumaktan aciz bir kimseye karşı işlenmesi de cezayı ağırlaştırır.

Bu bentteki mağdurların konumları dolayısıyla savunma olanaklarının azlığı, fiilin işlenmesinde kolaylık sağlar. Mağdurun kendini savunamayacak duruma düşmesinde kendi kusurunun bulunması, bu nitelikli hâlin uygulanmasını engellemez.

Tablo 4: TCK 109 nitelikli hâlleri ve artırım oranları
Nitelikli hâl Fıkra/bent Etkisi
Cebir, tehdit veya hile kullanılması TCK 109/2 Ceza 2-7 yıl olarak belirlenir
Silahla işlenmesi TCK 109/3-a Ceza bir kat artırılır
Birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi TCK 109/3-b Ceza bir kat artırılır
Mağdurun yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle TCK 109/3-c Ceza bir kat artırılır
Kamu görevinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması TCK 109/3-d Ceza bir kat artırılır
Üstsoy, altsoy, eş veya boşanılan eşe karşı TCK 109/3-e Ceza bir kat artırılır
Çocuğa ya da kendini savunamayacak kişiye karşı TCK 109/3-f Ceza bir kat artırılır
Mağdurun önemli ekonomik kaybına neden olma TCK 109/4 Ayrıca bin güne kadar adli para cezası
Cinsel amaçla işlenmesi TCK 109/5 Cezalar yarı oranında artırılır
Kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâli TCK 109/6 Ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır

Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçunun Cinsel Amaçla İşlenmesi (TCK 109/5)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. Suçun “cinsel amaçla işlenmesi”nden maksat, failin fiili işlerken cinsel arzularını tatmin gayesiyle hareket etmesidir. Bu, suçun temel şeklinde aranmayan özel bir saikin arandığı tek hâldir.

Failin cinsel amaçla hareket edip etmediği, olayın gelişimi, mağdurun götürüldüğü yer, fiilin süresi ve failin sözleri gibi ölçütlerle belirlenir. Amaç yalnızca fail bakımından aranır; mağdurun bu amacı bilip bilmemesi önem taşımaz.

Cinsel amaçla hürriyetin kısıtlandığı dosyalarda içtima kuralı ayrıca önem taşır: kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu cinsel amaçla işlenmişse bu hâl TCK 109 anlamında nitelikli hâl sayıldığından fail sadece bu suçtan cezalandırılır. Ancak hürriyetinden yoksun bırakılan mağdura karşı ayrıca cinsel içerikli hareketler de gerçekleştirilmişse, failin cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar nedeniyle de cezalandırılması gerekir.

Mağdur hassasiyeti: Cinsel suçlarla birlikte işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma dosyalarında mağdurun beyanının uygun ortamda alınması esastır. Adli görüşme odaları, mağdur hakları servisleri ve ilgili destek mekanizmaları bu amaca hizmet eder. Bu sayfada somut olay anlatımına yer verilmemiştir.

Etkin Pişmanlık (TCK 110)

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından şahsi cezasızlık değil, cezada indirim sonucu doğuran bir etkin pişmanlık hâli TCK 110’da düzenlenmiştir.

TCK Madde 110 — Etkin pişmanlık(1) Yukarıdaki maddede tanımlanan suçu işleyen kişi, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın, onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakacak olursa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir.

Hükmün uygulanabilmesi için dört koşul birlikte aranır:

  1. Soruşturmaya başlanmadan önce serbest bırakma gerçekleşmelidir; soruşturma başladıktan sonraki bırakma bu madde kapsamında değildir.
  2. Mağdurun şahsına zarar dokunmamış olmalıdır.
  3. Serbest bırakma kendiliğinden, yani failin kendi iradesiyle olmalıdır; kolluğun müdahalesi veya mağdurun kaçması bu koşulu karşılamaz.
  4. Mağdur güvenli bir yerde serbest bırakılmalıdır.

İndirim oranı “üçte ikisine kadar” olarak belirlendiğinden, indirimin oranını somut olayın özelliklerine göre mahkeme takdir eder; her dosyada üçte iki oranında indirim yapılacağı anlamına gelmez. Yerleşik uygulamada, soruşturmaya başlanmadan mağduru zarar vermeksizin kendiliğinden serbest bırakan sanıklar hakkında TCK 110’un uygulanmaması bozma nedeni sayılmaktadır.

Teşebbüs, İştirak ve İçtima

Teşebbüs

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçuna teşebbüs mümkündür (TCK 35-36). Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kesintisiz nitelikte bir suç olduğundan tamamlanma anı ile bitme anı birbirinden farklıdır: tamamlanma anı, mağdurun bulunduğu yeri değiştirme olanağının ortadan kaldırılması; bitme anı ise mağdurun yeniden özgürlüğüne kavuştuğu andır. Suçun oluşumu için hürriyetten yoksunluğun kısa veya uzun belli bir zaman süresince devam etmesi gerektiğinden, bu ana kadar yapılan hareketler teşebbüse vücut verebilir.

Uygulamada mağdurun kendi doğal güvenlik alanından çıkarılıp failin nüfuz ve hâkimiyeti altına alınmasıyla suçun tamamlandığı; bu aşamadan sonra eksik teşebbüs hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğu kabul edilmiştir.

İştirak

Suç, iştirak bakımından bir özellik taşımaz; iştirakin her şekli mümkündür (TCK 37-39). Failler birlikte hareket etmiş olabileceği gibi biri diğerinin eylemine yardım etmek suretiyle katılmış da olabilir. Birden fazla kişinin birlikte müşterek fail olarak hareket etmesi hâlinde ceza TCK 109/3-b uyarınca artırılır.

Kaçırma eyleminde aracı kullanan kişinin katkısı, yerleşik uygulamada asli nitelikte kabul edilmektedir; bu kişinin fer’i fail sayılarak cezasından indirim yapılması hatalı bulunmuştur. Aynı şekilde, reşit olmayan mağdurun iki kişi tarafından getirildiğini bilmesine rağmen evinde kalmasına izin veren kişinin de suça iştirak ettiği kabul edilmiştir.

İçtima ve zincirleme suç

İçtima kuralları, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma dosyalarında en çok tartışılan başlıklardandır:

  • Cebir ve tehdit: Cebir veya tehdit kullanılarak suç işlenmişse bunlar TCK 109 anlamında nitelikli hâl sayıldığından, faile ayrıca cebir (TCK 108) veya tehdit (TCK 106) suçundan ceza verilmez.
  • Zincirleme suç: Suç, bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı kişiye karşı değişik zamanlarda birden fazla ya da birden fazla kişiye karşı tek bir fiille işlenirse TCK 43 uyarınca zincirleme suç hükümleri uygulanır.
  • Ayrı mağdurlar: Hile ile iki mağdurun birlikte kaçırılması hâlinde iki ayrı suçun oluştuğu, tek suçtan ceza tayininin hatalı olduğu kabul edilmektedir.
  • Kasten yaralama: Suçun işlenmesi amacıyla veya sırasında kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hâlleri gerçekleşmişse ayrıca kasten yaralama hükümleri uygulanır (TCK 109/6).
  • Yağma: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu yağma suçuyla da içtima edebilir.
  • Nakil aracının kaçırılması: Suç bir nakil aracının kaçırılması suretiyle işlenirse fail ayrıca TCK 223/4 uyarınca cezalandırılır.

Karıştırılan Suçlar ve Sınırları

Doğru nitelendirme, görevli mahkemeyi, zamanaşımını ve cezayı doğrudan etkiler. Aşağıdaki tablo, uygulamada kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu ile karıştırılan suç tiplerini karşılaştırır.

Tablo 5: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve benzer suçların karşılaştırması
Suç Madde Ayırt edici özellik
Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma TCK 109 Bir yere gitme veya bir yerde kalma hürriyetinin kaldırılması
Çocuğun kaçırılması ve alıkonulması TCK 234 Velayet yetkisine sahip olmayan kişinin çocuğu veli veya vasiden kaçırması
Tehdit TCK 106 Kötülüğün bildirilmesi; hürriyeti kısıtlama neticesi aranmaz
Cebir TCK 108 Bir şeyi yapmaya veya yapmamaya zorlama; TCK 109/2 varsa ayrıca ceza verilmez
Eziyet TCK 96 Süreklilik gösteren acı verici davranışlar
Cinsel saldırı / cinsel istismar TCK 102, 103 Cinsel davranışın kendisi; hürriyetin kısıtlanması bu fiile zorunlu ölçüde ise ayrıca ceza verilmeyebilir
Yağma TCK 148-149 Malvarlığına yönelik amaç; hürriyeti kısıtlama araç niteliğinde
İnsan ticareti TCK 80 Sömürü amacı ve kanunda sayılan araçlar

Cinsel saldırı ve istismar suçlarıyla sınır

Bu ayrım uygulamada en çok bozma nedeni doğuran konudur. Yerleşik uygulamada, hürriyetin kısıtlanması cinsel saldırı veya cinsel istismar fiilinin işlenmesi için zorunlu olan süre ve ölçüyle sınırlı kalmışsa ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan ceza verilmez. Buna karşılık hürriyetin kısıtlanması bu ölçüyü aşmış, ayrı ve bağımsız bir alıkoyma boyutuna ulaşmışsa iki suçtan ayrı ayrı ceza verilir.

Örneğin mağdurenin ıssız bir yere götürülüp kıyafetlerinin saklanması ve saatlerce orada tutulması, cinsel fiilin gerektirdiği süreyi aştığından ayrıca nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur. Bu değerlendirme her dosyada süre, mesafe ve failin hâkimiyetinin niteliği gözetilerek yapılır.

Şikâyet, Zamanaşımı, Uzlaştırma ve Görevli Mahkeme

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma şikâyete tabi mi?

Hayır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu, adli makamlarca re’sen (kendiliğinden) takip edilen suçlardandır; suçun takibi herhangi bir muhakeme şartına bağlanmamıştır. Bu, uygulamada üç sonuç doğurur: soruşturmanın başlaması için şikâyet gerekmez, altı aylık şikâyet süresi işlemez ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez.

Mağdurun beyanı elbette önem taşır; ancak bu beyan hukuken “ihbar” niteliğindedir. Savcılık suçu öğrendiği andan itibaren soruşturmayı re’sen yürütür. Mağdur, kovuşturma aşamasında CMK 237 uyarınca davaya katılarak (müdahil olarak) taraf sıfatı kazanabilir.

Uzlaştırma kapsamında mıdır?

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu uzlaştırma kapsamı dışındadır. CMK 253/1-a uyarınca uzlaştırma öncelikle soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda uygulanır; bu suç şikâyete bağlı olmadığından bu bent devreye girmez. CMK 253/1-b’de sayılan katalog suçlar arasında da TCK 109 yer almamaktadır. Bu nedenle dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez.

Dava zamanaşımı süresi

Temel şekli bakımından (TCK 109/1) dava zamanaşımı süresi, üst sınırın beş yıl olması nedeniyle TCK 66/1-e uyarınca 8 yıldır. İkinci fıkrada düzenlenen hâlde (TCK 109/2) üst sınır yedi yıl olduğundan TCK 66/1-d uyarınca süre 15 yıla çıkar. TCK 66/3 uyarınca zamanaşımı belirlenirken dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.

Zamanaşımını kesen nedenlerin gerçekleşmesi hâlinde süre yeniden işlemeye başlar; ancak TCK 67/4 uyarınca zamanaşımı süresi ilgili suça ilişkin olarak kanunda belirlenen sürenin en fazla yarısına kadar uzayabilir. Buna göre temel hâlde en fazla 12 yıl, ikinci fıkra bakımından en fazla 22 yıl 6 ay söz konusu olur.

Suç kesintisiz nitelikte olduğundan zamanaşımı, TCK 66/6 uyarınca kesintinin gerçekleştiği günden işlemeye başlar; yani mağdurun yeniden özgürlüğüne kavuştuğu tarih esas alınır. Failin fiili işlediği sırada on iki yaşını doldurmuş olup henüz on beş yaşını doldurmamışsa bu süreler yarısı, on beş yaşını doldurmuş olup henüz on sekiz yaşını doldurmamışsa üçte ikisi oranında uygulanır (TCK 66/2).

Görevli ve yetkili mahkeme

Temel ve nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu yargılamakla görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca mahkemelerin görevlerinin belirlenmesinde ağırlaştırıcı veya hafifletici nedenler gözetilmeksizin kanunda yer alan suçun cezasının üst sınırı esas alınır; TCK 109/1 ve 109/2’deki üst sınırlar on yılın altında kaldığından görev asliye ceza mahkemesindedir.

Suçun terör amacıyla ya da bir terör örgütünün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde fiil terör suçu sayılır (3713 sayılı Kanun m. 4/a) ve bu hâllerde yetkili mahkeme, 3713 sayılı Kanun m. 10 uyarınca görevlendirilen ağır ceza mahkemeleridir. Yetki bakımından ise suç kesintisiz nitelikte olduğundan CMK 12/2 uyarınca kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesi yetkilidir.

Tablo 6: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu künyesi
Konu Durum Dayanak
Ceza (temel hâl) 1 yıldan 5 yıla kadar hapis TCK 109/1
Ceza (cebir, tehdit, hile) 2 yıldan 7 yıla kadar hapis TCK 109/2
Şikâyete tabi mi? Hayır, re’sen soruşturulur TCK 109 (muhakeme şartı öngörülmemiştir)
Şikâyetten vazgeçme Davayı düşürmez TCK 73 (yalnızca şikâyete bağlı suçlarda)
Uzlaştırmaya tabi mi? Hayır, kapsam dışıdır CMK 253/1
Dava zamanaşımı (temel hâl) 8 yıl TCK 66/1-e
Dava zamanaşımı (TCK 109/2) 15 yıl TCK 66/1-d
Zamanaşımının başlangıcı Kesintinin gerçekleştiği gün TCK 66/6
Etkin pişmanlık Cezanın üçte ikisine kadar indirim TCK 110
Görevli mahkeme Asliye ceza mahkemesi 5235 sayılı Kanun m. 11, 14
Yetkili mahkeme Kesintinin gerçekleştiği yer mahkemesi CMK 12/2
Tüzel kişiler hakkında Güvenlik tedbiri uygulanabilir TCK 111, TCK 60

Teyit uyarısı: Zamanaşımı süreleri, şikâyet kuralları ve ceza miktarları kanun değişiklikleriyle güncellenmektedir. Tablodaki verilerin güncel karşılıkları işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir.

Tüzel kişiler ve hak yoksunluğu

TCK 111, bu suç bakımından tüzel kişiler için özel bir düzenleme getirmiştir: tehdit, şantaj, cebir veya kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarının işlenmesi sonucunda yararına haksız menfaat sağlanan tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur.

Ayrıca kişiyi hürriyetinden yoksun kılma kasıtlı bir suç olduğundan, mahkûmiyet hâlinde failin belli hakları kullanmaktan yoksun bırakılması söz konusu olur (TCK 53/1-2). Suç, kamu görevinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmişse TCK 53/5 uyarınca verilen cezanın yarı oranıyla bir katı arasında ayrıca hak yoksunluğuna hükmedilir.

Soruşturma ve Kovuşturma Süreci: 5 Adım

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma dosyaları ihbar veya kolluğun doğrudan tespitiyle başlar. Aşağıdaki şema sürecin genel işleyişini gösterir.

  1. İhbar ve soruşturmanın başlamasıBaşvuru Cumhuriyet başsavcılığına veya kolluğa yazılı dilekçeyle ya da tutanağa geçirilmek üzere sözlü olarak yapılır (CMK m. 158). Suç re’sen takip edildiğinden savcılık, olayı herhangi bir yoldan öğrendiğinde soruşturmayı başlatır.
  2. Delillerin toplanmasıSavcılık; olay yeri incelemesi, HTS ve baz istasyonu kayıtlarının getirtilmesi, güvenlik kamerası görüntülerinin temini, araç takip ve HGS kayıtlarının incelenmesi, tanıkların dinlenmesi ve gerektiğinde adli muayene raporu alınması yoluyla delilleri toplar.
  3. İfade, koruma tedbirleri ve savunmaŞüpheli, müdafi hazır bulunabilecek şekilde ifadeye çağrılır. Suçun üst sınırı iki yıldan fazla olduğundan CMK 100/4’teki tutuklama yasağı uygulanmaz; tutuklama, CMK 100’deki genel şartların varlığı hâlinde mümkündür. Adli kontrol tedbirleri de uygulanabilir.
  4. Soruşturma sonucu kararYeterli şüphe yoksa kovuşturmaya yer olmadığına dair karar (takipsizlik) verilir; bu karara tebliğden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (CMK m. 173). Yeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir ve mahkemece kabulüyle kovuşturma başlar.
  5. Kovuşturma ve kanun yoluYargılama asliye ceza mahkemesinde duruşmalı olarak yapılır. Hükme karşı tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir (CMK m. 273). Beş yıldan fazla hapis cezalarında koşulları varsa temyiz yolu da açıktır (CMK m. 286).
Tablo 7: Soruşturma ve kovuşturma aşamalarında süreler
İşlem Süre Dayanak
Gözaltı süresi (toplu suç dışında) Yakalama anından itibaren en çok 24 saat CMK 91/1
Yakalama yerinden hâkim önüne götürülme yolu Azami 12 saat (gözaltı süresine dâhil değildir) CMK 91/1
Toplu suçlarda gözaltı uzatımı Her defasında bir günü geçmemek üzere üç gün CMK 91/3
Tutuklamaya itiraz Kararın öğrenilmesinden itibaren 7 gün CMK 268/1
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz Tebliğden itibaren 15 gün CMK 173/1
İstinaf başvurusu Tefhim veya tebliğden itibaren 7 gün CMK 273/1
Temyiz başvurusu Kararın tebliğinden itibaren 15 gün CMK 291/1

Deliller ve Beraat Kararı Verilen Durumlar

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma dosyalarında ispatın ağırlığı iki noktada toplanır: mağdurun hareket serbestisinin fiilen ortadan kalktığının ve failin bunu hukuka aykırı olarak ve bilerek gerçekleştirdiğinin ortaya konulması. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma iddiasında delil zinciri bu iki halkayı birlikte kurmalıdır.

Tablo 8: Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma dosyasında kullanılabilecek deliller
Delil türü Ne gösterir? Nasıl temin edilir?
Güvenlik kamerası ve MOBESE görüntüleri Mağdurun nakledildiği anı ve süreyi Kayıt süresi dolmadan savcılık talebiyle
HTS ve baz istasyonu kayıtları Tarafların bulunduğu konum ve zaman aralığını Hâkim veya savcılık kararıyla operatörden
HGS, plaka tanıma ve araç takip kayıtları Aracın güzergâhını ve süresini İlgili kurumdan yazı ile
Adli muayene ve darp raporu Cebir kullanıldığını Adli tıp veya hastane raporuyla
Tanık beyanları Olayın gelişimini ve rızanın bulunup bulunmadığını Dilekçeyle tanık listesi sunularak
Mesaj ve çağrı kayıtları Tehdit veya hile unsurunu Ekran görüntüsü ve operatör kayıtlarıyla
Olay yeri inceleme tutanağı Bağlama, kilitleme gibi fiziki engellemeleri Kolluk tutanağıyla
Ekonomik kayba ilişkin belgeler TCK 109/4’ün uygulanma koşulunu İşyeri kaydı, fatura, banka kaydı gibi belgelerle

Hangi hâllerde beraat kararı verilebilir?

“Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma beraat” aramalarının karşılığı, uygulamada beraat sonucunu doğurabilecek hukuki durumlardır. Bunlar kanuni dayanakları itibarıyla şu başlıklarda toplanır:

  • Hukuka uygunluk sebebinin varlığı: Kanun hükmünü yerine getirme, meşru savunma, hakkın kullanılması veya geçerli rıza bulunması hâlinde fiil suç oluşturmaz (TCK 24, 25, 26).
  • Geçerli rıza: Ehliyetli mağdurun baskı altında olmayan rızasının bulunduğu hâllerde hukuka aykırılık unsuru gerçekleşmez.
  • Hareket serbestisinin fiilen kalkmamış olması: Mağdurun her an ayrılabildiği, engellenmediği durumlarda suçun maddi unsuru oluşmaz.
  • Kastın bulunmaması: Failin hürriyeti kısıtladığı bilinciyle hareket etmediği hâllerde manevi unsur eksik kalır.
  • Fiilin başka bir suça dönüşmesi: Hürriyetin kısıtlanması cinsel saldırı fiilinin gerektirdiği süreyle sınırlı kalmışsa ayrıca bu suçtan hüküm kurulmaz.
  • Delil yetersizliği: Şüpheden sanık yararlanır ilkesi uyarınca yeterli ve kesin delil bulunmadığında beraat kararı verilir (CMK 223/2-e).

Önemli hatırlatma: Delillerin karartılması, kayıtların silinmesi veya tanıkların etkilenmesi ayrı suçlar oluşturabildiği gibi CMK m. 100 uyarınca tutuklama nedeni sayılan delil karartma şüphesini de doğurur. Bu sayfa yalnızca hakların ve usulün anlatımıyla sınırlıdır.

HAGB, Erteleme ve Adli Para Cezasına Çevirme

Mahkûmiyet hâlinde cezanın infaz edilip edilmeyeceği, birbirinden bağımsız üç kurumun koşullarına bağlıdır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda ceza aralıkları yüksek olduğundan bu kurumların uygulanma alanı sınırlıdır.

Tablo 9: HAGB, erteleme ve adli para cezasına çevirme karşılaştırması
Kurum Dayanak Ceza sınırı TCK 109 bakımından değerlendirme
Hükmün açıklanmasının geri bırakılması CMK 231 2 yıl veya daha az hapis ya da adli para cezası Temel hâlde alt sınır 1 yıl olduğundan mümkün olabilir; nitelikli hâllerde sınır aşılır
Hapis cezasının ertelenmesi TCK 51 2 yıl veya daha az hapis Temel hâlde koşulları varsa mümkündür
Adli para cezasına çevirme TCK 50 Kısa süreli hapis (1 yıl veya daha az) Temel hâlde alt sınırdan ceza verilirse gündeme gelebilir
Seçenek yaptırımlar TCK 50 Kısa süreli hapis Kamuya yararlı işte çalıştırma, belirli yerlere gitmekten yasaklanma gibi
Denetimli serbestlik 5275 sayılı Kanun m. 105/A İnfaz aşamasında Koşulların infaz hâkimliğince değerlendirilmesine bağlıdır
Koşullu salıverilme 5275 sayılı Kanun m. 107 İnfaz aşamasında Suç tarihine göre değişen infaz oranları uygulanır

Nitelikli hâllerde ceza iki yılın üzerine çıkacağından HAGB ve erteleme çoğu dosyada gündeme gelmez. Kısa süreli hapis cezasına bağlanan sonuçlar için kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar başlığı incelenebilir.

Mevzuat uyarısı: CMK 231, Anayasa Mahkemesi kararı sonrasında 7499 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiş ve yeni rejim 1 Haziran 2024‘te yürürlüğe girmiştir. İnfaz oranları da 5275 sayılı Kanun’un geçici maddeleriyle suç tarihine göre farklılık gösterebilir; koşullar işlem tarihinde güncel kanun metninden teyit edilmelidir.

Mağdurun Hakları ve Başvuru Yolları

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda mağdurun konumu, suçun re’sen takip edilmesi nedeniyle şikâyete bağlı suçlardan farklıdır: soruşturma mağdurun iradesinden bağımsız yürür, buna karşılık mağdurun usul hakları tam olarak korunur.

  • Vekil yardımından yararlanma: CMK m. 234 uyarınca mağdur, soruşturma ve kovuşturmanın her aşamasında vekilin hukuki yardımından yararlanabilir; vekil görevlendirmesi barodan istenebilir.
  • Davaya katılma (müdahillik): Suçtan zarar gören, kovuşturma evresinde hüküm verilinceye kadar davaya katılabilir (CMK m. 237).
  • Delil sunma ve talepte bulunma: Kamera görüntülerinin, HTS kayıtlarının veya tanık beyanlarının toplanması talep edilebilir.
  • Beyanının uygun ortamda alınması: Adli görüşme odaları ve mağdur hakları servisleri, ifade süreçlerinin ikincil örselenmeye yol açmadan yürütülmesini hedefler.
  • Koruma tedbirleri: Aile içi veya kadına yönelik şiddet boyutu bulunan olaylarda 6284 sayılı Kanun kapsamında uzaklaştırma ve yaklaşmama tedbirleri talep edilebilir; bu süreç ceza soruşturmasından bağımsız yürür. İlgili aile hukuku süreçleri için aile hukuku alanındaki içerikler incelenebilir.
  • Destek hatları: Sosyal Destek Hattı ALO 183 ve kolluğun KADES uygulaması acil durumlarda başvuru kanalı olarak kullanılabilir. Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM) barınma, psikososyal destek ve yönlendirme hizmeti sunar.
  • Tazminat: Suç nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararlar için genel hükümlere göre hukuk mahkemesinde tazminat davası açılabilir.

Mağdur hakları ve başvuru yolları hakkında ayrıntılı bilgi, Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı sayfasından edinilebilir.

Şüpheli ve Sanığın Hakları

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan soruşturma başlatılan kişi de şüpheli sıfatıyla CMK’nın tanıdığı haklara sahiptir; bu haklar ifade alınmadan önce kendisine bildirilir.

Tablo 10: Şüpheli ve sanığın başlıca hakları
Hak Kapsamı Dayanak
Müdafi yardımından yararlanma Her aşamada; seçme imkânı yoksa barodan görevlendirme CMK 149
Susma hakkı Açıklamada bulunmama; susma aleyhe yorumlanamaz CMK 147/1-e
İsnadı öğrenme Hangi suçtan şüpheli olduğunun bildirilmesi CMK 147/1-b
Yakınlarına haber verilmesi Yakalama ve gözaltında bir yakınına bildirim CMK 95
Lehe delillerin toplanmasını isteme Rıza, güzergâh ve süreye ilişkin kayıtların getirtilmesi CMK 147/1-f
Koruma tedbirlerine itiraz Tutuklama ve adli kontrol kararlarına itiraz CMK 267-271
Dosya inceleme Müdafi aracılığıyla soruşturma dosyasının incelenmesi CMK 153

Savunmanın odağı üç noktadadır: mağdurun hareket serbestisinin fiilen ortadan kalkıp kalkmadığı, hukuka uygunluk sebebi veya geçerli rıza bulunup bulunmadığı ve fiilin hangi fıkra kapsamında nitelendirileceği. Nitelendirme farkı, ceza ve zamanaşımı bakımından belirleyici sonuç doğurur. Suç sayısının belirlenmesine ilişkin genel ölçütler için TCK 42 bileşik suç başlığı incelenebilir.

Yargıtay Uygulaması

Aşağıdaki değerlendirmeler, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun uygulanmasında yol gösterici olan yerleşik ölçütleri özetler. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma dosyalarında en çok tartışılan konular rıza, süre, teşebbüs ve cinsel suçlarla sınır başlıklarında toplanmaktadır.

Rızanın kalkması ve işten ayrılmanın engellenmesi

Bir iş yerinde çalışan kişinin işten ayrılmak istediğini belirtmesi üzerine bunu engellemek amacıyla bulunduğu yerin kapısının dışarıdan kilitlenmesi ve hürriyetinin sınırlanması, yerleşik uygulamada kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur; bu tür olaylarda beraat kararı verilmesi bozma nedeni sayılmıştır (Yargıtay 8. CD, T. 12.09.2006, E. 2006/218, K. 2006/6638).

On beş yaşını tamamlamış mağdurun rızası

Suç tarihinde on beş yaşını tamamlamış, ayırt etme gücüne sahip mağdurenin rızasıyla cinsel amaçlı olarak hürriyetinin kısıtlanmasından ibaret eylem TCK 109/1-3-f-5 kapsamında görünse de, mağdurun TCK 26/2 kapsamındaki rızasının fiili suç olmaktan çıkararak hukuka uygun hâle getirdiği kabul edilmiştir (Yargıtay CGK, T. 11.03.2008, E. 2008/253, K. 2008/52).

Cinsel suçlarla sınır ve kıyafetlerin saklanması

Mağdurenin rızası hilafına ıssız bir yere götürülüp yaklaşık dört buçuk saat kıyafetleri saklanarak bir yere gitmek ya da kalmak hürriyetinden yoksun bırakılması, cinsel fiilin gerektirdiği süreyi aştığından nitelikli kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturur; bu hâlde beraat hükmü kurulması hatalı bulunmuştur (Yargıtay Ceza Dairesi, T. 31.01.2008, E. 2007/14008, K. 2008/568).

Suçun tamamlanma anı ve teşebbüs

Mağdurenin evinden yaklaşık 20-25 kilometre uzaktaki iş yerine götürülmek suretiyle tabii güvenlik alanından çıkarılıp failin nüfuz ve hâkimiyeti altına alınmasıyla suçun tamamlandığı; bu husus gözetilmeden eksik teşebbüs hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğu belirtilmiştir (Yargıtay Ceza Dairesi, T. 27.02.2002, E. 2002/29, K. 2002/5067).

Hile ile alıkoyma

Arkadaş olma bahanesiyle mağdurenin alıkonulması hâlinin TCK 109/2’deki “hile” unsurunu oluşturduğu, buna göre karşılaştırma ve uyarlama yapılması gerektiği kabul edilmiştir (Yargıtay 5. CD, T. 03.01.2006, E. 2005/19499, K. 2006/42).

Kamu görevinin nüfuzunun kötüye kullanılması

Görevli bir kamu görevlisinin, trafikte yol verme konusunda tartıştığı kişileri memuriyet nüfuz ve yetkisini kullanarak kolluk görevlilerine talimat verip karakola aldırması ve orada kötü muamelede bulunması biçimindeki eylemin TCK 109/1 ve 109/3 kapsamında suç oluşturduğu belirtilmiştir (Yargıtay 4. CD, T. 08.10.2007, E. 2007/4074, K. 2007/8017).

Etkin pişmanlığın uygulanması

Soruşturmaya başlanmadan önce mağdura zarar verilmeksizin kendiliğinden serbest bırakma hâlinde, sanıklar hakkında TCK 110’un uygulanması gerekir; bu hususun gözetilmemesi bozma nedeni sayılmıştır (Yargıtay 8. CD, T. 31.03.2009, E. 2008/15854, K. 2009/5024).

İştirakte katkının niteliği

Kaçırma esnasında aracı kullanan kişinin suça iştiraki asli nitelikte olduğu hâlde fer’i fail olarak kabul edilip cezasından indirim yapılması hatalı bulunmuştur (Yargıtay Ceza Dairesi, T. 16.06.2008, E. 2005/17439, K. 2008/6431).

Zincirleme suç ve mağdur sayısı

Bir suç işleme kararının icrası kapsamında aynı kişiye karşı değişik zamanlarda birden fazla işlenen fiillerde zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerekir (Yargıtay Ceza Dairesi, T. 08.04.2008, E. 2008/2668, K. 2008/3345). Buna karşılık hile ile iki ayrı mağdurun birlikte kaçırıldığı olayda iki ayrı suçun oluştuğu, her bir sanığa tek suçtan ceza tayininin hatalı olduğu belirtilmiştir (Yargıtay Ceza Dairesi, T. 12.09.1995, E. 1995/2700, K. 1995/2446).

Karar teyidi: Yukarıdaki karar künyeleri, hakemli bir akademik çalışmadaki atıflardan alınmıştır (Özlem Yenerer Çakmut, “Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma Suçu — TCK m. 109”, Prof. Dr. Nur Centel’e Armağan, s. 587-602). Kararların tam metni ve güncel içtihat durumu Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden teyit edilmelidir. Kararların bir bölümü eski tarihli olup içtihat zaman içinde değişebilir; bu nedenle metinde ölçütler yerleşik uygulama düzeyinde aktarılmıştır.

Sıkça Sorulan Sorular

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cezası ne kadar?

Temel hâlde TCK 109/1 uyarınca 1 yıldan 5 yıla kadar hapis cezasıdır. Cebir, tehdit veya hile kullanılmışsa ceza 2 yıldan 7 yıla kadar hapse yükselir. Üçüncü fıkradaki nitelikli hâllerden biri varsa ceza bir kat, suç cinsel amaçla işlenmişse yarı oranında artırılır. Somut olayda takdir mahkemeye aittir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma şikayete tabi mi?

Hayır. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu adli makamlarca re’sen soruşturulan suçlardandır; takibi herhangi bir muhakeme şartına bağlanmamıştır. Bu nedenle soruşturmanın başlaması için şikâyet aranmaz ve altı aylık şikâyet süresi işlemez. Mağdurun beyanı hukuken ihbar niteliğindedir; mağdur ayrıca davaya katılma hakkını kullanabilir.

Hürriyetinden yoksun kılma ne demek?

Hürriyetinden yoksun kılma, bir kimseyi hukuka aykırı olarak bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmak demektir. Uygulamada hürriyeti tahdit, alıkoyma veya adam kaçırma olarak da anılır; hukuki karşılığı TCK 109’daki tek suç tipidir. Korunan değer, kişinin serbestçe hareket edebilme özgürlüğüdür.

TCK 109/2 nedir, cezası ne kadar?

TCK 109/2, suçun işlenmesi için veya işlendiği sırada cebir, tehdit ya da hile kullanılmasını düzenler ve cezayı 2 yıldan 7 yıla kadar hapis olarak belirler. Cebir veya tehdit bu fıkrada nitelikli hâl sayıldığından faile ayrıca cebir ya da tehdit suçundan ceza verilmez. Üçüncü fıkra da varsa ceza bir kat artırılır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu uzlaşmaya tabi mi?

Hayır. Suç şikâyete bağlı olmadığından CMK 253/1-a kapsamına girmez; CMK 253/1-b’de sayılan katalog suçlar arasında da TCK 109 yer almaz. Bu nedenle dosya uzlaştırma bürosuna gönderilmez ve uzlaştırma yoluna gidilemez. Tarafların anlaşması yargılamayı sona erdirmez, yalnızca takdiri indirim bakımından değerlendirilebilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda zamanaşımı ne kadar?

Temel hâlde dava zamanaşımı süresi TCK 66/1-e uyarınca 8 yıldır. TCK 109/2 bakımından üst sınır yedi yıl olduğundan süre TCK 66/1-d uyarınca 15 yıla çıkar. Suç kesintisiz nitelikte olduğundan süre, kesintinin gerçekleştiği günden işlemeye başlar. Zamanaşımını kesen nedenlerle süre en fazla yarısına kadar uzayabilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda görevli mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. 5235 sayılı Kanun m. 14 uyarınca mahkemelerin görevleri belirlenirken ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenler gözetilmez, kanundaki üst sınır esas alınır. Suçun terör amacıyla işlenmesi hâlinde ise 3713 sayılı Kanun m. 10 kapsamında görevlendirilen ağır ceza mahkemeleri yetkilidir.

Kısa süreli alıkoymalar da suç sayılır mı?

Kanun asgari bir süre öngörmemiştir; hürriyetin kısa veya uzun süreli olması kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmasına etki etmez. Sürenin kısalığını takdir, somut olayın özelliğine göre hâkime aittir. Öğretide yalnızca anlık tutmaların suçun oluşumunu engellediği kabul edilir; hareket serbestisinin belirli bir süre kalkması aranır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun cinsel amaçla işlenmesi cezayı nasıl etkiler?

TCK 109/5 uyarınca suçun cinsel amaçla işlenmesi hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezalar yarı oranında artırılır. Cinsel amaç, failin fiili işlerken cinsel arzularını tatmin gayesiyle hareket etmesidir. Hürriyeti kısıtlanan mağdura karşı ayrıca cinsel içerikli hareketler gerçekleştirilmişse cinsel dokunulmazlığa karşı suçlardan da ceza verilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda etkin pişmanlık var mı?

Evet. TCK 110 uyarınca fail, bu suç nedeniyle soruşturmaya başlanmadan önce mağdurun şahsına zararı dokunmaksızın onu kendiliğinden güvenli bir yerde serbest bırakırsa cezanın üçte ikisine kadarı indirilir. Dört koşul birlikte aranır ve indirimin oranını somut olayın özelliklerine göre mahkeme takdir eder.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda HAGB verilir mi?

Hükmolunan ceza 2 yıl veya daha az hapis ise ve CMK 231’deki koşullar gerçekleşirse hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Temel hâlde alt sınır bir yıl olduğundan bu mümkün olabilir; nitelikli hâllerde ceza iki yılı aştığından uygulama alanı bulmaz. HAGB rejimi 7499 sayılı Kanun ile yeniden düzenlenmiştir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda beraat hangi hâllerde verilir?

Hukuka uygunluk sebebinin bulunması, ehliyetli mağdurun geçerli rızasının varlığı, hareket serbestisinin fiilen ortadan kalkmamış olması, kastın bulunmaması, fiilin başka bir suç kapsamında değerlendirilmesi veya delil yetersizliği hâllerinde beraat kararı verilebilir. Değerlendirme her dosyada süre, mesafe ve failin hâkimiyetinin niteliği gözetilerek ayrıca yapılır.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunda tutuklama olur mu?

Mümkündür. Suçun üst sınırı iki yıldan fazla olduğundan CMK 100/4’teki tutuklama yasağı bu suçta uygulanmaz. Tutuklamaya, kuvvetli suç şüphesini gösteren somut delillerin ve bir tutuklama nedeninin bulunması hâlinde CMK 100’deki genel şartlar çerçevesinde karar verilir. Ölçülülük ilkesi gereği adli kontrol de uygulanabilir.

Şikâyetten vazgeçmek davayı düşürür mü?

Hayır. Şikâyetten vazgeçme yalnızca soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçlarda davayı düşürür. Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu re’sen takip edildiğinden mağdurun vazgeçmesi yargılamayı sona erdirmez. Vazgeçme beyanı yalnızca delillerin değerlendirilmesinde ve TCK 62 kapsamındaki takdiri indirim bakımından dikkate alınabilir.

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurları nelerdir?

Maddi unsur, mağduru bir yere gitmek veya bir yerde kalmak hürriyetinden yoksun bırakmaktır; fiil icrai ya da ihmali hareketle işlenebilir. Hukuka aykırılık unsuru, fiilin hukuk düzenince izin verilmeyen biçimde gerçekleştirilmesini gerektirir. Manevi unsur ise kasttır; genel kast yeterli olup suç taksirle işlenemez.

Adam kaçırma ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma aynı suç mudur?

Evet, hukuki karşılığı aynıdır. Halk arasında adam kaçırma denilen fiil, çoğunlukla TCK 109/2 kapsamındaki cebir, tehdit veya hile ile işlenen kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçudur. Buna karşılık çocuğun veli, vasi veya bakım yükümlüsünden kaçırılması TCK 234’te ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir.

Ceza Yargılamasında Müdafi ile Temsil

Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma dosyalarında nitelendirme farkı sonucu doğrudan etkiler: fiilin TCK 109/1 kapsamında mı, TCK 109/2 kapsamında mı değerlendirileceği, üçüncü fıkradaki bentlerden birinin uygulanıp uygulanmayacağı ve cinsel amacın bulunup bulunmadığı hem ceza aralığını hem zamanaşımını değiştirir.

Ceza yargılamasında avukatla temsil kural olarak zorunlu değildir; kişi savunmasını kendisi de yapabilir. CMK’nın zorunlu müdafilik öngördüğü hâllerde ve şüphelinin müdafi seçebilecek durumda olmadığını bildirdiği hâllerde barodan görevlendirme yapılır. Mağdur bakımından da CMK m. 234 uyarınca vekil istenebilir. Suçun işlenmesi sırasında kasten yaralama fiili de gerçekleşmişse kasten yaralama suçu ve cezası hükümleri ayrıca uygulanır. Ceza hukukunun genel işleyişi için ceza hukuku alanındaki içerikler, cezalandırmanın amacına ilişkin çerçeve için TCK madde 1 ve ceza kanununun amacı başlığı incelenebilir.

Şişli-Nişantaşı Konumu ve İletişim

Büro, İstanbul’un Şişli ilçesinde, Nişantaşı bölgesinde yer almaktadır. İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan) ve Şişli Adliyesi’ne yakındır.

Av. Malik Enes Kaplan — Hukuk Bürosu
Halaskargazi Mahallesi, Halaskargazi Caddesi No:38-66 E/215, Lotus Nişantaşı, Şişli/İstanbul
Telefon: 0212 401 58 63 — 0553 774 3080
E-posta: bilgi@eneskaplan.av.tr

İletişim Bilgileri

Hukuki Denetim ve Kaynaklar

Dayanılan kanun maddeleri

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6, 21, 23, 24, 25, 26, 35, 36, 37, 38, 39, 43, 50, 51, 52, 53, 60, 61, 62, 66, 67, 96, 102, 103, 106, 108, 109, 110, 111, 148, 149, 223, 234
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12, 90, 91, 95, 100, 147, 149, 153, 158, 173, 223, 231, 234, 237, 253, 267-271, 273, 286, 291
  • 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 11, 14
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 105/A, 107
  • 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanunu
  • 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun
  • 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu m. 4, 10
  • 7406 sayılı Kanun (TCK 109/3-e’ye “boşandığı eş” ibaresini ekleyen kanun) ve 7499 sayılı Kanun (HAGB düzenlemesi)

Resmî kaynaklar

Değişebilecek verilere ilişkin teyit uyarısı

Ceza miktarları, zamanaşımı süreleri, uzlaştırma kapsamı ile HAGB, erteleme, seçenek yaptırım ve infaz koşulları kanun değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla güncellenebilir. Sayfadaki sayısal veriler yayın tarihindeki mevzuata dayanır ve işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir. “Uygulamada” ve “yerleşik uygulamada” ibareleriyle belirtilen hususlar kanun metninden değil yargısal uygulamadan gelir ve zaman içinde değişebilir; bu nedenle kanun kuralı ile yargısal uygulama aynı kesinlikte değerlendirilmemelidir.

Hazırlayan

Av. Malik Enes Kaplan — İstanbul Barosu
Güncelleme: Eylül 2026

Yasal uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki görüş veya tavsiye niteliğinde değildir ve okunması yahut paylaşılması avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilir. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca bu sayfada hizmet tanıtımı, sonuç vaadi veya dava sonucu bilgisi yer almaz.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir