Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası (TCK 155)

Güveni Kötüye Kullanma Suçu ve Cezası (TCK 155): Şikâyet Süresi, Uzlaştırma ve Etkin Pişmanlık

Hızlı cevap

Güveni kötüye kullanma, başkasına ait olup muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilen mal üzerinde devir amacı dışında tasarrufta bulunmak ya da devir olgusunu inkâr etmektir. TCK 155/1’de ceza altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır; suç şikâyete tabidir. Hizmet, meslek veya ticaret ilişkisine dayanan TCK 155/2 hâlinde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapistir ve şikâyet aranmaz.

İçindekiler
  1. Güveni kötüye kullanma suçu nedir? (TCK 155)
  2. Suçun unsurları: zilyetlik, amaç dışı tasarruf ve kast
  3. Güveni kötüye kullanma cezası: TCK 155 tablosu
  4. TCK 155/3: motorlu taşıtlarda bir kat artırım
  5. Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma (TCK 155/2)
  6. Şikâyet, uzlaştırma, zamanaşımı ve görevli mahkeme
  7. Etkin pişmanlık ve şahsi cezasızlık (TCK 168 ve 167)
  8. Hırsızlık, dolandırıcılık ve zimmetle karşılaştırma
  9. Sözleşme ilişkisi: ne zaman suç, ne zaman alacak uyuşmazlığı?
  10. Güveni kötüye kullanma nasıl ispatlanır?
  11. Soruşturma ve kovuşturma süreci
  12. Teşebbüs, iştirak ve zincirleme suç
  13. HAGB, erteleme, adli para cezası ve memuriyete etkisi
  14. Sıkça sorulan sorular
  15. Ceza yargılamasında müdafi ile temsil
  16. Şişli-Nişantaşı konumu ve iletişim

Güveni Kötüye Kullanma Suçu Nedir? (TCK 155)

Güveni kötüye kullanma suçu, başkasına ait olup da muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyetliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin ya da başkasının yararına olarak devir amacı dışında tasarrufta bulunulması veya bu devir olgusunun inkâr edilmesidir. Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Malvarlığına Karşı Suçlar” bölümünde TCK madde 155 altında düzenlenmiştir. Uygulamada eski adıyla emniyeti suistimal olarak da anılır.

Bu suç tipini diğer malvarlığı suçlarından ayıran temel nokta şudur: mal, faile rıza ile ve hukuka uygun biçimde teslim edilmiştir. Ortada zorla alma, gizlice alma ya da aldatma yoktur. Suç, teslimden sonra failin bu güven ilişkisine aykırı davranmasıyla doğar. Korunan hukuki değer mülkiyet hakkı olmakla birlikte, kanun koyucu aynı zamanda kişiler arasındaki güven ilişkisini de korumuştur.

Uygulamada en sık rastlanan görünümler şunlardır: emanet bırakılan eşyanın satılması, kiralanan aracın iade edilmemesi, tamirciye bırakılan makinenin başkasına devredilmesi, kuyumcuya işlenmek üzere verilen altının teslim edilmemesi, mali müşavire teslim edilen defter ve belgelerin geri verilmemesi, satış için verilen malın bedelinin mal sahibine aktarılmaması. Her olayda aranan ortak unsur, zilyetliğin belirli bir amaçla devredilmiş olmasıdır.

TCK Madde 155 — Güveni kötüye kullanma (yürürlükteki metin)

(1) Başkasına ait olup da, muhafaza etmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere zilyedliği kendisine devredilmiş olan mal üzerinde, kendisinin veya başkasının yararına olarak, zilyedliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunan veya bu devir olgusunu inkar eden kişi, şikayet üzerine, altı aydan iki yıla kadar hapis ve adlî para cezası ile cezalandırılır.

(2) Suçun, meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da hangi nedenden doğmuş olursa olsun, başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi ve teslim edilmiş eşya hakkında işlenmesi halinde, bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üçbin güne kadar adlî para cezasına hükmolunur.

(3) (Ek fıkra: 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun) Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması halinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır.

Suç künyesi: bir bakışta TCK 155

Tablo 1: Güveni kötüye kullanma suçunun künyesi (TCK 155)
BaşlıkDurum
Kanuni dayanak5237 sayılı TCK m. 155 (temel hâl, nitelikli hâl ve taşıt artırımı)
Temel hâlin cezası6 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezası (TCK 155/1)
Nitelikli hâlin cezası1 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 3.000 güne kadar adli para cezası (TCK 155/2)
Taşıt artırımıSuçun konusu motorlu kara, deniz veya hava taşıtı ise ceza bir kat artırılır (TCK 155/3)
Şikâyete tabi mi?TCK 155/1’de evet; TCK 155/2’de hayır, re’sen soruşturulur
Şikâyet süresiFiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ay (TCK m. 73/1)
Uzlaştırmaya tabi mi?Evet; ancak TCK 155/3 kapsamındaki hâl CMK m. 253/1-b-7’de kapsam dışına alınmıştır
Etkin pişmanlıkEvet; zararın giderilmesi hâlinde TCK m. 168 uygulanır
Şahsi cezasızlıkEvet; belirli akrabalar bakımından TCK m. 167 uygulanır
TeşebbüsKural olarak sınırlıdır; hareketin bölünebildiği hâllerde mümkündür (TCK m. 35)
Dava zamanaşımıTCK 155/1’de 8 yıl (TCK m. 66/1-e); TCK 155/2’de 15 yıl (TCK m. 66/1-d)
Görevli mahkemeAsliye ceza mahkemesi (5235 sayılı Kanun m. 11 ve 14)
Yetkili mahkemeSuçun işlendiği yer mahkemesi (CMK m. 12)

Teyit uyarısı: Ceza alt-üst sınırları, şikâyet ve zamanaşımı süreleri ile uzlaştırma kapsamı kanun değişiklikleriyle güncellenmektedir. Nitekim TCK 155’e üçüncü fıkra 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla eklenmiştir. Bu sayfadaki sayısal veriler yayın tarihindeki mevzuata dayanır; işlem tarihinde 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun mevzuat.gov.tr üzerindeki güncel metni üzerinden teyit edilmelidir.

Suçun Unsurları: Zilyetlik, Amaç Dışı Tasarruf ve Kast

Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için birkaç unsurun birlikte gerçekleşmesi gerekir. Bu unsurlardan biri eksikse fiil suç oluşturmaz; çoğu zaman ortada yalnızca bir alacak uyuşmazlığı bulunur. Aşağıdaki başlıklar unsurları tek tek ele almaktadır.

Zilyetliğin rıza ile devredilmiş olması

Suçun ilk şartı, malın zilyetliğinin hak sahibinin rızasıyla faile devredilmiş olmasıdır. Zilyetlik, bir eşya üzerinde fiilî hâkimiyet kurmuş olmayı ifade eden medeni hukuk kavramıdır. Burada devir, mülkiyetin geçmesi anlamına gelmez; mal hâlâ başkasına aittir, faile yalnızca fiilî hâkimiyet bırakılmıştır.

Devrin belirli bir amaca bağlı olması da zorunludur. Kanun bu amacı iki başlıkta toplar: malın muhafaza edilmesi veya belirli bir şekilde kullanılması. Bir eşyanın saklanmak üzere bırakılması, bir aracın kullanılmak üzere kiraya verilmesi, bir belgenin işlem yapılmak üzere teslim edilmesi bu kapsamdadır. Amaç belirtilmeksizin ve serbestçe kullanılmak üzere yapılan devirlerde bu suç oluşmaz.

Zilyetliğin hangi hukuki ilişkiye dayandığı önemli değildir. Emanet, kira, ariyet, vedia, saklama, taşıma, rehin, vekâlet veya iş sözleşmesi gibi her türlü ilişki zemin oluşturabilir. Hatta bir sözleşme bulunmasa dahi fiilî bir güven ilişkisi yeterli görülebilir. Belirleyici olan, malın belirli bir amaçla ve iade edilmek ya da amaca uygun kullanılmak üzere teslim edilmiş olmasıdır.

Devir amacına aykırı tasarruf veya devrin inkârı

Suçun maddi unsuru iki seçimlik hareketten oluşur. Birincisi, devir amacı dışında tasarrufta bulunmaktır: malın satılması, rehnedilmesi, bağışlanması, tüketilmesi, başkasına devredilmesi ya da iade yükümlülüğüne rağmen alıkonulması. Fail, malik gibi davranarak mal üzerinde yetkisi olmayan bir tasarrufta bulunur.

İkincisi, devir olgusunun inkâr edilmesidir: failin, malın kendisine teslim edilmediğini ya da böyle bir ilişki bulunmadığını ileri sürmesi. İnkârın açıkça ve hak sahibine yönelik olarak ortaya konması gerekir. Yerleşik uygulamada, geçici gecikmelerin ya da makul bir hukuki uyuşmazlığa dayanan iade gecikmelerinin tek başına inkâr sayılmadığı kabul edilmektedir.

İade talebinin yapılmış olması, uygulamada suçun ortaya çıkması bakımından önem taşır. Malın iadesi istenmeden failin iade etmeme iradesinin ortaya konduğunu söylemek çoğu olayda güçtür. Bu nedenle uygulamada, şikâyetten önce noter aracılığıyla ihtarname gönderilmesi yaygın bir yöntemdir. Bu, kanun metninden değil yargısal uygulamadan gelen bir gerekliliktir ve somut dosyada delil değerini mahkeme takdir eder.

Suçun konusu: taşınır ve taşınmaz mal

Suçun konusu başkasına ait bir maldır. Kanun taşınır–taşınmaz ayrımı yapmadığından, güveni kötüye kullanma taşınmazlar üzerinde de işlenebilir. Geri vermek üzere tapuda adına devir yapılan taşınmazın iade edilmemesi, yerleşik uygulamada bu suç kapsamında değerlendirilmektedir.

Malın başkasına ait olması zorunludur. Fail malın maliki ise suç oluşmaz. Paylı veya elbirliği mülkiyete konu mallarda, diğer paydaşların payı bakımından suçun oluşabileceği kabul edilmektedir. Rehin, hapis hakkı ya da intifa gibi sınırlı ayni hakların varlığı da somut olayda ayrıca değerlendirilir.

Para bakımından önemli bir ayrım vardır. Para misli bir eşyadır; ödünç verilen paranın mülkiyeti kural olarak alana geçer ve geri ödenmemesi suç değil, borç ilişkisinin ihlalidir. Buna karşılık belirli bir işte kullanılmak üzere ayrı tutularak teslim edilen para (örneğin bir ödemenin yapılması için verilen tutar) amaç dışında harcanırsa suç gündeme gelebilir. Bu ayrımın somut olayda ortaya konması, dosyanın seyrini belirler.

Manevi unsur: kast ve yarar sağlama

Suç yalnızca kastla işlenebilir; taksirli hâli düzenlenmemiştir. Failin, malın başkasına ait olduğunu ve zilyetliğin belirli bir amaçla devredildiğini bilerek hareket etmesi gerekir. Unutkanlık, karışıklık ya da hukuki bir yanılgıya dayanan davranışlarda kast tartışılır ve TCK 30 kapsamındaki hata hükümleri gündeme gelebilir.

Kanun ayrıca “kendisinin veya başkasının yararına olarak” ifadesini kullanmıştır. Bu ibare, failin yarar sağlama amacıyla hareket etmesini ifade eder; yararın mutlaka elde edilmiş olması aranmaz. Yararın failde değil bir yakınında ya da üçüncü kişide doğması da suçun oluşmasına engel değildir. Buna karşılık salt zarar verme kastıyla hareket edilen hâllerde, fiilin mala zarar verme gibi başka bir suç tipine girip girmediği ayrıca değerlendirilir.

Güveni Kötüye Kullanma Cezası: TCK 155 Tablosu

Güveni kötüye kullanma cezası, fiilin temel hâlde mi yoksa nitelikli hâlde mi işlendiğine ve suçun konusuna göre değişir. Burada sık yapılan bir hataya dikkat çekmek gerekir: TCK 155/1’de yaptırım seçimlik değildir. Kanun “hapis ve adlî para cezası” demektedir; yani hapis cezası ile adli para cezası birlikte hükmolunur. Bazı kaynaklarda bu ibare “veya” biçiminde aktarılmaktadır ki bu, kanun metnine aykırıdır.

Aşağıdaki tablo kanundaki alt ve üst sınırları gösterir. Somut olayda hangi cezaya hükmedileceğinin takdiri mahkemeye aittir; temel ceza TCK 61’deki ölçütlere göre bu aralıkta belirlenir, ardından artırım ve indirim nedenleri sırasıyla uygulanır.

Tablo 2: Güveni kötüye kullanma suçunda kanuni ceza sınırları
HâlDayanakKanuni ceza
Temel hâl (basit güveni kötüye kullanma)TCK 155/16 aydan 2 yıla kadar hapis ve adli para cezası
Meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisi nedeniyleTCK 155/21 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 3.000 güne kadar adli para cezası
Başkasının mallarını idare yetkisi gereği tevdi edilen eşya hakkındaTCK 155/21 yıldan 7 yıla kadar hapis ve 3.000 güne kadar adli para cezası
Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olmasıTCK 155/3Yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır
Zincirleme biçimde işlenmesiTCK 43/1Ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır
Teşebbüs aşamasında kalmasıTCK 35/2Ceza dörtte birinden dörtte üçüne kadar indirilir
Etkin pişmanlık (soruşturma evresinde zararın giderilmesi)TCK 168/1Ceza üçte ikisine kadar indirilir
Etkin pişmanlık (kovuşturma evresinde, hükümden önce)TCK 168/2Ceza yarısına kadar indirilir
Belirli akrabalar zararına işlenmesiTCK 167/1-2Cezaya hükmolunmaz veya ceza yarı oranında indirilir
Takdiri indirimTCK 62Ceza altıda birine kadar indirilebilir

Adli para cezasının hesabı TCK 52’ye göre yapılır. TCK 155/1’de gün sayısı ayrıca belirtilmediğinden genel kural uygulanır; TCK 155/2’de ise üst sınır üç bin gün olarak gösterilmiştir. Gün karşılığı miktar, failin ekonomik ve şahsi hâlleri göz önünde bulundurularak mahkemece belirlenir. Hapis cezası bir yıl veya altında kaldığında TCK 50 kapsamındaki seçenek yaptırımlar gündeme gelebilir; bu kurumların işleyişi için kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar başlığı incelenebilir.

Rakip içeriklerde görülen hata: Bazı kaynaklarda “güveni kötüye kullanma cezası şu kadardır” biçiminde tek bir rakam verilmekte, bazılarında ise TCK 155/1 “hapis veya adli para cezası” olarak aktarılmaktadır. Her iki yaklaşım da hatalıdır. Kanun alt ve üst sınır belirler; birinci fıkrada hapis ve adli para cezası birlikte hükmolunur. Bu nedenle bu sayfada kesin ceza tahmini yapılmamış, yalnızca kanuni sınırlar aktarılmıştır.

TCK 155/3: Motorlu Taşıtlarda Bir Kat Artırım

TCK 155’e 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla üçüncü bir fıkra eklenmiştir. Bu fıkraya göre suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza bir kat artırılır. Düzenleme, özellikle araç kiralama ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklarda karşılaşılan sorunlar karşısında getirilmiştir.

Artırımın kapsamı geniştir: otomobil, kamyon, motosiklet gibi motorlu kara taşıtları yanında tekne ve yat gibi deniz taşıtları ile hava taşıtları da kapsamdadır. Fıkra bağımsız bir suç tipi değil, artırım nedeni olarak düzenlenmiştir. Bu nedenle önce birinci ya da ikinci fıkraya göre ceza belirlenir, sonra bir kat artırım uygulanır.

Tablo 3: TCK 155/3 artırımının usul hükümlerine etkisi
KonuEtkisiDayanak
Şikâyete bağlılıkDeğişmez; birinci fıkra kapsamındaki fiil şikâyete bağlı kalmaya devam eder, ikinci fıkra re’sen soruşturulurTCK m. 155/1 ve 155/3
UzlaştırmaCMK m. 253/1-b-7’deki listeden “üçüncü fıkra hariç” ibaresiyle çıkarılmıştır7571 sayılı Kanun m. 24
Görevli mahkemeDeğişmez; görev belirlenirken artırım ve indirim nedenleri gözetilmez5235 sayılı Kanun m. 14
Dava zamanaşımıNitelikli hâller hesaba katılır; bantlar değişmediğinden süre fiilen aynı kalırTCK m. 66/3
HAGB ve ertelemeArtırım sonucu hükmedilen ceza eşiği aştığında bu kurumlar uygulanamazCMK m. 231; TCK m. 51

Uzlaştırma bakımından dikkat edilmesi gereken bir nokta vardır. 7571 sayılı Kanun, TCK 155/3’ü CMK 253’ün birinci fıkrasının (b) bendindeki listeden çıkarmıştır. Buna karşılık aynı fıkranın (a) bendi, soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlı suçları genel olarak uzlaştırma kapsamında saymaktadır. TCK 155/1 kapsamındaki fiil, taşıt artırımı uygulansa bile şikâyete bağlı olmaya devam ettiğinden, bu hâlde (a) bendi yönünden nasıl bir sonuca varılacağı uygulamada netleşecek bir konudur. Somut dosyada uzlaştırma bürosuna gönderme kararı, savcılık ve mahkemenin değerlendirmesine bağlıdır.

Zaman bakımından uygulama: TCK 155/3 failin aleyhine sonuç doğuran bir düzenlemedir. TCK 7’deki ilkeler uyarınca ceza kanunlarının geriye yürümezliği esastır; bu nedenle fıkranın yürürlüğe girdiği tarihten önce işlenen fiillere uygulanıp uygulanamayacağı, fiilin işlendiği tarih esas alınarak değerlendirilir. Dosyanızdaki fiil tarihinin bu bakımdan ayrıca kontrol edilmesi gerekir.

Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma (TCK 155/2)

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma, uygulamada en sık karşılaşılan nitelikli hâldir. TCK 155/2, suçun dört ayrı ilişki türü çerçevesinde işlenmesini daha ağır cezaya bağlamıştır: meslek ve sanat, ticaret, hizmet ilişkisi ve başkasının mallarını idare etmek yetkisi. Bu hâllerde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır.

Ağırlaştırmanın gerekçesi, bu ilişkilerde güvenin olağandan daha yoğun olmasıdır. Kişi, karşı tarafa mesleki ya da ticari konumu nedeniyle güven duyar ve malını bu güvene dayanarak teslim eder. Nitelikli hâlin uygulanabilmesi için, malın söz konusu ilişkinin gereği olarak teslim edilmiş olması gerekir. İlişkiden bağımsız, kişisel bir dostluk zemininde yapılan teslimlerde temel hâl uygulanır.

Tablo 4: TCK 155/2’de sayılan ilişki türleri ve uygulama örnekleri
İlişki türüKapsamıUygulamada görülen örnekler
Meslek ve sanatBelirli bir mesleğin ya da sanatın icrası gereği eşyanın teslim edilmesiTamirciye bırakılan aracın satılması, kuyumcuya işlenmek üzere verilen altının iade edilmemesi, terziye verilen kumaşın devredilmesi
Ticaret ilişkisiTicari faaliyet kapsamında kurulan ilişki gereği eşyanın tevdi edilmesiSatılmak üzere konsinye verilen malın bedelinin aktarılmaması, nakliyeciye teslim edilen yükün devredilmesi
Hizmet ilişkisiİş sözleşmesi ya da benzeri bağımlılık ilişkisi çerçevesinde eşyanın teslimiTahsilat yetkisi bulunan çalışanın topladığı bedeli işverene aktarmaması, şirket aracının iade edilmemesi
Malları idare yetkisiHangi nedenden doğarsa doğsun, başkasının mallarını yönetme yetkisinin bulunmasıVekilin veya yöneticinin idare ettiği malvarlığı üzerinde yetkisiz tasarrufta bulunması

Hizmet ilişkisinin sınırları

Hizmet ilişkisi geniş yorumlanır; yazılı bir iş sözleşmesinin bulunması zorunlu değildir. Fiilî çalışma ilişkisi de yeterli görülebilir. Buna karşılık, malın hizmet ilişkisinin gereği olarak teslim edilmiş olması aranır. Çalışanın, işiyle hiçbir bağlantısı bulunmayan bir eşyayı iş yerinden alması hâlinde güveni kötüye kullanma değil, hırsızlık gündeme gelir.

Kamu görevlileri bakımından ayrı bir durum vardır. Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan ya da koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı zimmetine geçiren kamu görevlisi hakkında TCK 155 değil, zimmet suçuna ilişkin TCK 247 uygulanır. Failin kamu görevlisi sıfatı taşıyıp taşımadığı, bu nedenle nitelendirmenin ilk sorusudur.

Vekâlet ve mesleki ilişkilerde durum

Vekâlet ilişkisi kapsamında teslim alınan para veya eşyanın amaç dışında kullanılması, yerleşik uygulamada nitelikli hâl kapsamında değerlendirilmektedir. Mali müşavire teslim edilen defter ve belgelerin, ücret alacağı ileri sürülerek iade edilmemesi de uygulamada sıkça karşılaşılan bir görünümdür. Bu tür dosyalarda tartışma genellikle hapis hakkının ileri sürülüp sürülemeyeceği ve iade talebinin usulünce yapılıp yapılmadığı üzerinde yoğunlaşır.

Bankacılık ve ödeme hizmetleri alanında ise farklı bir tablo ortaya çıkmaktadır. Başkasının parasının kendi hesabı üzerinden geçirilmesine izin verilmesi hâlinde, olayın koşullarına göre başka suç tipleri de gündeme gelebilir; bu konudaki çerçeve için IBAN kiralama suçu ve cezası başlığı incelenebilir. Hesaplara uygulanan tedbirlerin hukuki niteliği ise banka hesabı blokesine ilişkin sayfa kapsamında ele alınmıştır.

Şikâyet, Uzlaştırma, Zamanaşımı ve Görevli Mahkeme

Usul kuralları, güveni kötüye kullanma dosyalarında sonucu doğrudan etkiler. Özellikle şikâyet süresinin kaçırılması, temel hâlde onarılması mümkün olmayan bir hak kaybı doğurur.

Güveni kötüye kullanma suçu şikâyet süresi

TCK 155/1 açıkça “şikâyet üzerine” ifadesini kullandığından temel hâl şikâyete tabidir. TCK 73/1 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür; geçirilmesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Şikâyetten vazgeçilmesi davanın düşmesine yol açar.

Sürenin başlangıcı uygulamada tartışmalıdır. Altı aylık süre, mağdurun hem fiili hem de faili öğrendiği tarihten itibaren işlemeye başlar. Uygulamada bu tarih çoğu zaman, iade talebine rağmen malın verilmediğinin anlaşıldığı an olarak kabul edilmektedir. Bu nedenle iade talebinin tarihinin belgelenmesi önem taşır.

TCK 155/2 kapsamındaki nitelikli hâl şikâyete bağlı değildir. Cumhuriyet başsavcılığı öğrendiği anda re’sen soruşturma başlatır ve şikâyetten vazgeçme davayı düşürmez. Bu fark, başvuru stratejisini doğrudan belirlediği için fiilin hangi fıkraya girdiğinin baştan doğru saptanması gerekir.

Uzlaştırma kapsamı

Güveni kötüye kullanma, CMK 253/1-b-7 uyarınca şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır. Bu, TCK 155/2 bakımından pratik önem taşır: suç re’sen soruşturulsa da dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaşma sağlanır ve edim yerine getirilirse soruşturma evresinde kovuşturmaya yer olmadığına, kovuşturma evresinde davanın düşmesine karar verilir.

7571 sayılı Kanunla bu bentteki ibare “üçüncü fıkra hariç, madde 155” biçiminde değiştirilmiştir. Yani TCK 155/3 kapsamındaki taşıt hâli listeden çıkarılmıştır. Uzlaştırmanın genel işleyişi ve tarafların hakları bakımından benzer bir çerçeve, uzlaştırma kapsamındaki diğer suçlarda da geçerlidir; örneğin kasten yaralama suçu ve cezası sayfasında süreç ayrıntılı biçimde ele alınmıştır.

Zamanaşımı ve görevli mahkeme

Tablo 5: Güveni kötüye kullanma dosyalarında usul süreleri
KonuSüreDayanak
Şikâyet süresi (TCK 155/1)Fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren 6 ayTCK m. 73/1
Dava zamanaşımı (TCK 155/1)8 yılTCK m. 66/1-e
Dava zamanaşımı (TCK 155/2)15 yılTCK m. 66/1-d
Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itirazTebliğden itibaren 15 gün, sulh ceza hâkimliğineCMK m. 173
İstinaf başvurusuHükmün tefhim veya tebliğinden itibaren 7 günCMK m. 273
Temyiz (kanun yolu açıksa)Bölge adliye mahkemesi kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 15 günCMK m. 291
HAGB kararına itirazTefhim veya tebliğden itibaren 7 günCMK m. 231, 268
Tazminat davası zamanaşımıZararın ve failin öğrenilmesinden itibaren 2 yıl, her hâlde fiilden itibaren 10 yıl; suç için öngörülen süre daha uzunsa o süre uygulanırTBK m. 72

Görevli mahkeme her iki fıkra bakımından da asliye ceza mahkemesidir. TCK 155/2’de üst sınır yedi yıl olduğundan ağır ceza mahkemesinin görev ölçütü olan on yıllık eşik aşılmaz. TCK 155/3 artırımı uygulansa bile sonuç değişmez; çünkü 5235 sayılı Kanunun 14. maddesi, görev belirlenirken ağırlaştırıcı ve hafifletici nedenlerin gözetilmeyeceğini açıkça düzenlemiştir. Yetkili mahkeme ise CMK 12 uyarınca suçun işlendiği yer mahkemesidir.

Dava zamanaşımı bakımından TCK 66/3 farklı bir kural getirir: sürenin belirlenmesinde, dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur. TCK 155/3 artırımı uygulandığında üst sınırlar yükselse de, TCK 66/1’deki bantlar değişmediğinden zamanaşımı süreleri fiilen aynı kalır.

Etkin Pişmanlık ve Şahsi Cezasızlık (TCK 168 ve 167)

Güveni kötüye kullanma, malvarlığına karşı suçlardan olduğu için etkin pişmanlık hükümlerinden yararlanır. TCK 168, failin pişmanlık göstererek mağdurun uğradığı zararı aynen geri verme ya da tazmin suretiyle tamamen gidermesi hâlinde cezanın indirileceğini düzenler. İndirim oranı, zararın hangi aşamada giderildiğine göre değişir.

Tablo 6: TCK 168 uyarınca etkin pişmanlık indirimi
Zararın giderildiği aşamaİndirim oranıDayanak
Suç tamamlandıktan sonra, kovuşturma başlamadan önceVerilecek cezanın üçte ikisine kadarı indirilirTCK m. 168/1
Kovuşturma başladıktan sonra, hüküm verilmeden önceVerilecek cezanın yarısına kadarı indirilirTCK m. 168/2
Zararın kısmen giderilmesiHükümlerin uygulanabilmesi için ayrıca mağdurun rızası aranırTCK m. 168/4
Hüküm verildikten sonra ödemeEtkin pişmanlık indirimi uygulanmaz; tazminat boyutunda sonuç doğurabilirTCK m. 168/1-2 karşıt anlam

İndirimin uygulanabilmesi için zararın miktarının belirlenmiş olması gerekir. Uygulamada, zarar miktarı tespit edilmeden yapılan ödemelerin etkin pişmanlık kapsamında değerlendirilmesi sorun yaratmakta; bu nedenle dosyada bilirkişi incelemesi yoluyla zararın saptanması yoluna gidilmektedir. Mağdurun ödemeyi kabul etmemesi hâlinde tutarın mahkeme veznesine depo edilmesi yöntemine başvurulduğu görülmektedir. Bunlar kanun metninden değil yargısal uygulamadan gelen yöntemlerdir ve takdir mahkemeye aittir.

Etkin pişmanlık ile uzlaştırma birbirine karıştırılmamalıdır. Uzlaştırma, tarafların anlaşmasıyla kamu davasının açılmaması veya düşmesi sonucunu doğuran bir usul kurumudur. Etkin pişmanlık ise yargılama devam ederken cezada indirim sağlayan maddi ceza hukuku kurumudur. Güveni kötüye kullanma dosyalarında her ikisi de gündeme gelebilir.

Şahsi cezasızlık ve indirim (TCK 167)

TCK 167, malvarlığına karşı suçların belirli akrabalar arasında işlenmesi hâlinde özel bir düzenleme getirir. Amaç, aile içi ilişkilerin ceza yargılamasıyla daha da zedelenmesini önlemektir. Bu hüküm güveni kötüye kullanma bakımından da uygulanır.

Tablo 7: TCK 167 uyarınca akrabalık ilişkisinin etkisi
Mağdur ile fail arasındaki ilişkiSonuçDayanak
Haklarında ayrılık kararı verilmemiş eşlerden biriCezaya hükmolunmaz (şahsi cezasızlık)TCK m. 167/1-a
Üstsoy, altsoy, bu derecedeki kayın hısımları, evlat edinen veya evlatlıkCezaya hükmolunmazTCK m. 167/1-b
Aynı konutta beraber yaşayan kardeşlerden biriCezaya hükmolunmazTCK m. 167/1-c
Haklarında ayrılık kararı verilmiş eşlerden biriŞikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilirTCK m. 167/2
Aynı konutta beraber yaşamayan kardeşlerden biriŞikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilirTCK m. 167/2
Aynı konutta yaşayan amca, dayı, hala, teyze, yeğen veya ikinci derece kayın hısımlarıŞikâyet üzerine verilecek ceza yarı oranında indirilirTCK m. 167/2

Şahsi cezasızlık sebebi suçun oluşmasını değil, cezalandırılabilirliği ortadan kaldırır. Fiil hukuka aykırı olmaya devam eder; bu nedenle suça iştirak eden ve sayılan akrabalık ilişkisi içinde bulunmayan kişiler hakkında ceza verilir. Ayrıca TCK 167/2’deki hâllerde, normalde re’sen soruşturulan TCK 155/2 fiili de şikâyete bağlı hâle gelir.

Hırsızlık, Dolandırıcılık ve Zimmetle Karşılaştırma

Güveni kötüye kullanma, malvarlığına karşı diğer suçlarla karıştırılmaya en elverişli suç tiplerinden biridir. Nitelendirme hatası hem ceza miktarını hem de şikâyet ve uzlaştırma rejimini kökten değiştirir. Ayrımın anahtarı iki sorudur: zilyetlik nasıl geçti? ve hile ne zaman kullanıldı?

Tablo 8: Güveni kötüye kullanma ile benzer suçların karşılaştırması
SuçZilyetliğin geçiş biçimiAyırt edici ölçütDayanak
Güveni kötüye kullanmaHak sahibinin rızasıyla, belirli bir amaçla devredilirSuç, teslimden sonra amaç dışı tasarrufla doğarTCK m. 155
HırsızlıkZilyedin rızası olmaksızın alınırMalın alınma anında rıza yokturTCK m. 141
DolandırıcılıkRıza vardır, ancak rıza hileyle sakatlanmıştırHile teslimden önce kullanılır; baştan itibaren iade niyeti yokturTCK m. 157
ZimmetGörev nedeniyle devredilirFail kamu görevlisidirTCK m. 247
Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarrufDevir yoktur; mal kaybolmuş ya da hataen ele geçmiştirÖnceden kurulmuş bir güven ilişkisi bulunmazTCK m. 160
Açığa imzanın kötüye kullanılmasıİmzalı boş kâğıt belirli biçimde doldurulmak üzere teslim edilirKonu mal değil, imzalı belgedirTCK m. 209
Mala zarar vermeDevir şartı aranmazAmaç yarar sağlamak değil, malı tahrip etmektirTCK m. 151

Dolandırıcılıkla arasındaki fark

En kritik ayrım dolandırıcılık bakımındandır. Her iki suçta da mağdur malı kendi rızasıyla verir. Fark, hilenin zamanındadır. Dolandırıcılıkta fail, daha malı almadan önce hileli davranışlarla mağduru aldatır ve mağdurun rızası bu aldatma sonucu oluşur. Güveni kötüye kullanmada ise rıza sağlıklıdır; suç işleme iradesi teslimden sonra ortaya çıkar.

Yerleşik uygulamada bu ayrım, failin baştan beri iade etmeme kastıyla hareket edip etmediği araştırılarak yapılır. Örneğin sahte kimlikle araç kiralayan ve kiraladığı anda satma planı bulunan kişinin fiili dolandırıcılık olarak; buna karşılık usulünce kiralama yapan ancak sonradan aracı elden çıkaran kişinin fiili güveni kötüye kullanma olarak değerlendirilmektedir. Dolandırıcılık suçunun genel çerçevesi için dolandırıcılık suçuna ilişkin sayfa incelenebilir.

Hırsızlıkla arasındaki fark

Hırsızlıkta zilyetlik, zilyedin rızası olmaksızın bozulur. Güveni kötüye kullanmada ise zilyetlik zaten faile geçmiştir. Uygulamada zorluk, failin eşya üzerinde gerçek bir zilyetlik mi yoksa yalnızca geçici bir gözetim mi kurduğunun belirlenmesinde ortaya çıkar. Bir mağazada ürünü incelemek üzere eline alan müşterinin durumu zilyetlik devri sayılmaz; bu nedenle ürünün çıkarılması hırsızlık oluşturur.

Zimmetle arasındaki fark

Zimmet suçunun faili yalnızca kamu görevlisi olabilir. Görevi nedeniyle zilyetliği kendisine devredilmiş olan veya koruma ve gözetimiyle yükümlü olduğu malı zimmetine geçiren kamu görevlisi TCK 247’ye göre cezalandırılır. Özel sektörde çalışan bir kişi aynı fiili işlediğinde ise TCK 155/2 uygulanır. Kamu görevlisi kavramının kapsamı TCK 6’da tanımlanmıştır ve kadro ilişkisinden bağımsız olarak kamusal faaliyete katılma ölçütüne dayanır.

Sözleşme İlişkisi: Ne Zaman Suç, Ne Zaman Alacak Uyuşmazlığı?

Güveni kötüye kullanma şikâyetlerinin önemli bir bölümü, aslında özel hukuk uyuşmazlığı niteliğindedir. Ceza hukuku, sözleşmeden doğan her ihlali yaptırıma bağlamaz. Bu ayrım, hem şikâyet edecek taraf hem de şüpheli konumundaki kişi bakımından belirleyicidir.

Temel ölçüt şudur: eğer sözleşmeyle mülkiyet karşı tarafa geçmişse, artık “başkasına ait mal” unsuru gerçekleşmez ve suç oluşmaz. Satım sözleşmesinde bedelin ödenmemesi, ödünç alınan paranın geri verilmemesi, iş sözleşmesinden doğan ücretin ödenmemesi bu kapsamdadır. Bu hâllerde başvurulacak yol icra takibi ya da alacak davasıdır.

Buna karşılık sözleşme, malın iade edilmek veya belirli bir amaçla kullanılmak üzere teslimini öngörüyorsa güven ilişkisi kurulmuş olur. Kira, ariyet, vedia, saklama, taşıma ve vekâlet sözleşmeleri tipik örneklerdir. Burada mülkiyet devredilmediği için iade yükümlülüğüne aykırı davranış suç oluşturabilir.

Tablo 9: Sözleşme türüne göre güveni kötüye kullanma değerlendirmesi
DurumMülkiyet kimde?Kural olarak sonuç
Ödünç verilen paranın geri ödenmemesiAlandaSuç oluşmaz; alacak uyuşmazlığıdır
Satılan malın bedelinin ödenmemesiAlıcıdaSuç oluşmaz; alacak uyuşmazlığıdır
Kiralanan aracın sözleşme sonunda iade edilmemesiKiraya verendeGüveni kötüye kullanma gündeme gelebilir
Emanet bırakılan eşyanın satılmasıBırakandaGüveni kötüye kullanma gündeme gelebilir
Tahsil edilen bedelin işverene aktarılmamasıİşverendeTCK 155/2 kapsamında değerlendirilebilir
Ticari ilişkide karşılıklı hesap uyuşmazlığıTartışmalıHesap ilişkisi çözülmeden suçun unsurları tartışılır

Uygulamada karşılıklı ticari ilişkilerde sık görülen bir durum, tarafların hesap mutabakatına varamamasıdır. Yerleşik uygulamada, taraflar arasındaki hesap ilişkisi çözülmeden güveni kötüye kullanma unsurlarının oluştuğunun kabul edilmesi güçtür; bu tür dosyalarda çoğu zaman bilirkişi incelemesi yaptırılmakta ve hukuki uyuşmazlığın önceliği değerlendirilmektedir.

Güveni Kötüye Kullanma Nasıl İspatlanır?

Ceza yargılamasında delil serbestisi ilkesi geçerlidir (CMK m. 217): hukuka uygun elde edilen her türlü delille ispat yapılabilir. Güveni kötüye kullanma dosyalarında iki hususun ayrı ayrı ortaya konması gerekir: zilyetliğin belirli bir amaçla devredildiği ve failin bu amaca aykırı davrandığı.

Tablo 10: Güveni kötüye kullanma dosyalarında başvurulan deliller
DelilNe için kullanılır?Dikkat edilecek nokta
Sözleşme, teslim tutanağı, teslim-tesellüm belgesiZilyetliğin hangi amaçla devredildiğinin gösterilmesiAmacın belgede açıkça yazılı olması belirleyicidir
Noter ihtarnamesiİade talebinin ve tarihinin belgelenmesiŞikâyet süresinin başlangıcı bakımından önem taşır
Yazışmalar (mesaj, e-posta)Güven ilişkisinin ve iade talebinin ortaya konmasıTarafı olunan yazışmaların sunulması kural olarak mümkündür
Banka kayıtları ve dekontlarParanın akıbetinin izlenmesiHesap hareketleri savcılık talebiyle temin edilir
Ticari defter ve kayıtlarHesap ilişkisinin çözülmesiÇoğu zaman bilirkişi incelemesi gerekir
Tanık beyanlarıTeslimin ve amacın doğrulanmasıTanıkların kimlik ve iletişim bilgileri şikâyette belirtilmelidir
Tapu, trafik tescil ve sicil kayıtlarıMalın devredilip devredilmediğinin tespitiDevir tarihi, kastın belirlenmesinde kullanılır
Şüphelinin beyanıOlayın aydınlatılmasıTek başına mahkûmiyete esas alınamaz; desteklenmelidir

Kişinin kendi başına delil toplaması bakımından sınırlar vardır. Tarafı olunan bir görüşmenin kayda alınması ile üçüncü kişiler arasındaki konuşmanın kaydedilmesi aynı hukuki sonucu doğurmaz; ikincisi ayrı suçlar oluşturabilir. Bu sınırların ayrıntısı için izinsiz ses kaydı alınmasının hukuki sonuçları başlığı incelenebilir. Hukuka aykırı elde edilen deliller CMK 217/2 uyarınca hükme esas alınamaz.

Mağdur tarafında en sık yapılan hata, iade talebinin hiç yapılmaması ya da belgelenmemesidir. Fail tarafında ise, iade etmeme gerekçesinin dosyaya usulünce sunulmaması sorun yaratır. Hapis hakkı, takas ya da karşılıklı alacak iddiası gibi savunmaların somut belgelerle desteklenmesi gerekir.

Soruşturma ve Kovuşturma Süreci

Güveni kötüye kullanma soruşturması, temel hâlde mağdurun şikâyetiyle; nitelikli hâlde ihbar veya kolluğun tespitiyle başlar. Aşağıdaki adımlar dosyanın izlediği tipik seyri özetler.

  1. Şikâyet veya ihbarMağdur, Cumhuriyet başsavcılığına ya da kolluğa yazılı veya sözlü şikâyette bulunur. Dilekçede teslimin tarihi ve amacı, malın niteliği, iade talebinin yapıldığı tarih, tanıklar ve dayanılan belgeler açıkça belirtilir. Temel hâlde altı aylık şikâyet süresi bu aşamada kritik önemdedir.
  2. Delillerin toplanması ve ifadeSavcılık, sözleşme ve teslim belgelerini toplar, banka ve sicil kayıtlarını ister, tanıkları ve şüpheliyi dinler. Şüpheliye susma hakkı ile müdafi yardımından yararlanma hakkı bildirilir. Hesap ilişkisi tartışmalıysa bilirkişi incelemesi yaptırılabilir.
  3. Uzlaştırma bürosuna göndermeSuç CMK 253 kapsamında olduğundan dosya uzlaştırma bürosuna gönderilir. Uzlaştırmacı taraflarla görüşür; anlaşma sağlanır ve edim yerine getirilirse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. Anlaşma sağlanmazsa dosya savcılığa döner.
  4. İddianame veya takipsizlikYeterli şüphe varsa savcılık iddianame düzenleyerek asliye ceza mahkemesine sunar. Şüphe yeterli değilse kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir; bu karara tebliğden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine itiraz edilebilir.
  5. Yargılama, hüküm ve kanun yollarıMahkeme delilleri tartışır, tanıkları dinler ve sanığın savunmasını alır. Mağdur CMK 237 uyarınca davaya katılabilir. Hükme karşı yedi gün içinde istinaf yoluna başvurulabilir; kanun yolu açıksa istinaf kararına karşı temyiz mümkündür.

TCK 155/1 kapsamındaki dosyalarda, üst sınırın iki yıl olması nedeniyle CMK 251’deki basit yargılama usulü uygulanabilir. Bu usulde duruşma açılmaksızın dosya üzerinden karar verilir ve hükmedilen ceza dörtte bir oranında indirilir; karara itiraz edilmesi hâlinde duruşmalı yargılamaya geçilir. TCK 155/2 bakımından ise üst sınır aşıldığından bu usul uygulanamaz. Güveni kötüye kullanma, CMK 250’de sayılan seri muhakeme usulü kapsamındaki suçlar arasında da yer almaz.

Teşebbüs, İştirak ve Zincirleme Suç

Suçun özel görünüş biçimleri, ceza miktarını doğrudan etkiler. Güveni kötüye kullanma bakımından bu başlıkların her biri ayrı değerlendirme gerektirir.

Teşebbüs bakımından durum sınırlıdır. Devir olgusunun inkârı ani hareketli bir görünüm taşıdığından teşebbüse elverişli değildir; inkâr gerçekleştiği anda suç tamamlanır. Buna karşılık amaç dışı tasarruf hareketinin bölünebildiği hâllerde (örneğin satış işleminin tamamlanamaması) TCK 35 uyarınca teşebbüs hükümleri gündeme gelebilir.

İştirak bakımından genel hükümler uygulanır. Ancak nitelikli hâl, faille mağdur arasındaki özel ilişkiden kaynaklanır. TCK 40/2’deki özgü suç kuralı uyarınca, bu ilişkiye taraf olmayan kişiler kural olarak azmettiren veya yardım eden olarak sorumlu tutulur. Bu ayrım, özellikle şirket içinde birden fazla kişinin karıştığı dosyalarda önem taşır.

Zincirleme suç bakımından TCK 43/1 uygulanır. Aynı kişiye karşı, aynı suç işleme kararının icrası kapsamında ve değişik zamanlarda birden fazla kez güveni kötüye kullanma fiili işlenmişse tek ceza verilir ve dörtte birinden dörtte üçüne kadar artırılır. Buna karşılık, kendisine tevdi edilen birden çok eşya üzerinde tek bir fiille hareket edilmesi hâlinde ortada tek bir suç bulunduğundan zincirleme suç hükümleri uygulanmaz.

Fiilin birden çok suç tipine girmesi hâlinde içtima kuralları devreye girer. Örneğin, iade edilmeyen mal üzerinde sahte belge düzenlenmişse belgede sahtecilik ayrıca değerlendirilir. Birden fazla hareketin tek suç içinde erimesine ilişkin genel çerçeve için TCK 42 bileşik suç başlığı incelenebilir.

HAGB, Erteleme, Adli Para Cezası ve Memuriyete Etkisi

Güveni kötüye kullanma dosyalarında hükmedilen cezanın nasıl infaz edileceği, çoğu zaman ceza miktarı kadar önem taşır. Aşağıdaki tablo ilgili kurumları karşılaştırmalı olarak gösterir.

Tablo 11: Hapis cezasına bağlanabilecek kurumların karşılaştırması
KurumDayanakTemel koşulSonuç
Adli para cezasına çevirmeTCK m. 50Kısa süreli hapis cezası (bir yıl veya daha az)Hapis cezası seçenek yaptırıma dönüştürülür
Seçenek yaptırımlar (kamuya yararlı işte çalışma vb.)TCK m. 50/1Kısa süreli hapis cezasıHapis yerine belirlenen yaptırım uygulanır
Hapis cezasının ertelenmesiTCK m. 51İki yıl veya daha az hapis; belirli koşulların bulunmasıDenetim süresi belirlenir; iyi hâl hâlinde ceza infaz edilmiş sayılır
Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasıCMK m. 231İki yıl veya daha az hapis; zararın giderilmesi dâhil koşullarHüküm açıklanmaz; denetim süresi sonunda dava düşer
Basit yargılama usulünde indirimCMK m. 251Üst sınırı iki yıl veya daha az hapsi gerektiren suçlarHükmedilen ceza dörtte bir oranında indirilir

Önemli uyarı: Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin CMK 231 düzenlemesi, Anayasa Mahkemesi kararı ve sonraki kanun değişiklikleriyle önemli ölçüde değişmiştir. Bu kurumun somut dosyada uygulanıp uygulanmayacağı karar tarihinde yürürlükte olan metne göre belirlenir ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun güncel metni üzerinden teyit edilmelidir.

TCK 155/2 kapsamındaki dosyalarda hükmedilen ceza çoğu zaman iki yılı aştığından HAGB ve erteleme kurumları uygulanamaz. TCK 155/3 artırımının devreye girdiği hâllerde bu ihtimal daha da azalır. Bu nedenle fiilin hangi fıkra kapsamında değerlendirildiği, yalnızca ceza miktarını değil infaz rejimini de belirler.

Memuriyete ve adli sicile etkisi

Güveni kötüye kullanma, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48. maddesinin (A) bendinin 5 numaralı alt bendinde açıkça sayılan suçlar arasındadır. Bu suçtan mahkûm olunması hâlinde devlet memurluğuna atanma şartı sağlanmamış olur. Sayılan diğer suçlar arasında zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık ve sahtecilik de bulunmaktadır.

Burada belirleyici olan mahkûmiyet hükmünün bulunmasıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı, kanunda öngörülen sonuçları bakımından mahkûmiyet hükmü doğurmaz ve adli sicil kaydına değil, kendine özgü bir sisteme kaydedilir. Beraat, düşme ve ceza verilmesine yer olmadığı kararlarında da mahkûmiyet söz konusu olmaz. Kamu görevine başvuru öncesinde adli sicil ve arşiv kaydının kurum tarafından nasıl değerlendirileceği, ilgili mevzuat ve kurumun kendi düzenlemeleri üzerinden ayrıca teyit edilmelidir.

Mağdur tarafında ise ceza davası ile tazminat davası birbirinden ayrıdır. Yürürlükteki sistemde şahsi hak talebi ceza mahkemesinde ileri sürülemez; zararın karşılanması için hukuk mahkemesinde ayrı dava açılması gerekir. Sürecin genel işleyişi için tazminat davalarına ilişkin sayfa incelenebilir.

Sıkça Sorulan Sorular

Güveni kötüye kullanma suçunun cezası ne kadar?

TCK 155/1’e göre temel hâlin cezası altı aydan iki yıla kadar hapis ve adli para cezasıdır; bu iki yaptırım birlikte hükmolunur. TCK 155/2’deki nitelikli hâlde ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır. Somut olayda takdir mahkemeye aittir.

Güveni kötüye kullanma şikâyete tabi mi?

TCK 155/1’deki temel hâl şikâyete tabidir; kanun metni açıkça “şikayet üzerine” ifadesini kullanır. Şikâyetten vazgeçilmesi davanın düşmesine yol açar. Buna karşılık TCK 155/2’deki nitelikli hâl şikâyete bağlı değildir; Cumhuriyet başsavcılığı re’sen soruşturma başlatır.

Güveni kötüye kullanma suçu şikayet süresi ne kadar?

TCK 73/1 uyarınca şikâyet hakkı, fiilin ve failin öğrenilmesinden itibaren altı ay içinde kullanılmalıdır. Bu süre hak düşürücüdür; geçirilmesi hâlinde kovuşturmaya yer olmadığına karar verilir. TCK 155/2’de şikâyet aranmadığından bu süre işlemez, yalnızca dava zamanaşımı uygulanır.

Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma nedir?

TCK 155/2’de düzenlenen nitelikli hâldir. Suçun meslek ve sanat, ticaret veya hizmet ilişkisinin ya da başkasının mallarını idare etmek yetkisinin gereği olarak tevdi edilen eşya hakkında işlenmesini ifade eder. Ceza bir yıldan yedi yıla kadar hapis ve üç bin güne kadar adli para cezasıdır.

Güveni kötüye kullanma uzlaştırmaya tabi mi?

Evet. CMK 253/1-b-7 uyarınca suç, şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındadır; bu nedenle TCK 155/2 dosyaları da uzlaştırma bürosuna gönderilir. Ancak 7571 sayılı Kanunla TCK 155/3 kapsamındaki taşıt hâli bu listeden çıkarılmıştır.

Güveni kötüye kullanma suçunda zamanaşımı kaç yıldır?

TCK 155/1 bakımından dava zamanaşımı TCK 66/1-e uyarınca sekiz yıldır. TCK 155/2’de üst sınır yedi yıl olduğundan TCK 66/1-d uyarınca süre on beş yıla çıkar. TCK 66/3 gereği zamanaşımı hesabında suçun nitelikli hâlleri de göz önünde bulundurulur.

TCK 155/3 nedir, kiralanan araç satılırsa ceza artar mı?

TCK 155/3, 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla eklenen fıkradır. Suçun konusunun motorlu kara, deniz veya hava taşıtı olması hâlinde yukarıdaki fıkralara göre verilecek cezanın bir kat artırılacağını düzenler. Fıkra bağımsız bir suç değil, artırım nedenidir.

Güveni kötüye kullanma ile dolandırıcılık arasındaki fark nedir?

Fark, hilenin kullanıldığı zamandadır. Dolandırıcılıkta fail malı almadan önce hileli davranışlarla mağduru aldatır ve rıza bu aldatmayla oluşur. Güveni kötüye kullanmada rıza sağlıklıdır; suç işleme iradesi malın tesliminden sonra ortaya çıkar.

Güveni kötüye kullanma ile hırsızlık nasıl ayrılır?

Hırsızlıkta zilyetlik, zilyedin rızası olmaksızın bozulur. Güveni kötüye kullanmada ise mal, hak sahibinin rızasıyla ve belirli bir amaçla faile teslim edilmiştir. Ayrım, failin eşya üzerinde gerçek bir zilyetlik mi yoksa yalnızca geçici bir gözetim mi kurduğuna bakılarak yapılır.

Güveni kötüye kullanma suçunda etkin pişmanlık nasıl uygulanır?

TCK 168 uyarınca zararın tamamen giderilmesi hâlinde ceza indirilir: kovuşturma başlamadan önce giderilirse üçte ikisine kadar, kovuşturma başladıktan sonra hüküm verilmeden önce giderilirse yarısına kadar. Zararın kısmen giderilmesinde hükümlerin uygulanabilmesi için mağdurun rızası aranır.

Güveni kötüye kullanma suçu memuriyete engel mi?

657 sayılı Devlet Memurları Kanunu’nun 48/A-5 maddesinde bu suç açıkça sayılmıştır; mahkûmiyet hâlinde memurluğa atanma şartı sağlanmamış olur. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararı ise mahkûmiyet hükmü doğurmaz. Değerlendirme, başvuru tarihindeki mevzuat üzerinden yapılmalıdır.

Güveni kötüye kullanma suçunda görevli mahkeme hangisidir?

Görevli mahkeme her iki fıkra bakımından da asliye ceza mahkemesidir. TCK 155/2’de üst sınır yedi yıl olduğundan ağır ceza mahkemesinin on yıllık görev ölçütü aşılmaz. 5235 sayılı Kanunun 14. maddesi uyarınca görev belirlenirken artırım ve indirim nedenleri gözetilmez.

Emanet verilen eşyanın iade edilmemesi suç mu?

Eşya muhafaza edilmek üzere teslim edilmiş ve iade yükümlülüğüne rağmen verilmemişse güveni kötüye kullanma gündeme gelebilir. Suçun oluşması için failin malik gibi tasarrufta bulunması ya da devri inkâr etmesi aranır. Uygulamada iade talebinin belgelenmesi belirleyici olmaktadır.

Ödenmeyen borç güveni kötüye kullanma sayılır mı?

Kural olarak hayır. Ödünç verilen paranın mülkiyeti alana geçtiğinden “başkasına ait mal” unsuru gerçekleşmez ve fiil suç oluşturmaz; bu bir alacak uyuşmazlığıdır. Buna karşılık belirli bir işte kullanılmak üzere teslim edilen paranın amaç dışında harcanması ayrıca değerlendirilir.

Güveni kötüye kullanma suçunda HAGB verilebilir mi?

Hükmedilen hapis cezası iki yıl veya daha az ise CMK 231’deki diğer koşulların da bulunması hâlinde mümkündür. TCK 155/2 ve TCK 155/3 kapsamındaki dosyalarda ceza çoğu zaman bu eşiği aştığından uygulanamaz. HAGB koşulları değiştiğinden karar tarihindeki metin esas alınır.

Güveni kötüye kullanma nasıl ispatlanır?

Delil serbestisi geçerlidir; hukuka uygun elde edilen her delil kullanılabilir. Uygulamada sözleşme ve teslim belgeleri, noter ihtarnamesi, banka kayıtları, ticari defterler, yazışmalar, sicil kayıtları ve tanık beyanları kullanılır. Zilyetliğin amacı ile amaca aykırı davranış ayrı ayrı ortaya konmalıdır.

Ceza Yargılamasında Müdafi ile Temsil

Savunma hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde ve CMK’da güvence altına alınmıştır. Güveni kötüye kullanma dosyalarında CMK 150/3 anlamında zorunlu müdafi hâli kural olarak bulunmaz; çünkü bu hüküm alt sınırı beş yıldan fazla hapsi gerektiren suçlar için öngörülmüştür. Buna karşılık şüpheli veya sanık, soruşturmanın her aşamasında müdafi yardımından yararlanabilir ve talep hâlinde barodan müdafi görevlendirilmesi istenebilir. Şüphelinin on sekiz yaşını doldurmamış olması gibi CMK 150/2 kapsamındaki hâllerde müdafi görevlendirilmesi zorunludur.

Bu suç tipinde hukuki değerlendirme birkaç eksende yürür: zilyetliğin hangi amaçla devredildiği, ortada gerçek bir güven ilişkisi mi yoksa mülkiyeti devreden bir sözleşme mi bulunduğu, fiilin temel hâlde mi nitelikli hâlde mi kaldığı, TCK 155/3 artırımının fiil tarihi bakımından uygulanabilir olup olmadığı, şikâyet süresinin geçip geçmediği ve etkin pişmanlık ile uzlaştırma imkânlarının süresinde değerlendirilip değerlendirilmediği. Her biri ayrı delil ve usul incelemesi gerektirir.

Mağdur tarafında altı aylık şikâyet süresinin kaçırılmaması, teslim ve iade talebinin belgelenmesi, zararın miktarının ortaya konması ve tazminat boyutunun zamanaşımı gözetilerek planlanması önem taşır. Vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenir. Ceza yargılamasının genel çerçevesi ve diğer suç tipleri için ceza hukuku alanındaki içerikler incelenebilir.

Şişli-Nişantaşı Konumu ve İletişim

Büro, İstanbul’un Şişli ilçesinde, Nişantaşı bölgesinde yer almaktadır. İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan) ve Şişli Adliyesi’ne yakındır.

Av. Malik Enes Kaplan — Hukuk Bürosu
Halaskargazi Mahallesi, Halaskargazi Caddesi No:38-66 E/215, Lotus Nişantaşı, Şişli/İstanbul
Telefon: 0212 401 58 63 — 0553 774 3080
E-posta: bilgi@eneskaplan.av.tr

İletişim Bilgileri

Hukuki Denetim ve Kaynaklar

Dayanılan kanun maddeleri

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 6, 30, 35, 40, 43, 50, 51, 52, 61, 62, 66, 73, 141, 151, 155, 157, 160, 167, 168, 209, 247
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12, 150, 173, 217, 231, 237, 250, 251, 253, 268, 273, 291
  • 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 11, 12, 14
  • 7571 sayılı Kanun m. 18 (TCK 155/3’ün eklenmesi) ve m. 24 (CMK 253/1-b-7’deki değişiklik)
  • 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu m. 48/A-5
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu m. 49, 72
  • 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36

Resmî kaynaklar

Değişebilecek verilere ilişkin teyit uyarısı

Ceza alt-üst sınırları, şikâyet ve dava zamanaşımı süreleri, uzlaştırma kapsamı ile HAGB ve erteleme koşulları kanun değişiklikleri ve Anayasa Mahkemesi kararlarıyla güncellenmektedir. TCK 155’e üçüncü fıkra 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla eklenmiş, aynı Kanunla CMK 253’teki uzlaştırma listesi de değiştirilmiştir. Sayfadaki sayısal veriler yayın tarihindeki mevzuata dayanır ve işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir. “Uygulamada” ve “yerleşik uygulama” ibaresiyle aktarılan hususlar kanun metninden değil yargısal uygulamadan gelir; karar numarası verilmeksizin genel düzeyde aktarılmıştır ve zaman içinde değişebilir.

Hazırlayan

Av. Malik Enes Kaplan — İstanbul Barosu
Güncelleme: Eylül 2026

Yasal uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki görüş veya tavsiye niteliğinde değildir ve okunması yahut paylaşılması avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Devam eden somut dosyalara ilişkin değerlendirme içermez. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilir. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca bu sayfada hizmet tanıtımı, sonuç vaadi veya dava sonucu bilgisi yer almaz.

Benzer İçerikler

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir