Sözlü Kira Sözleşmesi
Sözlü Kira Sözleşmesi Geçerli mi? İspatı, Kira Artışı, Süresi ve Tahliye (2026)
Sözlü kira sözleşmesi hukuken geçerlidir; kira sözleşmesi kanunda öngörülmüş bir geçerlilik şekline bağlı değildir. Ancak “geçerli olmak” ile “ispat edilebilmek” farklı şeylerdir. Yazılı bir metin bulunmadığında kira ilişkisinin varlığı, kira bedelinin miktarı, artış şartı, ödeme günü ve sözleşmenin süresi tartışmalı hâle gelir; bu tartışmaların her biri farklı bir hukuki sonuç doğurur. Bu rehber, kira sözleşmesinin sözlü yapılıp yapılamayacağı sorusunun ötesine geçerek; sözlü sözleşmenin ispatını, senetle ispat kuralının kira ilişkisine etkisini, icra takibinde doğurduğu sonuçları, kira artışını ve süre rejimini yerleşik içtihatlar ışığında ele almaktadır.
İçindekiler
- Sözlü Kira Sözleşmesi Geçerli midir?
- Sözlü Kira Sözleşmesinin İspatı
- Sözlü Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi, İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
- Sözlü Kira Sözleşmesinde Kira Artışı Nasıl Yapılır?
- Sözlü Kira Sözleşmesinin Süre Bakımından Sonucu
- Kira Bedelinin Ödeme Zamanı ve Temerrüt
- Sözlü Olarak Kurulamayan Kayıtlar: Kefalet ve Tahliye Taahhüdü
- Sözlü Sözleşmenin Taraflar Açısından Riskleri
- Sözlü Sözleşme Nasıl Yazılı Hâle Getirilir?
- Sıkça Sorulan Sorular
- Geçerlilik: Sözlü kira sözleşmesi geçerlidir; kira sözleşmesi şekle bağlı değildir. Sorun geçerlilikte değil, ispattadır.
- İspat yükü: Kira ilişkisi ve miktarı kiraya verende, ödeme ise kiracıda.
- Senetle ispat: Kira değeri yıllık toplam üzerinden hesaplandığından çoğu ilişki senetle ispat sınırının üstünde kalır; tanık kural olarak yetmez (HMK m.200).
- Artış: Sözlü sözleşmede artış şartı ispatlanamaz; artış ancak dava veya süresinde yazılı bildirimle sağlanır (TBK m.345).
- Süre: Sözleşme belirsiz süreli sayılır; kiraya veren ancak on yıl sonra fesih bildirebilir (TBK m.347/2).
- Sözlü olamaz: Kefalet (TBK m.583) ve tahliye taahhüdü (TBK m.352) yazılı şekle tabidir.
Hızlı cevap: Kira sözleşmesi sözlü olarak yapılabilir ve geçerlidir; şekil, geçerlilik şartı değildir. Sorun ispat aşamasında ortaya çıkar. Kira ilişkisinin ve kira miktarının ispatı kiraya verene, ödeme savunmasının ispatı ise kiracıya düşer. Sözlü sözleşmede: kira artışı kararlaştırıldığı ispatlanamayacağından artış ancak dava veya süresinde yazılı bildirim yoluyla sağlanabilir (TBK m.344–345); sözleşme kural olarak belirsiz süreli kabul edilir ve TBK m.347/2 rejimine tabi olur; ödeme günü ispatlanamazsa kira bedeli her ayın sonunda muaccel sayılır (TBK m.314). Ayrıca kefalet ve tahliye taahhüdü sözlü olarak hiçbir şekilde kurulamaz; bunlar kanunen yazılı şekle tabidir.
Yazılı sözleşme bulunmayan bir kira ilişkisine ilişkin değerlendirme için iletişime geçebilirsiniz.
Sözlü Kira Sözleşmesi Geçerli midir?
Geçerlidir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu, kira sözleşmesi için herhangi bir geçerlilik şekli öngörmemiştir. TBK m.299’a göre kira sözleşmesi, kiraya verenin bir şeyin kullanılmasını veya kullanmayla birlikte ondan yararlanılmasını kiracıya bırakmayı, kiracının da buna karşılık kararlaştırılan kira bedelini ödemeyi üstlendiği sözleşmedir. Tarafların kiralanan, kira bedeli ve kullanımın devri üzerinde anlaşmaları sözleşmenin kurulması için yeterlidir; bu anlaşma sözlü olarak da yapılabilir.
Antalya BAM 6. Hukuk Dairesi — 2023/1574 K.
Kural olarak kira sözleşmesi şekle bağlı değildir; sözlü olarak yapılabileceği gibi yazılı olarak da yapılabilir. Kira sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda kira ilişkisinin ve kira miktarının kiraya veren, ödeme savunmasının ise kiracı tarafından ispatlanması gerekir.
Kira ilişkisi, hiç konuşulmadan dahi kurulabilir. Taşınmazın fiilen teslim edilmesi ve karşılığında düzenli olarak bedel ödenmesi, tarafların iradelerini davranışlarıyla ortaya koydukları anlamına gelir. Uygulamada özellikle akraba ve tanıdıklar arasındaki kiralamalar, uzun yıllar önce kurulmuş ve sözleşmesi kaybolmuş ilişkiler ile küçük ölçekli işyeri kiraları bu şekilde yürütülür.
Buradaki asıl mesele, geçerlilik değil ispattır. Sözlü sözleşme, uyuşmazlık çıkmadığı sürece hiçbir sorun doğurmaz; uyuşmazlık çıktığı anda ise ispat edilemeyen her unsur, ispat yükü kimin üzerindeyse onun aleyhine sonuç doğurur.
Sözlü Kira Sözleşmesinin İspatı
İspat Yükü Kimdedir?
Yerleşik içtihada göre ispat yükü şu şekilde dağılır:
| İspatlanacak husus | İspat yükü | Sonuç |
|---|---|---|
| Kira ilişkisinin varlığı | Kiraya veren | İspatlanamazsa kira alacağı ve tahliye talebi dayanaksız kalır |
| Kira bedelinin miktarı | Kiraya veren | İspatlanamazsa kiracının kabul ettiği miktar esas alınır |
| Kira bedelinin ödendiği | Kiracı | İspatlanamazsa temerrüt ve tahliye riski doğar |
| Artış şartının kararlaştırıldığı | Kiraya veren | İspatlanamazsa sözleşmede artış şartı yok sayılır |
| Ödeme gününün kararlaştırıldığı | İleri süren taraf | İspatlanamazsa TBK m.314 devreye girer (ay sonu) |
| Sözleşmenin belirli süreli olduğu | İleri süren taraf | İspatlanamazsa belirsiz süreli kabul edilir |
Kira bedeli, TBK m.299 anlamında sözleşmenin esaslı unsurudur (Yargıtay 3. HD 2019/393 K.). Bu nedenle miktar üzerindeki uyuşmazlık, doğrudan sonucu belirler. Kiraya veren aylık kiranın 20.000 TL olduğunu iddia eder, kiracı 12.000 TL olduğunu savunur ve kiraya veren iddiasını ispatlayamazsa, kiracının kabulünde olan miktar esas alınır.
Senetle İspat Zorunluluğu ve Parasal Sınır (HMK m.200)
Sözlü kira sözleşmesi tartışmasının teknik çekirdeği burasıdır ve çoğu içerikte atlanır. HMK m.200 uyarınca; bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri kanunda belirtilen parasal sınırı geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu sınırın üzerindeki bir hukuki işlem, kural olarak tanık beyanıyla ispat edilemez.
Uygulamada üç nokta belirleyicidir:
- Sınır her yıl güncellenir. HMK m.200’deki tutar, yeniden değerleme oranı uygulanarak yıllık olarak artırılır. 2026 yılı için uygulanacak tutar, Resmî Gazete’de yayımlanan güncel düzenlemeden teyit edilmelidir (2025 yılı için bu sınır 33.000 TL olarak uygulanmıştır; 2026 için yeniden değerleme sonrası 41.000 TL düzeyinde bir sınır telaffuz edilmektedir).
- İşlem tarihi esastır, dava tarihi değil. HMK’nın parasal sınırların artırılmasına ilişkin Ek 1. maddesi uyarınca, m.200 ve m.201’deki sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı tarihteki sınır dikkate alınır. Dolayısıyla 2019 yılında kurulan sözlü bir kira ilişkisi bakımından, 2026 sınırı değil, 2019 yılı sınırı esas alınır.
- Kira ilişkisinde değer, yıllık toplam üzerinden hesaplanır. Sözleşmenin değeri belirlenirken aylık bedel değil, kural olarak on iki aylık toplam tutar dikkate alınır. Bu, sınırın çok kolay aşılması sonucunu doğurur: aylık 15.000 TL’lik bir konut kirası, yıllık 180.000 TL değerindedir ve senetle ispat sınırının çok üzerindedir.
Pratik sonuç: Bugünkü kira bedelleri düzeyinde, neredeyse her kira sözleşmesi senetle ispat sınırının üzerinde kalır. Bu da şu anlama gelir: sözlü kira sözleşmesinin varlığı ve içeriği, kural olarak yalnızca tanık dinletilerek ispat edilemez. Sözlü sözleşmeye dayanan tarafın, aşağıdaki istisnalardan birine tutunması gerekir.
Tanıkla İspatın Mümkün Olduğu Hâller
Senetle ispat kuralı mutlak değildir. Sözlü kira sözleşmesi, aşağıdaki hâllerde tanık beyanıyla da ispat edilebilir:
Karşı Tarafın Açık Muvafakati
HMK m.200/2 uyarınca senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde dahi, karşı taraf açıkça muvafakat ederse tanık dinlenebilir. Delil listesinde “tanık” bildirilmesine itiraz edilmemesi tek başına muvafakat sayılmaz; muvafakatin açık olması gerekir.
Delil Başlangıcı (HMK m.202)
İddia konusu işlemi tamamen ispata yeterli olmamakla birlikte onun varlığını muhtemel gösteren ve aleyhine sunulduğu tarafça verilmiş bir belge bulunması hâlinde tanık dinlenebilir. Kira ilişkisinde en tipik örnek, açıklamasında “kira” yazan banka dekontlarıdır.
Senet Alınamayan Hâller (HMK m.203)
Altsoy–üstsoy, kardeşler, eşler arasındaki işlemler; işin niteliği ve tarafların durumu gereği senet alınmasında imkânsızlık veya olağanüstü güçlük bulunması; senedin beklenmeyen bir olayla kaybedilmesi gibi hâllerde tanık dinlenebilir.
Karşı Tarafın İkrarı
Kiracının kira ilişkisini veya belirli bir kira bedelini kabul etmesi hâlinde ispat sorunu ortadan kalkar. İkrar, dilekçede, duruşmada ya da icra takibine itiraz edilmemesi yoluyla gerçekleşebilir.
Bu istisnalar arasında pratikte en işlevsel olanı delil başlangıcıdır. Banka üzerinden yapılan ve açıklamasına ilgili ayın yazıldığı kira ödemeleri, hem kira ilişkisinin hem de kira miktarının kuvvetli göstergesidir; bunlara tanık beyanı eklendiğinde sözlü sözleşme büyük ölçüde ortaya konabilir. Buna karşılık elden yapılan ve hiçbir kaydı bulunmayan ödemeler, sözlü kira ilişkisini ispat edilemez hâle getirir.
Uygulamada Kullanılan Deliller
- Banka dekontları ve hesap hareketleri: Düzenli, aynı gün ve aynı tutarda yapılan havaleler; açıklamada “kira” ibaresi.
- Elektrik, su, doğal gaz abonelikleri: Kiracı adına açılan abonelikler, taşınmazın kimin kullanımında olduğunu gösterir.
- Adres kayıt sistemi: Kiracının konut adresinde nüfusa kayıtlı olması.
- Yazışmalar: Mesajlaşma kayıtları, e-postalar. Bunların delil başlangıcı sayılabilmesi ve içeriklerinin doğrulanması bakımından, elde ediliş biçimi ve bütünlüğü önem taşır.
- Aidat ve site yönetimi kayıtları: Yönetim planına göre kiracı olarak kaydedilme.
- Tanık: Yukarıdaki istisnalardan biri varsa dinlenebilir.
Yazılı sözleşme bulunan ancak nüshalar çeliştiğinde de benzer bir ispat sorunu doğar: fotokopiyle ibraz edilen ve aslı sunulamayan bir sözleşme, karşı tarafça kabul edilmediğinde hükme esas alınamaz; bu durumda aslı ibraz edilen ve itiraz edilmeyen sözleşme geçerli kabul edilir (Yargıtay 3. HD 2017/17139 K.).
Sözlü Sözleşmeye Dayalı İcra Takibi, İtirazın Kaldırılması ve Tahliye
Sözlü kira sözleşmesinin en ağır pratik sonucu, icra ve tahliye aşamasında ortaya çıkar. Kira bedelinin ödenmemesi hâlinde kiraya veren, İİK m.269 vd. uyarınca tahliye talepli ilamsız icra takibi (örnek 13 ödeme emri) başlatabilir. Bu takipte, ödeme emrinin tebliğinden sonra kiracının tutumu belirleyicidir.
Kiracı Kira İlişkisini İnkâr Ederse Ne Olur?
İİK m.269/2 uyarınca borçlu, itirazında kira akdini ve varsa buna ait sözleşmedeki imzasını açık ve kesin olarak reddetmezse, akdi kabul etmiş sayılır. Yani inkârın açık ve kesin olması gerekir.
Kiracı kira ilişkisini açık ve kesin biçimde inkâr ederse, icra mahkemesinin elinde inceleyebileceği bir belge kalmaz. İcra mahkemesi, dar yetkili bir mercidir ve kira ilişkisinin varlığını tanık dinleyerek araştıramaz. Bu durumda kiraya verenin izlemesi gereken yol, genel mahkemede (sulh hukuk mahkemesi) kira ilişkisinin tespiti ve tahliye talepli dava açmaktır. Sözlü sözleşmenin en somut bedeli budur: hızlı ve ucuz olan icra yolu fiilen kapanır, süreç aylara yayılan bir yargılamaya döner.
Kiracı İnkâr Etmez, Yalnızca Borca İtiraz Ederse
Kiracı sözleşmeyi inkâr etmeyip yalnızca “borcum yok, ödedim” şeklinde itiraz ederse, kira ilişkisi ve kira miktarı kesinleşmiş sayılır. Bu hâlde kiracı, ödeme savunmasını İİK m.269/c’de sayılan nitelikli belgelerle — noterlikçe re’sen düzenlenmiş veya imzası onaylanmış ya da alacaklı tarafından ikrar olunmuş bir belgeyle — ispat etmek zorundadır.
İstanbul BAM 36. Hukuk Dairesi — 2021/1829 K.
Borçlu kiracı itiraz dilekçesinde borca itiraz etmekle birlikte dayanak kira sözleşmesini inkâr etmemiş, sözleşmedeki imzasına açıkça ve ayrıca karşı çıkmamıştır. Bu durumda İİK m.269/2 uyarınca kira ilişkisi ve kira miktarının kesinleştiğinin kabulü gerekir. Kiracı, kiranın ödendiğini veya sair bir sebeple istenemeyeceğini İİK m.269/c’de belirtilen belgelerle kanıtlamak durumundadır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu — 2021/261 K.
Borçlu, süresi içinde ödeme emrine itiraz etmediği için kira sözleşmesini kabul etmiş sayılır (İİK m.269/2). Borçlu kiracı icra mahkemesinde artık kira sözleşmesini inkâr edemez; etse bile icra mahkemesi sözleşme hakkında inceleme yapamaz. Aynı şekilde ödeme emriyle istenen kira borcunu da kabul etmiş sayılacağından, borç miktarına itiraz edemez. İİK m.269/a uyarınca ödeme emrine itiraz etmeyen borçlu, icra mahkemesinde yalnızca ihtar süresi içinde ödeme yaptığını ileri sürebilir.
İcra mahkemesinin inceleme sırası da içtihatla netleştirilmiştir: mahkeme önce takip talebinin, ardından ödeme emrinin kanuna uygunluğunu (özellikle otuz günlük ödeme süresi ve tahliye ihtarı içerip içermediğini) denetler; ardından itiraz edilip edilmediğine ve ödeme yapılıp yapılmadığına bakar (Yargıtay HGK 2021/1707 K.). Sözlü sözleşmede bu zincirin ilk halkası olan “kira ilişkisi” kırıldığında, sonraki halkalar hiç incelenemez.
Sözlü Kira Sözleşmesinde Kira Artışı Nasıl Yapılır?
Bu, sözlü kira sözleşmesinin en çok maddi sonuç doğuran boyutudur. Kira artışı, ancak taraflar arasında artış şartı kararlaştırılmışsa kendiliğinden uygulanır. Sözlü sözleşmede artış şartının kararlaştırıldığını ispat etmek, yukarıda anlatılan senetle ispat kuralı nedeniyle fiilen çok güçtür. Yargıtay bu sonucu açıkça ortaya koymaktadır:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi — 2018/9229 K.
Taraflar arasında 2001 yılına dayalı sözlü kira sözleşmesi bulunduğu ve aylık kira bedelinin belirli tarihe kadar 800 TL, sonrasında 900 TL olarak ödendiği hususunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Sözleşme sözlü olduğundan, kiracılık süreci içinde kira parasının artırılacağı davacı tarafından kanıtlanamamıştır. Bu durumda davacının, sözleşmenin yenilendiği tarih için kira bedelinin tespitini talep edebilmesi için, davanın bu dönemin başlangıcından en geç otuz gün önceki bir tarihte açılması ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde kira bedelinin artırılacağına ilişkin olarak kiracıya yazılı bildirimde bulunulmuş olması gerekir.
Bu karar, sözlü kira sözleşmesinin işleyişini şu şekilde belirler:
- Artış şartı yok sayılır. Kiraya veren “her yıl TÜFE oranında artırılacağını konuşmuştuk” dese dahi, bunu ispat edemediğinde sözleşmede artış şartı bulunmadığı kabul edilir.
- Kira kendiliğinden artmaz. Kiraya verenin tek taraflı olarak zam yapması hukuken sonuç doğurmaz; kiracı eski bedeli ödemeye devam edebilir.
- Artış, yalnızca dava veya süresinde yazılı bildirimle sağlanır. TBK m.345 uyarınca kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava her zaman açılabilir. Ancak bu davanın yeni kira dönemi için sonuç doğurabilmesi, davanın yeni dönemin başlangıcından en geç otuz gün önce açılmış olmasına ya da kiraya verenin bu süre içinde kiracıya kira bedelinin artırılacağına ilişkin yazılı bildirimde bulunmuş olmasına bağlıdır. Bu koşul sağlanmazsa tespit, o dönem için değil bir sonraki dönem için geçerli olur.
- Tavan yine TÜFE’dir. Taraflar arasında artış konusunda anlaşma bulunmasa dahi, hâkim tarafından belirlenecek kira bedeli, bir önceki kira yılının tüketici fiyat endeksindeki on iki aylık ortalamalara göre değişim oranını geçemez (TBK m.344/2). Beş yıldan uzun süreli veya beş yıldan sonra yenilenen sözleşmelerde ise hâkim, endeksle bağlı olmaksızın hakkaniyete göre bedeli belirler.
Yargıtay, süresinde bildirim yapılmadığında dahi mahkemenin davayı doğrudan reddetmeyip, davacıya bir sonraki dönem için tespit isteyip istemediğini sorması gerektiğini kabul etmektedir (Yargıtay 3. HD 2018/9229 K.; 3. HD 2018/514 K.). Yani hak tümüyle kaybolmaz, bir dönem kayması yaşanır.
Kiraya verenler için kritik uyarı: Sözlü kira ilişkisinde her yıl, yeni dönemin başlamasına otuz günden fazla süre kala noter aracılığıyla yazılı bir artış bildirimi göndermek, artış hakkının korunması bakımından tek güvenli yoldur. Bu bildirim gönderilmediğinde, o kira yılı için artış imkânı fiilen kaybedilir.
Sözlü Kira Sözleşmesinin Süre Bakımından Sonucu
Sözlü sözleşmelerde belirli bir süre kararlaştırıldığı çoğunlukla ispatlanamaz. Bu durumda sözleşme belirsiz süreli kabul edilir ve TBK m.347/2 rejimi uygulanır:
Yargıtay 3. Hukuk Dairesi — 2017/17713 K.
Davacı 24.03.1994 başlangıç tarihli sözlü kira sözleşmesine dayanarak TBK m.347 uyarınca sözleşmenin sona ermesi sebebiyle tahliye isteminde bulunmuş, davalı sözleşmenin başlangıcına karşı çıkmamıştır. Bu durumda uyuşmazlığın TBK m.347/2’de düzenlenen belirsiz süreli kira sözleşmesinin sona ermesi hükümlerine göre çözümlenmesi gerekir. Anılan hüküm gereğince belirsiz süreli kira sözleşmelerinde kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilir.
Bu rejimin sonuçları taraflar bakımından asimetriktir:
| Taraf | Fesih imkânı | Şart |
|---|---|---|
| Kiracı | Her zaman | Genel hükümlere göre fesih bildirimi (TBK m.328–330): altı aylık fesih dönemi ve üç aylık bildirim süresine uyulması |
| Kiraya veren | Kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra | Aynı fesih dönemi ve bildirim süresi kuralları |
Fesih bildiriminin zamanlaması ayrıca önemlidir: sözleşmede veya kanunda belirtilen fesih dönemine ya da bildirim süresine uyulmamışsa, bildirim bir sonraki fesih dönemi için geçerli olur (TBK m.328/son). Yukarıdaki kararda da, süresinde yapılmadığı düşünülen bildirimin bir sonraki fesih dönemi için geçerli sayılması gerektiği ve davanın süresinde açılmış olduğu kabul edilmiştir.
Bu tablo, yaygın bir yanılgıyı da düzeltir: sözlü kira ilişkisinde kiraya veren, “sözleşme yok, istediğim zaman çıkarırım” diyemez. Aksine, sözlü sözleşme kiraya vereni daha zayıf konuma sokar; çünkü belirli süreli sözleşmelerin sunduğu tahliye taahhüdü, süre sonu ve on yıllık uzama süresi mekanizmaları burada işlemez, kiraya veren on yıllık sürenin dolmasını beklemek zorunda kalır. Elbette temerrüt (TBK m.315), iki haklı ihtar, ihtiyaç ve akde aykırılık gibi tahliye sebepleri, şartları oluştuğunda burada da işletilebilir.
Kira Bedelinin Ödeme Zamanı ve Temerrüt
Sözlü sözleşmede ödeme gününün kararlaştırıldığı da çoğu zaman ispatlanamaz. Bu boşluğu TBK m.314 doldurur: kiracı, aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça, kira bedelini ve gerekiyorsa yan giderleri her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde öder. Yani kira, aksi ispatlanmadıkça ayın sonunda muaccel olur.
Bunun temerrüt bakımından doğrudan sonucu vardır. Konut ve çatılı işyeri kiralarında kiraya veren, kira bedelinin ödenmemesi hâlinde kiracıya en az otuz günlük bir süre vererek ve bu süre içinde ödenmezse sözleşmeyi feshedeceğini yazılı olarak bildirerek temerrüt ihtarı çeker (TBK m.315). Muacceliyet tarihinin yanlış hesaplanması, ihtarın erken çekilmesine ve dolayısıyla haklı ihtarın oluşmamasına yol açar. Sözlü ilişkide bu risk, ödeme gününün belirsizliği nedeniyle belirgin şekilde artar.
Ayrıca kira borcu, borçlunun alacaklıya götürmesi gereken borçlardandır; paranın kiraya verene ulaştırılması kiracıya ait bir külfettir. Havale ücretinin kira bedelinden mahsup edilerek gönderilmesi, kiracının eksik ödeme yapmış sayılmasına yol açar (Yargıtay HGK 2021/1302 K.). Sözlü ilişkilerde ödemelerin banka üzerinden ve tam tutarla yapılması, hem ispat hem de temerrüt riski bakımından önemlidir.
Sözlü Olarak Kurulamayan Kayıtlar: Kefalet ve Tahliye Taahhüdü
Kira sözleşmesinin kendisi şekle bağlı olmasa da, kira ilişkisinin çevresindeki bazı hukuki işlemler kanunen yazılı şekle tabidir. Bu ayrım uygulamada sıklıkla gözden kaçar:
Kefalet — Sözlü Olamaz
TBK m.583 uyarınca kefalet sözleşmesi yazılı yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin ayrıca bu unsurları ve müteselsil kefil sıfatını kendi el yazısıyla yazması şarttır. “Kefil oldu” demek hiçbir sonuç doğurmaz.
Tahliye Taahhüdü — Sözlü Olamaz
TBK m.352/1’e göre kiracının kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı üstlenmesi yazılı olmalıdır. Sözlü olarak verilen “gelecek yıl çıkarım” beyanı, tahliye taahhüdü olarak icra takibine veya davaya konu edilemez.
Kira Bedelinin Belirlenmesi — Yazılı Bildirim
Artış hakkının korunması için gerekli bildirim, TBK m.345 uyarınca yazılı olmalıdır. Telefonla yapılan “seneye zam yapacağım” beyanı, artışı yeni dönem için geçerli kılmaz.
Temerrüt İhtarı — Yazılı Bildirim
TBK m.315 uyarınca fesih ihtarının yazılı olması ve en az otuz günlük süre içermesi gerekir. Sözlü uyarı, temerrüt nedeniyle tahliyenin dayanağı olamaz.
Bu tablo, sözlü kira ilişkisinin neden yalnızca kiracı bakımından değil, esasen kiraya veren bakımından riskli olduğunu gösterir: kiraya verenin elindeki tüm hızlı hukuki araçlar (kefalet, tahliye taahhüdü, artış hakkı) yazılı şekle bağlanmış durumdadır.
Sözlü Sözleşmenin Taraflar Açısından Riskleri
| Risk | Kiraya veren | Kiracı |
|---|---|---|
| Kira ilişkisinin ispatı | Yüksek risk — ispat yükü üzerindedir | Düşük risk |
| Kira bedelinin miktarı | Yüksek risk — iddia edilen miktar ispatlanamayabilir | Düşük risk — kabul ettiği miktar esas alınır |
| Kira artışı | Yüksek risk — artış şartı yok sayılır, her yıl yazılı bildirim gerekir | Avantaj — kendiliğinden zam uygulanmaz |
| Sözleşmenin süresi | Yüksek risk — belirsiz süreli sayılır, on yıl beklenir | Avantaj — her zaman fesih imkânı |
| Tahliye taahhüdü | İmkânsız — yazılı şekle tabidir | Avantaj |
| Kefil | İmkânsız — yazılı şekle tabidir | — |
| Ödemenin ispatı | Avantaj — ispat yükü kiracıdadır | Yüksek risk — elden ödeme belgelenmezse ispatlanamaz |
| Depozitonun iadesi | — | Yüksek risk — ödendiği ve tutarı ispatlanamayabilir |
| İcra ile tahliye | Yüksek risk — kiracı akdi inkâr ederse icra yolu kapanır | Avantaj |
Görüldüğü üzere sözlü sözleşme, ödeme ve depozito ispatı dışındaki hemen her başlıkta kiraya verenin aleyhine işlemektedir. Kiracı bakımından tek ciddi risk, elden yapılan ödemelerin ve verilen depozitonun belgelenememesidir; bu risk, ödemelerin banka üzerinden yapılmasıyla büyük ölçüde ortadan kalkar.
Sözlü Sözleşme Nasıl Yazılı Hâle Getirilir?
Mevcut sözlü kira ilişkisi, yeni bir sözleşme kurmadan da yazılı hâle getirilebilir. Uygulamada iki yol izlenir:
- Tespit protokolü: Taraflar, mevcut kira ilişkisinin başlangıç tarihini, aylık kira bedelini, ödeme gününü, depozito tutarını ve demirbaşları tespit eden bir protokol imzalar. Bu belge yeni bir sözleşme değil, mevcut ilişkinin belgelenmesidir; on yıllık uzama süresi gibi hesapları etkilememesi için başlangıç tarihinin doğru yazılması önemlidir.
- Yeni kira sözleşmesi düzenlenmesi: Tarafların yeni bir metin imzalaması. Bu yolun önemli bir sonucu vardır: yeni bir sözleşme yapılması, TBK m.347’deki on yıllık uzama süresini yeniden başlatabilir. Kiracı bakımından bu bir avantaj, kiraya veren bakımından tahliye imkânının ertelenmesi anlamına gelir. Bu nedenle “eski ilişkinin tespiti” ile “yeni sözleşme kurulması” arasındaki tercih bilinçli yapılmalıdır.
Her iki hâlde de metne; artış oranının tek ve tanımlı bir endekse (TÜFE on iki aylık ortalamalara göre değişim oranı) bağlanması, ödeme gününün ve IBAN’ın yazılması, depozito tutarının ve demirbaş listesinin eklenmesi önerilir. Sözleşmeyi yazılı hâle getirirken hangi maddelerin bulunması gerektiği için konut kira sözleşmesi örneği rehberinden, uygulanacak artış oranının hesabı için kira artış oranı hesaplama rehberinden yararlanılabilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Kira sözleşmesi sözlü yapılır mı?
Yapılabilir. Kira sözleşmesi kanunda öngörülmüş bir geçerlilik şekline tabi değildir; sözlü olarak kurulan kira sözleşmesi geçerlidir. Yargı kararlarında bu ilke açıkça kabul edilmektedir. Ancak uyuşmazlık hâlinde kira ilişkisinin ve kira miktarının ispatı kiraya verene düştüğünden, yazılı sözleşme uygulamada fiilî bir zorunluluktur.
Sözlü kira sözleşmesi tanıkla ispat edilebilir mi?
Kural olarak hayır. HMK m.200 uyarınca, yapıldıkları tarihteki değeri parasal sınırı aşan hukuki işlemler senetle ispat olunmalıdır ve kira sözleşmesinin değeri hesaplanırken yıllık toplam tutar dikkate alınır. Bu nedenle çoğu kira ilişkisi sınırın üzerinde kalır. Tanık ancak; karşı taraf açıkça muvafakat ederse, delil başlangıcı niteliğinde bir belge (örneğin “kira” açıklamalı banka dekontu) varsa ya da HMK m.203’teki istisnalar (eşler, altsoy–üstsoy, kardeşler arası işlemler; senet alınmasında imkânsızlık gibi) söz konusuysa dinlenebilir.
Sözlü kira sözleşmesinde kira artışı yapılabilir mi?
Kendiliğinden yapılamaz. Yargıtay, sözleşmenin sözlü olması hâlinde kira parasının artırılacağının kararlaştırıldığının ispatlanamayacağını kabul etmektedir. Bu durumda artış, ancak yeni kira döneminin başlangıcından en geç otuz gün önce kira tespit davası açılması ya da kiraya veren tarafından bu süre içinde yazılı bildirimde bulunulması hâlinde yeni dönem için geçerli olur (TBK m.345). Aksi hâlde tespit, bir sonraki dönem için hüküm ifade eder.
Sözlü kira sözleşmesinde kiracı nasıl tahliye edilir?
Temerrüt, iki haklı ihtar, ihtiyaç veya akde aykırılık gibi kanuni sebeplerin şartları oluşmuşsa tahliye mümkündür. Ancak tahliye talepli ilamsız icra takibinde kiracı, kira akdini açık ve kesin olarak reddederse (İİK m.269/2), icra mahkemesi belge olmadığından inceleme yapamaz ve kiraya verenin genel mahkemede dava açması gerekir. Kiracı akdi inkâr etmeyip yalnızca borca itiraz ederse, ödemesini İİK m.269/c’deki nitelikli belgelerle ispatlamak zorundadır.
Sözlü kira sözleşmesi belirli süreli olabilir mi?
Teorik olarak evet, ancak pratikte sürenin kararlaştırıldığı çoğu zaman ispatlanamaz. Bu durumda sözleşme belirsiz süreli kabul edilir ve TBK m.347/2 uygulanır: kiracı her zaman, kiraya veren ise kiranın başlangıcından on yıl geçtikten sonra, genel hükümlere göre fesih bildirimiyle sözleşmeyi sona erdirebilir.
Sözlü kira sözleşmesinde kira hangi gün ödenir?
Ödeme günü kararlaştırıldığı ispatlanamazsa TBK m.314 devreye girer: kiracı, aksine sözleşme veya yerel âdet olmadıkça kira bedelini her ayın sonunda ve en geç kira süresinin bitiminde öder. Bu, temerrüt ihtarının zamanlaması bakımından önemlidir; muacceliyet tarihinden önce çekilen ihtar sonuç doğurmaz.
Sözlü kira sözleşmesinde kefil olunabilir mi?
Hayır. Kefalet sözleşmesi TBK m.583 uyarınca yazılı şekle tabidir; ayrıca kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil sıfatını kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. Sözlü olarak verilen kefalet beyanı hukuken sonuç doğurmaz.
Sözlü tahliye taahhüdü geçerli midir?
Geçerli değildir. TBK m.352/1, kiracının kiralananı belli bir tarihte boşaltmayı yazılı olarak üstlenmesini aramaktadır. Sözlü olarak verilen boşaltma sözü, tahliye taahhüdüne dayalı icra takibine veya davaya dayanak yapılamaz.
Elden ödenen kira nasıl ispatlanır?
Elden ödeme, kiracı bakımından en riskli ödeme biçimidir; ispat yükü kiracıdadır. Makbuz alınması, ödemenin tanık huzurunda yapılması ya da ödemenin karşı tarafça yazılı olarak ikrar edilmesi dışında ispatı güçtür. İcra takibinde ise ödemenin İİK m.269/c’de sayılan nitelikli belgelerle kanıtlanması gerekir; sıradan bir el yazısı makbuz bu ölçütü karşılamayabilir. Ödemelerin banka üzerinden ve açıklamalı yapılması en güvenli yoldur.
Sözlü kira sözleşmesinde depozito istenebilir mi?
İstenebilir ve depozito anlaşması geçerlidir; konut ve çatılı işyeri kiralarında güvence bedeli üç aylık kira bedelini aşamaz (TBK m.342). Ancak depozitonun ödendiği ve tutarı yazılı olarak belgelenmediğinde, kira ilişkisi sona erdiğinde iadesini talep eden kiracı ispat güçlüğüyle karşılaşır. Depozitonun banka havalesiyle ve açıklamalı olarak ödenmesi önerilir.
Sözlü kira ilişkisi sonradan yazılı hâle getirilebilir mi?
Getirilebilir. Taraflar mevcut ilişkiyi tespit eden bir protokol imzalayabilir ya da yeni bir kira sözleşmesi düzenleyebilir. Ancak yeni bir sözleşme yapılması, TBK m.347’deki on yıllık uzama süresini yeniden başlatabileceğinden, “mevcut ilişkinin tespiti” ile “yeni sözleşme kurulması” arasındaki tercihin sonuçları önceden değerlendirilmelidir.
Kira sözleşmesinin fotokopisi delil olur mu?
Aslı ibraz edilemeyen ve karşı tarafça kabul edilmeyen bir fotokopi, hükme esas alınamaz. Yargıtay, çelişen iki sözleşmenin bulunduğu bir olayda, aslı sunulamayan ve karşı tarafça kabul edilmeyen sözleşmenin değil, aslı ibraz edilen ve itiraz edilmeyen sözleşmenin geçerli sayılması gerektiğine hükmetmiştir.
Sözlü Kira İlişkisi Hakkında Bilgi
Yazılı sözleşme bulunmayan bir kira ilişkisinde ispat stratejisi, artış bildiriminin zamanlaması, temerrüt ihtarının hazırlanması ya da tahliye yolunun belirlenmesi gibi konularda İstanbul kira avukatı olarak somut durumunuza ilişkin değerlendirme için iletişim bilgilerine ulaşabilirsiniz.
İlgili konular: Konut kira sözleşmesi örneği · Kira sözleşmesinin devri · Alt kira sözleşmesi · Birden fazla kira sözleşmesi · Kira sözleşmesi nedir? · Kira artış oranı nasıl hesaplanır?
Hukuki denetim: Bu içerik İstanbul Kira Avukatı Av. Malik Enes Kaplan tarafından incelenmiştir. İçerik; 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun m.299 (tanım ve esaslı unsurlar), m.314 (kira bedelinin ödeme zamanı), m.315 (temerrüt nedeniyle fesih ve otuz günlük süre), m.328 (fesih dönemi ve bildirim süresi), m.342 (güvence bedeli), m.344 (kira bedelinin belirlenmesi ve artış sınırı), m.345 (kira bedelinin belirlenmesine ilişkin dava ve otuz günlük bildirim koşulu), m.347 (uzama süresi ve belirsiz süreli sözleşmede fesih), m.352 (tahliye taahhüdünün yazılı şekli), m.583 (kefalette şekil); 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun m.200 (senetle ispat zorunluluğu), m.201, m.202 (delil başlangıcı), m.203 (senetle ispat kuralının istisnaları) ve Ek m.1 (parasal sınırların artırılması ve işlem tarihinin esas alınması); 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun m.269, m.269/a ve m.269/c hükümleri esas alınarak hazırlanmıştır. Metinde anılan içtihatlar; Yargıtay HGK 2021/261 K., HGK 2021/1707 K., HGK 2021/1302 K., Yargıtay 3. HD 2017/17713 K., 3. HD 2018/9229 K., 3. HD 2018/514 K., 3. HD 2019/393 K., 3. HD 2017/17139 K., Antalya BAM 6. HD 2023/1574 K. ve İstanbul BAM 36. HD 2021/1829 K. kararlarıdır. Parasal sınırlar her yıl yeniden değerleme oranına göre güncellendiğinden, işlem tarihindeki güncel sınırın Resmî Gazete’den teyit edilmesi gerekir. Mevzuat metinleri için: 6098 sayılı TBK · 6100 sayılı HMK.
Hazırlayan: Av. Malik Enes Kaplan — İstanbul Barosu. Güncelleme: Temmuz 2026.
Yasal uyarı: Bu sayfa genel bilgilendirme amaçlıdır; somut bir uyuşmazlığa ilişkin hukuki görüş veya vekâlet ilişkisi oluşturmaz. Her kira ilişkisi kendi koşullarına ve delil durumuna göre değerlendirilir. Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği’ne uygun olarak hazırlanmıştır.