Taksirle Ölüme Neden Olma Suçu ve Cezası (TCK 85)

Taksirle Ölüme Neden Olma Suçu ve Cezası (TCK 85): Basit ve Bilinçli Taksir

Hazırlayan: Av. Malik Enes Kaplan — İstanbul Barosu · Güncelleme: Eylül 2026 · Dayanak: 5237 sayılı TCK m. 22 ve 85, 5271 sayılı CMK, 5275 sayılı İnfaz Kanunu, 2918 sayılı KTK, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

Hızlı cevap

Taksirle ölüme neden olma, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışla, istenmeden bir kişinin ölümüne sebebiyet verilmesidir. TCK 85/1’e göre cezası 2 yıldan 6 yıla kadar hapistir. Fiil birden fazla kişinin ölümüne ya da ölümle birlikte yaralanmaya yol açmışsa TCK 85/2 uyarınca ceza 2 yıldan 15 yıla kadar hapistir. Suç şikâyete tabi değildir, uzlaştırma kapsamında değildir; dava zamanaşımı 15 yıldır.

İçindekiler
  1. Taksirle ölüme neden olma suçu nedir? (TCK 85)
  2. Taksir nedir? Basit taksir ve bilinçli taksir
  3. Taksirle ölüme neden olma suçunun cezası
  4. Suçun unsurları: fail, fiil, netice, nedensellik
  5. Uygulamada en sık karşılaşılan hâller
  6. Soruşturma ve kovuşturma süreci
  7. Şikâyet, uzlaştırma, zamanaşımı ve görevli mahkeme
  8. HAGB, erteleme, adli para cezası ve şahsi cezasızlık
  9. Güvenlik tedbirleri ve sürücü belgesinin geri alınması
  10. İnfaz ve koşullu salıverilme
  11. Ölenin yakınlarının hakları
  12. Kusur değerlendirmesi ve savunmanın eksenleri
  13. Sıkça sorulan sorular
  14. Ceza yargılamasında müdafi ile temsil
  15. Şişli-Nişantaşı konumu ve iletişim

Taksirle Ölüme Neden Olma Suçu Nedir? (TCK 85)

Taksirle ölüme neden olma suçu, failin ölüm neticesini istememesine rağmen, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışı sonucunda bir insanın hayatını kaybetmesidir. Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Hayata Karşı Suçlar” bölümünde TCK madde 85 altında düzenlenmiştir. Uygulamada suç, “taksirle öldürme” ya da “taksirle adam öldürme” adlarıyla da anılır; kanundaki başlık ise “taksirle öldürme”dir.

Bu suçu kasten öldürmeden ayıran nokta manevi unsurdur. Kasten öldürmede fail ölümü bilir ve ister; taksirle işlenen fiilde ise fail neticeyi istemez, hatta çoğu zaman öngörmez. Korunan hukuki değer yine insan hayatıdır, ancak failin iradesi neticeye yönelmediği için kanun koyucu çok daha hafif bir yaptırım öngörmüştür. Kasten işlenen fiillerin çerçevesi için kasten adam öldürme suçu ve cezası başlığındaki anlatım karşılaştırma imkânı verir.

TCK Madde 85 — Taksirle öldürme (yürürlükteki metin)

(1) Taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi, iki yıldan altı yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

(2) Fiil, birden fazla insanın ölümüne ya da bir veya birden fazla kişinin ölümü ile birlikte bir veya birden fazla kişinin yaralanmasına neden olmuş ise, kişi iki yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.

Madde iki fıkradan oluşur ve ikinci fıkra, tek bir taksirli hareketin birden çok kişiyi etkilediği durumlar için ayrı bir ceza aralığı getirir. Kanun, bu hâlde faile her ölüm için ayrı ayrı ceza verilmesini değil, tek bir ceza belirlenmesini öngörmüştür; netice sayısı, cezanın 2-15 yıl aralığında nereye oturacağını etkiler.

Suç künyesi: bir bakışta TCK 85

Tablo 1: Taksirle öldürme suçunun künyesi (TCK 85)
BaşlıkDurum
Kanuni dayanak5237 sayılı TCK m. 85; taksir için m. 22
Temel hâlin cezası (85/1)2 yıldan 6 yıla kadar hapis
Nitelikli hâlin cezası (85/2)2 yıldan 15 yıla kadar hapis
Bilinçli taksirCeza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK 22/3)
Şikâyete tabi mi?Hayır; re’sen soruşturulur, şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez
Uzlaştırmaya tabi mi?Hayır; CMK m. 253 kapsamı dışındadır
Etkin pişmanlıkKanunda öngörülmemiştir; TCK 22/6’daki şahsi cezasızlık hâli ayrıdır
TeşebbüsMümkün değildir; taksirli suçlarda teşebbüs söz konusu olmaz
Dava zamanaşımı15 yıl (TCK m. 66/1-d)
Görevli mahkeme85/1’de asliye ceza; 85/2’de ağır ceza mahkemesi (5235 sayılı Kanun m. 11, 12)
Yetkili mahkemeSuçun işlendiği yer mahkemesi (CMK m. 12)
HAGB / ertelemeHükmolunan ceza iki yıl veya daha az ise koşulları çerçevesinde değerlendirilir
Adli para cezasına çevirmeBasit taksirde uzun süreli hapiste dahi mümkün; bilinçli taksirde uygulanmaz (TCK 50/4)

Teyit uyarısı: Ceza alt-üst sınırları, zamanaşımı süreleri ve infaz esasları kanun değişiklikleriyle güncellenmektedir. Bu sayfadaki sayısal veriler yayın tarihindeki mevzuata dayanır; güncel metin işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden teyit edilmelidir.

Taksir Nedir? Basit Taksir ve Bilinçli Taksir

Taksir, ceza hukukunda kastın yanındaki ikinci manevi unsurdur ve yalnızca kanunun açıkça gösterdiği hâllerde cezalandırılır. Tanım, TCK 22/2’de yapılmıştır: dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi. Ölüm neticesi bakımından bu tanımın karşılığı TCK 85’tir.

TCK Madde 22 — Taksir (ilgili fıkralar)

(1) Taksirle işlenen fiiller, kanunun açıkça belirttiği hallerde cezalandırılır.

(2) Taksir, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesidir.

(3) Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi halinde bilinçli taksir vardır; bu halde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.

(4) Taksirle işlenen suçtan dolayı verilecek olan ceza failin kusuruna göre belirlenir.

(5) Birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda, herkes kendi kusurundan dolayı sorumlu olur. Her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir.

(6) Taksirli hareket sonucu neden olunan netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından, artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez; bilinçli taksir halinde verilecek ceza yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.

Basit taksir

Basit taksirde fail, davranışının ölümle sonuçlanabileceğini öngörmemiştir; ancak objektif olarak öngörebilecek durumdadır. Kırmızı ışıkta geçtiğini fark etmeden kavşağa giren sürücü, iskeleyi mevzuata aykırı kuran ancak çökeceğini düşünmeyen yüklenici ya da av tüfeğini dolu bırakan kişi bu kapsamda değerlendirilir. Burada aranan ölçüt, failin içinde bulunduğu koşullarda ortalama dikkatli bir kişinin neticeyi öngörüp öngöremeyeceğidir.

Öngörülebilirlik tamamen ortadan kalkmışsa taksir de yoktur. Beklenmeyen hâl (kaza) olarak nitelenen bu durumlarda fiil suç oluşturmaz: örneğin sürücünün önceden bilmediği ani ve ölümcül bir sağlık sorunu nedeniyle direksiyon hâkimiyetini kaybetmesi. Bu ayrım, dosyanın seyrini kökten değiştirdiği için adli tıp ve teknik bilirkişi incelemesiyle araştırılır.

Bilinçli taksir

Bilinçli taksirte fail neticeyi öngörür, fakat istemez; gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareketine devam eder. TCK 22/3 uyarınca bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Alkollü araç kullanma, aşırı hız, ters yönde seyretme, sollama yasağının ihlali, kış lastiği ve zincir zorunluluğuna uymama gibi bilerek göze alınan kural ihlalleri, yerleşik yargısal uygulamada bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Bilinçli taksirin kabulü kendiliğinden gerçekleşmez; her olayda failin ihlali bilerek göze alıp almadığı ve neticeyi öngörüp öngörmediği ayrıca tartışılır. Aynı ihlal, somut koşullara göre basit taksir olarak da nitelendirilebilir. Nitelendirme, hem cezanın miktarını hem de adli para cezasına çevirme imkânını doğrudan etkiler.

Bilinçli taksir ile olası kast ayrımı

Ölümlü olaylarda en çok tartışılan sınır, bilinçli taksir ile olası kast arasındadır. TCK 21/2’ye göre olası kast, neticenin gerçekleşebileceğini öngören failin fiili işlemeyi kabullenmesidir. Buna karşılık taksirin bilinçli biçiminde fail neticeyi öngörür ama kabullenmez; becerisine, aracın durumuna veya koşullara güvenerek gerçekleşmeyeceğini düşünür. Kabulleniş varsa fiil kasten öldürme hükümlerine göre değerlendirilir ve ceza kıyaslanamayacak ölçüde ağırlaşır.

Tablo 2: Kast, olası kast ve taksir biçimlerinin karşılaştırması
KavramDayanakFailin iç durumuUygulanacak hüküm
Doğrudan kastTCK 21/1Ölümü bilir ve isterTCK 81 — müebbet hapis
Olası kastTCK 21/2Ölümü öngörür ve kabullenirTCK 81’den, müebbet yerine 15-20 yıl hapis
Bilinçli taksirTCK 22/3Ölümü öngörür, istemez, gerçekleşmeyeceğine güvenirTCK 85 cezası üçte birden yarısına kadar artırılır
Basit taksirTCK 22/2Ölümü öngörmez, ancak öngörebilecek durumdadırTCK 85/1 — 2-6 yıl hapis
Beklenmeyen hâlKusur yokluğuNetice öngörülemez niteliktedirSuç oluşmaz; beraat kararı verilebilir

Taksirle Ölüme Neden Olma Suçunun Cezası

Taksirle ölüme neden olma cezası, tek kişinin mi yoksa birden çok kişinin mi zarar gördüğüne ve taksirin basit mi bilinçli mi olduğuna göre değişir. Aşağıdaki tablo kanundaki alt ve üst sınırları gösterir. Somut olayda hangi cezaya hükmedileceğinin takdiri mahkemeye aittir; kanun yalnızca sınırları çizer.

Tablo 3: TCK 85 uyarınca ceza aralıkları
HâlDayanakKanuni ceza aralığı
Bir kişinin ölümü — basit taksirTCK 85/12 yıldan 6 yıla kadar hapis
Bir kişinin ölümü — bilinçli taksirTCK 85/1 + 22/3Belirlenen ceza üçte birden yarısına kadar artırılır
Birden fazla kişinin ölümüTCK 85/22 yıldan 15 yıla kadar hapis
Ölüm ile birlikte yaralanmaTCK 85/22 yıldan 15 yıla kadar hapis
Birden fazla ölüm — bilinçli taksirTCK 85/2 + 22/3Belirlenen ceza üçte birden yarısına kadar artırılır
Şahsi cezasızlık hâliTCK 22/6Ceza verilmez; bilinçli taksirde yarıdan altıda bire kadar indirim
Takdiri indirimTCK 62Ceza altıda birine kadar indirilebilir
Yalnızca yaralanma varsa (ayrı suç)TCK 89Taksirle yaralama hükümleri uygulanır

Birden fazla ölüm ve ölüm ile yaralanmanın birlikte gerçekleşmesi (TCK 85/2)

Tek bir taksirli hareket birden çok neticeye yol açtığında, kural olarak her netice için ayrı suç oluşması gerekirdi. Kanun koyucu bunu önlemek için TCK 85/2’de özel bir düzenleme yapmış ve tek ceza öngörmüştür. Bu nedenle üç kişinin öldüğü bir kazada faile üç ayrı ceza verilmez; 2-15 yıl aralığında tek bir ceza belirlenir ve ölüm sayısı, cezanın bu aralıkta nereye oturacağında TCK 61 çerçevesinde gözetilir.

Aynı kural, bir kişinin ölümüyle birlikte başkalarının yaralanması hâlinde de geçerlidir: fail ayrıca taksirle yaralama suçundan cezalandırılmaz, fiil bütün olarak TCK 85/2 kapsamında değerlendirilir. Buna karşılık ölüm neticesi hiç yoksa yalnızca taksirle yaralama hükümleri uygulanır; bu suç temel hâlinde şikâyete tabidir ve uzlaştırma kapsamındadır. Bu yönüyle iki suç tipinin usuli rejimi tamamen farklıdır.

Kusur oranı ve cezanın belirlenmesi

Taksirli suçlarda cezanın belirlenmesi, kasıtlı suçlardan farklı bir mantığa dayanır. TCK 22/4 uyarınca ceza, failin kusuruna göre belirlenir. Uygulamada kusur; tam kusur, asli kusur ve tali kusur şeklinde derecelendirilir ve bilirkişi raporlarıyla ortaya konur. Kusuru tali düzeyde kalan failin cezası alt sınıra yaklaşırken, tam kusurlu failde üst sınıra yönelme beklenir.

TCK 22/5, birden fazla kişinin taksirli davranışının bir araya geldiği olaylar için ayrı bir ilke getirir: herkes kendi kusurundan sorumludur ve her failin cezası kusuruna göre ayrı ayrı belirlenir. İş kazalarında işveren, saha yöneticisi ve çalışanın; trafik kazalarında ise birden çok sürücünün kusur paylarının ayrı ayrı saptanmasının nedeni budur. Ölenin kendi kusuru da bu değerlendirmeye dâhil edilir ve failin kusur oranını düşürebilir.

Suçun Unsurları: Fail, Fiil, Netice ve Nedensellik

Suçun oluşması için maddi ve manevi unsurların birlikte bulunması gerekir. Taksirli suçlarda tartışma çoğunlukla üç noktada yoğunlaşır: özen yükümlülüğünün kapsamı, nedensellik bağı ve öngörülebilirlik.

Fail ve mağdur

Suçun faili herkes olabilir; kanun failin sıfatı bakımından sınırlama getirmemiştir. Bununla birlikte failin mesleki konumu, kendisinden beklenen özen düzeyini yükseltir. Sürücü, hekim, işveren, yapı denetim görevlisi veya öğretmen gibi belirli bir alanda yükümlülük altına girmiş kişilerden, o alanın kurallarına uygun davranması beklenir. Mağdur ise ölen kişidir; suçtan zarar gören sıfatıyla yargılamaya katılacak olanlar ölenin yakınlarıdır.

Fiil ve özen yükümlülüğü

Fiil, icrai bir davranış olabileceği gibi ihmali de olabilir. Hızla araç kullanmak icrai, iş güvenliği önlemini almamak ihmali davranışa örnektir. Özen yükümlülüğünün kaynağı çoğu zaman yazılı bir kuraldır: Karayolları Trafik Kanunu ve yönetmelikleri, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, imar ve yapı denetim kuralları, tıbbi standartlar. Yazılı kural bulunmayan alanlarda ise yükümlülük, hayat tecrübesinden ve mesleğin gereklerinden çıkarılır.

Kural ihlalinin varlığı tek başına sorumluluk doğurmaz. İhlalin, meydana gelen ölümle koruma amacı bakımından bağlantılı olması gerekir. Ehliyetsiz olduğu hâlde kurallara tümüyle uygun seyreden sürücünün karıştığı kazada, ehliyetsizlik tek başına taksirli sorumluluğun kurucu unsuru sayılmaz; olayın nasıl geliştiği ayrıca incelenir.

Nedensellik bağı ve objektif isnadiyet

Fail ile netice arasında nedensellik bağı bulunmalıdır. Araya başka sebeplerin girdiği olaylarda bu bağ tartışmalı hâle gelir: yaralanan kişinin hastaneye geç ulaştırılması, hatalı tıbbi müdahale ya da mağdurun tedaviyi reddetmesi gibi durumlar zincirin kopup kopmadığını sorgulatır. Yerleşik uygulamada, failin hareketinin neticeyi meydana getirmeye elverişli olması ve sonradan eklenen sebebin bağımsız ve öngörülemez nitelikte olmaması aranır.

Öğretide bu değerlendirme objektif isnadiyet başlığı altında ele alınır: failin yarattığı hukuken önemli tehlikenin somut neticede gerçekleşmesi gerekir. Failin kural ihlali olmasaydı da ölümün aynı şekilde gerçekleşeceği anlaşılıyorsa, netice faile yüklenmez. Bu nedenle dosyalarda “kural ihlali kazanın oluşumunda etkili midir?” sorusu bilirkişiye ayrıca sorulur.

Manevi unsur ve teşebbüsün mümkün olmaması

Suçun manevi unsuru taksirdir; kastla işlenmesi hâlinde fiil artık TCK 81 kapsamına girer. Netice istenmediği için bu suçta teşebbüs mümkün değildir: icra hareketleri neticeye yönelmediğinden bölünebilir bir irade yoktur. Aynı nedenle gönüllü vazgeçme hükümleri de uygulanmaz. Buna karşılık iştirak bakımından durum farklıdır; TCK 22/5 uyarınca taksirli hareketleri birleşen kişiler, iştirak hükümlerine göre değil, kendi kusurları ölçüsünde ayrı ayrı sorumlu tutulur.

Uygulamada En Sık Karşılaşılan Hâller

Taksirle öldürme dosyalarının büyük bölümü dört alanda yoğunlaşır: trafik kazaları, iş kazaları, tıbbi uygulamalar ve silah ile ev-iş yeri kaynaklı olaylar. Her alanın kendi teknik mevzuatı, bilirkişi düzeni ve kusur ölçütleri vardır.

Trafik kazası sonucu ölüm

Ölümlü trafik kazalarında sorumluluk, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve Karayolları Trafik Yönetmeliği’ndeki kurallar üzerinden değerlendirilir. Kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu, araç muayene kayıtları, takograf ve kamera görüntüleri ile adli tıp raporu birlikte incelenir; kusur durumu çoğunlukla trafik bilirkişisi tarafından belirlenir. Alkol bakımından KTK m. 48’de öngörülen sınırlar esas alınır: hususi otomobil sürücüleri için 0,50 promil, diğer araç sürücüleri için 0,20 promil.

Alkollü araç kullanımı, tek başına ve otomatik olarak bilinçli taksir sonucunu doğurmaz; alkolün etkisi ile kazanın oluşumu arasındaki bağlantı ve failin kusur derecesi ayrıca araştırılır. Yerleşik uygulamada, yüksek düzeyde alkollü ve tam kusurlu sürücünün fiili bilinçli taksir kapsamında değerlendirilmektedir. Trafik mevzuatındaki son değişiklikler için Karayolları Trafik Kanunu’ndaki değişiklikler başlığı, kazanın tazminat boyutu için ise trafik kazası dosyalarına ilişkin sayfa incelenebilir.

İş kazası sonucu ölüm

Ölümle sonuçlanan iş kazalarında sorumluluk, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu’ndaki yükümlülükler üzerinden kurulur. İşverenin risk değerlendirmesi yapma, eğitim verme, kişisel koruyucu donanım sağlama ve denetim görevini yerine getirmemesi taksirli sorumluluğun tipik dayanağıdır. Soruşturmada iş müfettişi raporu, kaza bildirimi, eğitim ve zimmet kayıtları, iş sağlığı ve güvenliği kurulu tutanakları toplanır.

Bu dosyalarda sorumluluk çoğu zaman tek kişiye ait değildir. İşveren, işveren vekili, saha yöneticisi, iş sağlığı ve güvenliği hizmetini yürüten görevliler ve kimi hâllerde çalışanın kendisi bakımından ayrı ayrı kusur dağılımı yapılır. TCK 22/5 gereği her kişi kendi kusuru ölçüsünde cezalandırılır; kusuru bulunmayan hakkında beraat kararı verilir.

Hatalı tıbbi uygulama sonucu ölüm

Tıbbi uygulama hatası (malpraktis) iddialarında, kabul edilebilir komplikasyon ile hatalı uygulama ayrımı belirleyicidir. Tıbbın gerekleri yerine getirildiği hâlde ortaya çıkan öngörülebilir olumsuz sonuçlar komplikasyon sayılır ve taksirli sorumluluk doğurmaz. Buna karşılık endikasyon dışı girişim, aydınlatılmış onam alınmaması, teşhis ve takipteki gecikme ya da standart dışı uygulama kusur değerlendirmesine konu olur. Dosyalarda Adli Tıp Kurumu ve üniversite bilirkişilerinden rapor alınır.

Kamu sağlık personeli bakımından ayrı bir usul kuralı vardır: 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu’na 7406 sayılı Kanunla eklenen Ek Madde 18 uyarınca, tıbbi işlem ve uygulamalar nedeniyle yapılacak soruşturma Mesleki Sorumluluk Kurulu’nun iznine bağlıdır. Bu hükmün kapsamı Anayasa Mahkemesi denetimine de konu olmuştur; başvuru öncesinde güncel durumun teyidi gerekir. Konunun tazminat boyutu için doktor hatası dosyalarına ilişkin sayfa incelenebilir.

Silah, yapı ve diğer hâller

Av tüfeğinin temizlenirken ateş alması, dolu silahın çocukların ulaşabileceği yerde bırakılması, balkon korkuluğunun mevzuata aykırı yapılması, bakımsız asansör, kontrolsüz bırakılan tehlikeli hayvan, yetersiz havalandırma nedeniyle karbonmonoksit zehirlenmesi ve yüzme havuzunda cankurtaran bulundurulmaması bu kapsamda değerlendirilen diğer tipik olaylardır. Ortak nokta, kişinin üzerine düşen somut bir özen yükümlülüğünü yerine getirmemiş olmasıdır.

Soruşturma ve Kovuşturma Süreci

Ölümle sonuçlanan olaylarda süreç, ihbarın alınmasıyla kendiliğinden başlar. Cumhuriyet savcısı olay yerine intikal eder, ölü muayenesi ve gerektiğinde otopsi yaptırır, teknik incelemeleri başlatır. Aşağıdaki adımlar dosyanın izlediği tipik seyri özetler.

  1. Olay yeri incelemesi ve otopsiKolluk ve savcılık olay yerinde inceleme yapar; kroki, fotoğraf, kamera kayıtları ve teknik ölçümler alınır. CMK m. 86-89 çerçevesinde ölü muayenesi ve otopsi yaptırılır; ölüm nedeni ile ölüm arasındaki bağlantı adli tıp raporuyla belirlenir.
  2. İfade, gözaltı ve adli kontrolŞüphelinin ifadesi alınır; susma hakkı ve müdafi yardımından yararlanma hakkı bildirilir. Gözaltı süresi CMK m. 91 uyarınca kural olarak 24 saati aşamaz. Bu suçta uygulamada tutuklama yerine çoğunlukla adli kontrol tedbirlerine başvurulur; karar somut olaya göre verilir.
  3. Kusur incelemesi ve bilirkişi raporuDosyanın esasını kusur tespiti oluşturur. Trafik, iş güvenliği, yapı veya tıp alanında bilirkişi incelemesi yaptırılır; taraflar rapora karşı beyanda bulunabilir ve ek rapor ya da yeni bilirkişi heyeti talep edebilir.
  4. İddianame veya kovuşturmaya yer olmadığı kararıYeterli şüphe varsa savcılık iddianame düzenler; kusur bulunmadığı sonucuna varılırsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir. Bu karara tebliğden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir (CMK m. 173).
  5. Duruşma, hüküm ve kanun yollarıKovuşturmada deliller tartışılır, tanıklar ve bilirkişiler dinlenir. Hükme karşı 7 gün içinde istinaf, bölge adliye mahkemesi kararına karşı koşulları varsa 15 gün içinde temyiz yoluna başvurulabilir.
Tablo 4: Taksirle öldürme dosyalarında usul süreleri
KonuSüreDayanak
Şikâyet süresiYoktur; suç re’sen soruşturulurTCK m. 73 kapsamı dışındadır
Gözaltı (kural)Yakalama anından itibaren en çok 24 saat; yol süresi hariçCMK m. 91/1
Tutuklama kararına itirazKararın öğrenilmesinden itibaren 7 günCMK m. 268
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazTebliğden itibaren 15 gün, sulh ceza hâkimliğineCMK m. 173
İstinaf başvurusuHükmün tefhim veya tebliğinden itibaren 7 günCMK m. 273
Temyiz başvurusuBölge adliye mahkemesi kararının tefhim/tebliğinden itibaren 15 günCMK m. 291
Dava zamanaşımı15 yılTCK m. 66/1-d
Denetim süresi (HAGB kararı verilirse)5 yılCMK m. 231/8

Uygulama notu: Bu dosyalarda delil değeri en yüksek kayıtların ömrü kısadır. Kavşak ve iş yeri kamera kayıtlarının saklama süresi, araç elektronik verileri ve olay yerindeki iz durumu ilk günlerde kaybolabilir. Kayıtların savcılıktan talep edilerek dosyaya kazandırılması uygulamadan gelen bir değerlendirmedir, kanun metninden kaynaklanmaz.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Suç şikâyete tabi değildir. Cumhuriyet başsavcılığı olayı öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatır; ölenin yakınlarının şikâyetçi olmaması ya da şikâyetten vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı düşürmez. Bu nedenle suç için ayrı bir şikâyet süresi de öngörülmemiştir. Rakip kaynaklarda zaman zaman “6 aylık şikâyet süresi” bilgisine yer verilmektedir; bu bilgi taksirle öldürme bakımından doğru değildir, altı aylık süre yalnızca şikâyete bağlı suçlara ilişkindir.

Suç, CMK m. 253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almadığı ve şikâyete bağlı olmadığı için uzlaştırmaya tabi değildir. Taksirle yaralama suçu uzlaştırma kapsamında olduğundan bu iki suç sıklıkla karıştırılır; ölüm neticesi varsa uzlaştırma yoluna gidilemez. Taraflar arasındaki maddi anlaşmalar ceza davasını sona erdirmez, yalnızca tazminat boyutunda sonuç doğurur ve takdiri indirim değerlendirmesinde dikkate alınabilir.

Dava zamanaşımı bakımından TCK 66/1-d uygulanır: beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda süre 15 yıldır. Bu süre hem TCK 85/1 hem de 85/2 bakımından aynıdır, çünkü her iki fıkranın üst sınırı da bu aralığa girer. Zamanaşımı fiilin işlendiği günden başlar; TCK 67 uyarınca kesilme hâlinde süre yeniden işler, ancak kanuni sürenin en fazla yarısı kadar uzayabilir.

Görevli mahkeme fıkraya göre değişir. TCK 85/1’de üst sınır altı yıl olduğundan görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. TCK 85/2’de üst sınır on beş yıla çıktığı için, on yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlara bakan ağır ceza mahkemesi görevlidir (5235 sayılı Kanun m. 12). Sanığın çocuk olması hâlinde çocuk mahkemeleri görevlidir. Yetki ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesine aittir.

HAGB, Erteleme, Adli Para Cezası ve Şahsi Cezasızlık

Hükmolunan cezanın sonuçları, ceza miktarı kadar hangi kurumun uygulanacağına da bağlıdır. Taksirli suçlarda bu kurumlar kasıtlı suçlara göre daha geniş uygulama alanı bulur; ancak bilinçli taksir önemli bir ayrım noktasıdır.

Tablo 5: HAGB, erteleme ve adli para cezasına çevirme karşılaştırması
KurumDayanakCeza sınırıTaksirle öldürmede durum
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıCMK m. 2312 yıl veya daha az hapisKoşulları varsa uygulanabilir; 5 yıl denetim süresi işler
Hapis cezasının ertelenmesiTCK m. 512 yıl veya daha az hapisKoşulları varsa uygulanabilir; 1-3 yıl denetim süresi
Adli para cezasına çevirmeTCK m. 50/4Taksirli suçlarda süre sınırı aranmazBasit taksirde mümkün; bilinçli taksirde uygulanmaz
Kısa süreli hapse seçenek yaptırımlarTCK m. 50/11 yıl veya daha az hapisKoşulları varsa uygulanabilir
Şahsi cezasızlık hâliTCK m. 22/6Ceza sınırı yokturKoşulları varsa ceza verilmez
Takdiri indirimTCK m. 62Ceza sınırı yokturMahkemenin takdirindedir

Hükmün açıklanmasının geri bırakılması

CMK 231 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adli para cezası ise, diğer koşulların da bulunması hâlinde hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Aranan koşullar, sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkûm olmamış olması, mahkemede yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması ve suçun işlenmesiyle mağdurun veya kamunun uğradığı zararın giderilmesidir. Karar verilirse sanık beş yıl süreyle denetim süresine tabi tutulur.

TCK 85/1’in alt sınırı iki yıl olduğundan, mahkeme alt sınırdan ceza belirler ve TCK 62 uyarınca takdiri indirim uygularsa ceza iki yılın altına inebilir; bu durumda kurum uygulanabilir hâle gelir. Bazı kaynaklarda “bilinçli taksirde HAGB uygulanamaz” bilgisine rastlanmaktadır; kanunda böyle bir ayrım bulunmamaktadır. Kanundaki açık istisna, HAGB için değil TCK 50/4’teki adli para cezasına çevirme imkânı için öngörülmüştür. HAGB kurumu Anayasa Mahkemesi kararları ve sonraki kanun değişiklikleriyle önemli ölçüde değiştiğinden, güncel metin ve kanun yolu ayrıca teyit edilmelidir.

Hapis cezasının ertelenmesi

TCK 51 uyarınca iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ertelenebilir. Erteleme için sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan üç aydan fazla hapis cezasına mahkûm edilmemiş olması ve suçu işledikten sonraki davranışlarıyla yeniden suç işlemeyeceği yönünde kanaat oluşması aranır. Mahkeme, mağdurun uğradığı zararın giderilmesini erteleme koşulu olarak belirleyebilir. Erteleme hâlinde bir yıldan az, üç yıldan fazla olmamak üzere denetim süresi öngörülür.

Adli para cezasına çevirme

Taksirli suçlar bakımından TCK 50/4 özel bir imkân tanır: taksirle işlenen suçtan hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebilir. Bu, kısa süreli hapis cezalarına özgü genel kuraldan ayrılan bir düzenlemedir. Ancak aynı fıkranın son cümlesi açıktır: bu hüküm bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz. İki taksir biçimi arasındaki ayrımın pratikte en görünür sonucu budur. Kısa süreli hapis cezalarına ilişkin genel seçenekler için kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar başlığı incelenebilir.

Şahsi cezasızlık hâli (TCK 22/6)

Kanun, taksirli fiilin sonucunun failin kendisini de ağır biçimde etkilediği hâller için özel bir hüküm getirmiştir. TCK 22/6 uyarınca netice, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezanın hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez. Kendi kullandığı araçtaki yakınını kazada kaybeden sürücü, uygulamada bu hükmün en sık tartışıldığı örnektir.

Hükmün uygulanabilmesi için mağduriyetin münhasıran faili etkilemesi gerekir; olayda failin yakını dışında üçüncü kişiler de zarar görmüşse hüküm uygulanmaz. Bilinçli taksir hâlinde ise ceza tamamen kalkmaz, yarıdan altıda bire kadar indirilebilir. Bu değerlendirme mahkemenin takdirindedir ve her dosyada somut koşullara göre yapılır.

Güvenlik Tedbirleri ve Sürücü Belgesinin Geri Alınması

Taksirli suçlarda hapis cezasının yanında güvenlik tedbirlerine de hükmedilebilir. TCK 53/6 uyarınca, belli bir meslek veya sanatın ya da trafik düzeninin gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla işlenen taksirli suçtan mahkûmiyet hâlinde, üç aydan az ve üç yıldan fazla olmamak üzere meslek veya sanatın icrasının yasaklanmasına ya da sürücü belgesinin geri alınmasına karar verilebilir. Yasaklama ve geri alma hükmün kesinleşmesiyle yürürlüğe girer, sürenin tamamlanmasıyla kendiliğinden sona erer.

Bu tedbir, kasıtlı suçlardaki hak yoksunluklarından farklıdır: taksirli suçlarda TCK 53’ün ilk fıkralarındaki genel hak yoksunlukları uygulanmaz. Ayrıca sürücü belgesinin idari olarak geri alınmasına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu hükümleri ile ceza mahkemesinin verdiği bu tedbir birbirinden bağımsızdır; ikisi aynı olayda birlikte gündeme gelebilir.

İnfaz ve Koşullu Salıverilme

Taksirle ölüme neden olma suçundan hükmolunan cezanın infazı, 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun’a göre yapılır. Süreli hapis cezalarında koşullu salıverilme için kural olarak cezanın belirli bir bölümünün infaz kurumunda çekilmesi aranır; kasten öldürme suçlarına özgü ağırlaştırılmış oran taksirli suçlar bakımından uygulanmaz. Denetimli serbestlik tedbiri uygulanarak cezanın infazına ilişkin süreler ise 5275 sayılı Kanunun 105/A maddesi ve geçici hükümleriyle belirlenir.

İnfaz rejimine ilişkin oran ve süreler kanun değişiklikleriyle sık güncellendiğinden, bu başlıktaki hesaplamalar hükmün kesinleştiği tarihteki mevzuata göre yapılmalıdır. Adli para cezasına çevrilen hapis cezalarında ise infaz, para cezasının ödenmesi rejimine tabi olur; ödenmemesi hâlinde uygulanacak usul ayrıca değerlendirilir.

Ölenin Yakınlarının Hakları

Ölenin yakınları ceza yargılamasında pasif konumda değildir. Hem soruşturma hem kovuşturma aşamasında kullanabilecekleri usuli haklar, ayrıca hukuk mahkemelerinde açabilecekleri tazminat davaları bulunur.

Tablo 6: Ölenin yakınlarının kullanabileceği haklar
HakNasıl kullanılır?Dayanak
Davaya katılma (müdahillik)Kovuşturma evresinde dilekçe veya sözlü talep ileCMK m. 237
Vekil yardımından yararlanmaKatılan sıfatıyla vekil tayin edilebilir; talep hâlinde barodan görevlendirmeCMK m. 234
Delil toplanmasını ve bilirkişi incelemesini istemeSavcılığa veya mahkemeye dilekçeyle talepCMK m. 160, 178
Bilirkişi raporuna itiraz ve ek rapor talebiRapor tebliğinden sonra beyan ve itiraz dilekçesiyleCMK m. 67
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazTebliğden itibaren 15 gün içinde sulh ceza hâkimliğineCMK m. 173
Kanun yollarına başvurmaKatılan sıfatıyla istinaf ve koşulları varsa temyizCMK m. 260
Destekten yoksun kalma tazminatıAsliye hukuk veya görevli mahkemede davaTBK m. 53
Manevi tazminatÖlenin yakınları bakımından ayrıca talep edilebilirTBK m. 56
Trafik kazalarında sigorta başvurusuZorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamında başvuru2918 sayılı KTK m. 91 vd.

Trafik kazalarında zorunlu mali sorumluluk sigortasına başvuru, ceza davasından bağımsız olarak yürütülebilir. İş kazalarında ise Sosyal Güvenlik Kurumu’nun rücu alacağı, iş mahkemesinde açılacak maddi ve manevi tazminat davaları ve idari para cezaları ayrı bir süreç oluşturur. Ceza dosyasında saptanan kusur oranları, bu davalarda güçlü bir delil değeri taşır; bu nedenle iki sürecin birlikte planlanması önem taşır. Mağdur haklarına ilişkin resmî bilgilere Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı sayfasından ulaşılabilir.

Kusur Değerlendirmesi ve Savunmanın Eksenleri

Taksirle ölüme neden olma dosyalarında yargılamanın merkezinde kusur vardır. Fiilin gerçekleştiği çoğu zaman tartışmasızdır; asıl sorun, failin özen yükümlülüğünü ihlal edip etmediği, ihlalin ölüme etkisi ve kusurun derecesidir. Bu nedenle dosyanın seyri büyük ölçüde teknik raporlar üzerinden belirlenir.

Savunma tarafında tipik olarak şu eksenler incelenir: özen yükümlülüğünün kaynağı ve kapsamı, kural ihlali ile netice arasındaki nedensellik bağı, neticenin öngörülebilir olup olmadığı, ölenin ve üçüncü kişilerin kusur payı, taksirin basit mi bilinçli mi olduğu ve TCK 22/6’nın koşullarının bulunup bulunmadığı. Katılan tarafında ise kusur oranının doğru saptanması, eksik kalan delillerin tamamlattırılması ve tazminat boyutunun zamanaşımı gözetilerek planlanması öne çıkar.

Bilirkişi raporlarına karşı süresinde ve gerekçeli beyanda bulunulması, ek rapor ya da yeni heyet taleplerinin somut sorularla desteklenmesi her iki taraf bakımından belirleyicidir. Rapora itiraz edilmemesi, raporun dosyada tartışmasız kabul edilmesi sonucunu doğurabilir. Ceza yargılamasının sonucu her dosyanın kendi delil durumuna bağlıdır; önceden bir sonuç öngörüsünde bulunulamaz.

Sıkça Sorulan Sorular

Taksirle ölüme neden olma suçunun cezası ne kadar?

TCK 85/1’e göre taksirle bir insanın ölümüne neden olan kişi 2 yıldan 6 yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Fiil birden fazla kişinin ölümüne ya da ölümle birlikte yaralanmaya neden olmuşsa TCK 85/2 uyarınca ceza 2 yıldan 15 yıla kadar hapistir. Somut olayda hangi cezaya hükmedileceğinin takdiri mahkemeye aittir.

TCK 85 nedir?

TCK 85, taksirle öldürme suçunu düzenleyen maddedir ve iki fıkradan oluşur. Birinci fıkra bir kişinin ölümü hâlinde 2-6 yıl, ikinci fıkra birden fazla ölüm ya da ölümle birlikte yaralanma hâlinde 2-15 yıl hapis cezası öngörür. Taksirin tanımı ve bilinçli taksir ise TCK 22’de düzenlenmiştir.

Bilinçli taksirle ölüme neden olmanın cezası ne kadar artar?

TCK 22/3 uyarınca bilinçli taksir hâlinde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır. Artırım oranını mahkeme, failin kusur durumunu ve olayın özelliklerini gözeterek belirler. Bu hâlin ayrıca önemli bir sonucu vardır: cezanın adli para cezasına çevrilmesi imkânı bu hâlde uygulanmaz.

Taksirle öldürme suçu şikâyete tabi mi?

Hayır. Taksirle öldürme şikâyete bağlı suçlardan değildir; Cumhuriyet başsavcılığı olayı öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatır. Ölenin yakınlarının şikâyetçi olmaması ya da şikâyetten vazgeçmesi soruşturmayı veya davayı düşürmez. Bu nedenle suç için ayrı bir şikâyet süresi de öngörülmemiştir.

Taksirle ölüme neden olma suçunda uzlaşma var mı?

Hayır. Suç, CMK m. 253’te sayılan uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında yer almaz ve şikâyete bağlı değildir. Taksirle yaralama suçu uzlaştırmaya tabi olduğu için iki suç sıklıkla karıştırılır. Taraflar arasındaki maddi anlaşmalar ceza davasını sona erdirmez, yalnızca tazminat boyutunda sonuç doğurur.

Taksirle öldürme suçunda görevli mahkeme hangisidir?

TCK 85/1 kapsamındaki dosyalarda üst sınır altı yıl olduğu için görevli mahkeme asliye ceza mahkemesidir. TCK 85/2 kapsamındaki dosyalarda üst sınır on beş yıla çıktığından, on yıldan fazla hapis gerektiren suçlara bakan ağır ceza mahkemesi görevlidir. Sanık çocuksa çocuk mahkemeleri görevlidir.

Taksirle ölüme neden olma suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

Dava zamanaşımı TCK 66/1-d uyarınca 15 yıldır; bu süre hem TCK 85/1 hem de 85/2 bakımından aynıdır. Süre, fiilin işlendiği günden itibaren işlemeye başlar. TCK 67 uyarınca zamanaşımını kesen bir işlem yapılırsa süre yeniden işler, ancak kanuni sürenin en fazla yarısı kadar uzayabilir.

Trafik kazasında ölüm olursa hangi suç oluşur?

Sürücünün kusuru varsa fiil taksirle öldürme suçunu oluşturur ve TCK 85 uygulanır. Kusur durumu kaza tespit tutanağı, olay yeri incelemesi ve trafik bilirkişisi raporuyla belirlenir. Alkol, aşırı hız veya kırmızı ışık ihlali gibi bilerek göze alınan ihlaller bilinçli taksir değerlendirmesine yol açabilir.

Alkollü araç kullanırken ölüme sebep olmak bilinçli taksir midir?

Alkollü araç kullanımı tek başına ve otomatik olarak bilinçli taksir sonucunu doğurmaz. Alkolün etkisi ile kazanın oluşumu arasındaki bağlantı, alkol düzeyi ve failin kusur derecesi birlikte değerlendirilir. Yerleşik uygulamada yüksek düzeyde alkollü ve tam kusurlu sürücünün fiili bu kapsamda görülmektedir.

Taksirle öldürme suçunda HAGB verilir mi?

Hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ise ve CMK 231’deki diğer koşullar varsa hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilir. Sanığın daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmamış olması ve zararın giderilmesi aranır. Kanunda bilinçli taksir bakımından HAGB’yi yasaklayan bir hüküm bulunmamaktadır.

Taksirle öldürme cezası paraya çevrilir mi?

TCK 50/4 uyarınca taksirli suçlardan hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa, diğer koşulların varlığı hâlinde adli para cezasına çevrilebilir. Bu, taksirli suçlara özgü bir imkândır. Ancak aynı fıkra gereği bu hüküm bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz; bu durumda para cezasına çevirme mümkün değildir.

Kendi yakınının ölümüne neden olan kişi ceza alır mı?

TCK 22/6 uyarınca taksirli hareketin sonucu, münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağdur olmasına yol açmışsa ceza verilmez. Olayda üçüncü kişiler de zarar görmüşse bu hüküm uygulanmaz. Bilinçli taksirde ceza kalkmaz, yarıdan altıda bire kadar indirilebilir.

İş kazasında işveren taksirle öldürmeden sorumlu olur mu?

İşverenin 6331 sayılı Kanundaki risk değerlendirmesi, eğitim, denetim ve koruyucu donanım yükümlülüklerini yerine getirmemesi taksirli sorumluluk doğurabilir. Sorumluluk tek kişiye ait değildir; işveren vekili, saha yöneticisi ve diğer görevliler bakımından ayrı kusur dağılımı yapılır. TCK 22/5 gereği herkes kendi kusuru ölçüsünde cezalandırılır.

Doktor hatası nedeniyle ölüm taksirle öldürme sayılır mı?

Tıbbın gereklerine uyulduğu hâlde ortaya çıkan öngörülebilir olumsuz sonuçlar komplikasyon sayılır ve suç oluşturmaz. Endikasyon dışı girişim, teşhis ve takipte gecikme ya da standart dışı uygulama varsa taksirli sorumluluk gündeme gelir. Kamu sağlık personeli hakkında soruşturma, Mesleki Sorumluluk Kurulu iznine bağlıdır.

Taksirle öldürme suçunda tutuklama olur mu?

Tutuklama, CMK’daki genel koşulların bulunması hâlinde mümkündür; kanun bu suçu katalog suçlar arasında saymamıştır. Uygulamada çoğunlukla yurt dışına çıkış yasağı, imza yükümlülüğü veya sürücü belgesine el koyma gibi adli kontrol tedbirlerine başvurulmaktadır. Karar, somut olaydaki kaçma ve delil karartma değerlendirmesine göre verilir.

Taksirle öldürme suçuna teşebbüs mümkün mü?

Hayır. Taksirli suçlarda fail neticeyi istemediği için icra hareketleri neticeye yönelmez; bu nedenle teşebbüs hükümleri uygulanmaz. Aynı gerekçeyle gönüllü vazgeçme de söz konusu olmaz. Ölüm neticesi gerçekleşmemiş, yalnızca yaralanma meydana gelmişse fiil taksirle yaralama suçu kapsamında değerlendirilir.

Ceza Yargılamasında Müdafi ile Temsil

Savunma hakkı, Anayasa’nın 36. maddesinde ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda güvence altına alınmıştır. Şüpheli ve sanık, soruşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanma hakkına sahiptir. CMK m. 150 uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi görevlendirilmesi zorunludur; TCK 85’te alt sınır iki yıl olduğundan bu suçta zorunlu müdafilik kural olarak söz konusu değildir, ancak sanık her zaman müdafi seçebilir ya da çocuk veya kendini savunamayacak durumda olması hâlinde barodan görevlendirme yapılır.

Ölenin yakınları bakımından ise katılma talebinin süresinde yapılması, delil taleplerinin somutlaştırılması ve bilirkişi raporlarına karşı beyanda bulunulması belirleyicidir. Vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenir. Ceza yargılamasının genel işleyişi ve diğer suç tipleri için ceza hukuku alanındaki içerikler incelenebilir.

Şişli-Nişantaşı Konumu ve İletişim

Büro, İstanbul’un Şişli ilçesinde, Nişantaşı bölgesinde yer almaktadır. İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan) ve Şişli Adliyesi’ne yakındır.

Av. Malik Enes Kaplan — Hukuk Bürosu
Halaskargazi Mahallesi, Halaskargazi Caddesi No:38-66 E/215, Lotus Nişantaşı, Şişli/İstanbul
Telefon: 0212 401 58 63 — 0553 774 3080
E-posta: bilgi@eneskaplan.av.tr

İletişim Bilgileri

Hukuki Denetim ve Kaynaklar

Dayanılan kanun maddeleri

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 21, 22, 50, 51, 53, 61, 62, 66, 67, 81, 85, 89
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12, 67, 86-89, 91, 150, 160, 173, 178, 231, 234, 237, 253, 260, 268, 273, 291
  • 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun m. 105/A, 107
  • 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 11, 12
  • 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 48, 91 vd.
  • 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu
  • 3359 sayılı Sağlık Hizmetleri Temel Kanunu Ek m. 18
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 53, 56
  • 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 17, 36

Resmî kaynaklar

Değişebilecek verilere ilişkin teyit uyarısı

Ceza alt-üst sınırları, dava zamanaşımı süreleri, alkol sınırları, koşullu salıverilme ve denetimli serbestlik esasları ile hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kurallar kanun değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla güncellenebilmektedir. Sayfadaki sayısal veriler yayın tarihindeki mevzuata dayanır ve işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir. “Uygulamada” ve “yerleşik uygulama” ibaresiyle belirtilen hususlar kanun metninden değil yargısal uygulamadan gelir ve zaman içinde değişebilir.

Hazırlayan

Av. Malik Enes Kaplan — İstanbul Barosu
Güncelleme: Eylül 2026

Yasal uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki görüş veya tavsiye niteliğinde değildir ve okunması yahut paylaşılması avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Devam eden somut dosyalara ilişkin değerlendirme içermez. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilir. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca bu sayfada hizmet tanıtımı, sonuç vaadi veya dava sonucu bilgisi yer almaz.

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir