Taksirle Yaralama Suçu ve Cezası (TCK 89): Trafik Kazasında Yaralama, Şikâyet ve Uzlaştırma
Hızlı cevap
Taksirle yaralama suçu, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı bir davranışla başkasının vücuduna acı verilmesi ya da sağlığının bozulmasıdır. TCK 89/1’e göre temel ceza dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır; bu sınırlar 24/12/2025 tarihli 7571 sayılı Kanunla artırılmıştır. Suç kural olarak şikâyete bağlıdır, uzlaştırma kapsamındadır ve asliye ceza mahkemesinde görülür.
İçindekiler
- Taksirle yaralama suçu nedir? (TCK 89)
- Taksir nedir? Suçun unsurları
- Taksirle yaralama cezası: 2026 güncel tablo
- Nitelikli sonuçlar: TCK 89/2 ve 89/3
- Birden fazla kişinin yaralanması (TCK 89/4)
- Bilinçli taksir ve ceza artırımı
- Trafik kazasında taksirle yaralama
- İş kazası, tıbbi uygulama ve diğer görünüm biçimleri
- Şikâyet, uzlaştırma ve zamanaşımı
- Soruşturma ve kovuşturma süreci
- HAGB, erteleme ve adlî para cezasına çevirme
- Tazminat, sigorta ve zamanaşımı
- Mağdurun hakları ve başvuru yolları
- Sıkça sorulan sorular
- Müdafi ve vekil ile temsil
- Şişli-Nişantaşı konumu ve iletişim
Taksirle Yaralama Suçu Nedir? (TCK 89)
Taksirle yaralama suçu, failin isteyerek değil, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranması sonucu başkasının vücuduna acı vermesi ya da sağlığının veya algılama yeteneğinin bozulmasına neden olmasıdır. Suç, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun “Kişilere Karşı Suçlar” kısmında, “Vücut Dokunulmazlığına Karşı Suçlar” bölümünde TCK madde 89 altında düzenlenmiştir.
Korunan hukuki değer vücut dokunulmazlığı ve beden bütünlüğüdür. Kasten yaralamadan ayrıldığı nokta manevi unsurdur: failde yaralama iradesi yoktur, buna karşılık toplum hayatında kendisinden beklenen özeni göstermemiştir. Bu nedenle kanun koyucu aynı neticeyi çok daha düşük bir ceza aralığıyla karşılamıştır. İki suç tipinin karşılaştırması için kasten yaralama suçu ve cezası başlığı incelenebilir.
Uygulamada bu suç en çok trafik kazaları nedeniyle gündeme gelir. Bunun yanında iş kazaları, tıbbi uygulama hataları, inşaat ve bakım kaynaklı kazalar, gözetim altındaki hayvanın verdiği zararlar ve spor faaliyetleri de bu suçun tipik uygulama alanlarıdır. Ortak nokta, failin bir kurala aykırı davranmış olması ve bu aykırılıkla yaralanma arasında nedensellik bağı bulunmasıdır.
(1) Taksirle başkasının vücuduna acı veren veya sağlığının ya da algılama yeteneğinin bozulmasına neden olan kişi, dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası ile cezalandırılır.
(2) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflamasına, b) Vücudunda kemik kırılmasına, c) Konuşmasında sürekli zorluğa, d) Yüzünde sabit ize, e) Yaşamını tehlikeye sokan bir duruma, f) Gebe bir kadının çocuğunun vaktinden önce doğmasına, neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, yarısı oranında artırılır.
(3) Taksirle yaralama fiili, mağdurun; a) İyileşmesi olanağı bulunmayan bir hastalığa veya bitkisel hayata girmesine, b) Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesine, c) Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolmasına, d) Yüzünün sürekli değişikliğine, e) Gebe bir kadının çocuğunun düşmesine, neden olmuşsa, birinci fıkraya göre belirlenen ceza, bir kat artırılır.
(4) Fiilin birden fazla kişinin yaralanmasına neden olması halinde, dokuz aydan beş yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.
(5) (Değişik: 6/12/2006 – 5560/5 md.) Taksirle yaralama suçunun soruşturulması ve kovuşturulması şikâyete bağlıdır. Ancak, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, suçun bilinçli taksirle işlenmesi halinde şikâyet aranmaz.
Rakip içeriklerde sık rastlanan hata: Birçok kaynak TCK 89/1 için hâlâ “üç aydan bir yıla kadar”, 89/4 için “altı aydan üç yıla kadar” sınırlarını göstermektedir. Bu ibareler 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunun 17. maddesiyle değiştirilmiştir. Yürürlükteki metin birinci fıkrada “dört aydan iki yıla”, dördüncü fıkrada “dokuz aydan beş yıla” şeklindedir. Güncel metin mevzuat.gov.tr üzerindeki 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden işlem tarihinde teyit edilmelidir.
Suç künyesi: bir bakışta TCK 89
| Başlık | Durum |
|---|---|
| Kanuni dayanak | 5237 sayılı TCK m. 89; taksirin tanımı için m. 22 |
| Temel hâlin cezası | 4 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezası (seçimlik) |
| Nitelikli sonuç (m. 89/2) | Birinci fıkraya göre belirlenen ceza yarısı oranında artırılır |
| Ağır nitelikli sonuç (m. 89/3) | Birinci fıkraya göre belirlenen ceza bir kat artırılır |
| Birden fazla kişinin yaralanması (m. 89/4) | 9 aydan 5 yıla kadar hapis |
| Bilinçli taksir | Ceza üçte birden yarısına kadar artırılır (TCK 22/3) |
| Şikâyete tabi mi? | Kural olarak evet; bilinçli taksirle işlenen ve birinci fıkra dışında kalan hâllerde şikâyet aranmaz |
| Şikâyet süresi | Fiili ve faili öğrenmeden itibaren 6 ay (TCK 73/1-2) |
| Uzlaştırmaya tabi mi? | Evet; TCK 89 açıkça sayılmıştır (CMK m. 253/1-b-2) |
| Dava zamanaşımı | 8 yıl (TCK 66/1-e) |
| Görevli mahkeme | Asliye ceza mahkemesi (5235 sayılı Kanun m. 11) |
| Yetkili mahkeme | Suçun işlendiği yer mahkemesi (CMK m. 12) |
| Teşebbüs / iştirak | Taksirli suçta teşebbüs ve azmettirme mümkün değildir |
| HAGB / erteleme | Koşulları varsa mümkündür (CMK m. 231; TCK m. 51) |
Taksir Nedir? Suçun Unsurları
Taksir, TCK 22/2’de “dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırılık dolayısıyla, bir davranışın suçun kanuni tanımında belirtilen neticesi öngörülmeyerek gerçekleştirilmesi” olarak tanımlanmıştır. TCK 22/1 uyarınca taksirle işlenen fiiller ancak kanunun açıkça belirttiği hâllerde cezalandırılır; yaralama bakımından bu açık hüküm madde 89’dur.
Öğretide taksirin unsurları beş başlıkta toplanır: fiilin taksirle işlenebilen bir suç olması, hareketin iradi olması, neticenin istenmemesi, hareket ile netice arasında nedensellik bağı bulunması ve neticenin öngörülebilir olması. Bu unsurlardan biri eksikse taksirli sorumluluk doğmaz. Örneğin öngörülemez bir sağlık krizi nedeniyle direksiyon hâkimiyetini kaybeden sürücü bakımından kusur tartışması bambaşka bir zeminde yürür.
Dikkat ve özen yükümlülüğü nereden gelir?
Özen yükümlülüğünün kaynağı çoğu zaman yazılı bir kuraldır: Karayolları Trafik Kanunu ve yönetmeliği, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatı, imar ve yapı denetimi kuralları, mesleki standartlar. Yazılı kural bulunmayan alanlarda ise ölçüt, aynı durumdaki tedbirli ve öngörülü bir kişinin nasıl davranacağıdır. Kurala aykırılığın tek başına yeterli olmadığını da eklemek gerekir; aykırılık ile yaralanma arasında nedensellik bağı kurulamıyorsa ceza sorumluluğu doğmaz.
TCK 22/4 ve 22/5, taksirli suçlarda cezanın failin kusuruna göre belirleneceğini ve birden fazla kişinin taksirle işlediği suçlarda herkesin kendi kusurundan sorumlu olacağını düzenler. Bu hüküm, trafik kazalarında kusur oranlarının neden bu kadar belirleyici olduğunu açıklar: kusur dağılımı hem cezanın miktarını hem de tazminat sorumluluğunu doğrudan etkiler.
Basit taksir ile bilinçli taksir farkı
Basit (bilinçsiz) taksirde fail neticeyi öngörmemiştir; oysa özenli davransaydı öngörebilirdi. Bilinçli taksirde ise fail neticeyi öngörmüş, ancak gerçekleşmeyeceğine güvenerek hareketine devam etmiştir. TCK 22/3 bu ayrımı şöyle kurar: “Kişinin öngördüğü neticeyi istememesine karşın, neticenin meydana gelmesi hâlinde bilinçli taksir vardır; bu hâlde taksirli suça ilişkin ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.”
Yerleşik yargısal uygulamada alkollü araç kullanma, kırmızı ışıkta geçme, aşırı hız, sollama yasağını ihlal etme ve ters yöne girme gibi davranışlar bilinçli taksir değerlendirmesinin yoğunlaştığı hâllerdir. Ancak bu sonuç otomatik değildir: mahkeme, failin somut olayda neticeyi gerçekten öngörüp öngörmediğini ayrıca tartışmak zorundadır.
| Kavram | Dayanak | Failin iç durumu | Ceza sonucu |
|---|---|---|---|
| Basit (bilinçsiz) taksir | TCK 22/2 | Neticeyi öngörmez; özenli olsaydı öngörebilirdi | TCK 89 hükümleri doğrudan uygulanır |
| Bilinçli taksir | TCK 22/3 | Neticeyi öngörür, istemez; gerçekleşmeyeceğine güvenir | Ceza üçte birden yarısına kadar artırılır |
| Olası kast | TCK 21/2 | Neticeyi öngörür ve “olursa olsun” diyerek kabullenir | Fiil kasten yaralama sayılır; TCK 86-87 uygulanır |
| Doğrudan kast | TCK 21/1 | Neticeyi bilir ve ister | Kasten yaralama; TCK 86-87 uygulanır |
Bilinçli taksir ile olası kast arasındaki sınır, dosyaların en tartışmalı yönüdür ve tek ölçüt failin neticeyi kabullenip kabullenmediğidir. Sınırın hangi tarafta çizildiği, uygulanacak maddeyi ve dolayısıyla ceza aralığını kökten değiştirir; bu nedenle kusur, hız, fren izi, kamera kaydı ve tanık beyanları birlikte değerlendirilir.
Taksirle Yaralama Cezası: 2026 Güncel Tablo
Taksirle yaralama cezası, yaralanmanın ağırlığına, yaralanan kişi sayısına ve taksirin biçimine göre değişir. Aşağıdaki tablo kanun metnindeki alt ve üst sınırları gösterir; somut olayda hangi cezaya hükmedileceğinin takdiri mahkemeye aittir ve ceza, TCK 61 ile TCK 22/4 uyarınca failin kusuruna göre belirlenir.
| Hâl | Dayanak | Önceki metin | Yürürlükteki metin |
|---|---|---|---|
| Temel hâl (basit yaralama) | TCK 89/1 | 3 aydan 1 yıla kadar hapis veya adlî para cezası | 4 aydan 2 yıla kadar hapis veya adlî para cezası |
| Nitelikli sonuç | TCK 89/2 | Birinci fıkraya göre belirlenen ceza yarısı oranında artırılır (artırım sonrası aralık: 6 ay – 3 yıl) | |
| Ağır nitelikli sonuç | TCK 89/3 | Birinci fıkraya göre belirlenen ceza bir kat artırılır (artırım sonrası aralık: 8 ay – 4 yıl) | |
| Birden fazla kişinin yaralanması | TCK 89/4 | 6 aydan 3 yıla kadar hapis | 9 aydan 5 yıla kadar hapis |
| Bilinçli taksirle işlenmesi | TCK 22/3 | Yukarıdaki cezalar üçte birden yarısına kadar artırılır | |
| Takdiri indirim | TCK 62 | Cezanın altıda birine kadarı indirilebilir | |
| Karşılaştırma: taksirle öldürme | TCK 85/1 | 2 yıldan 6 yıla kadar hapis (ayrı suç) | |
Temel ceza: seçimlik yaptırım ve sonuçları
TCK 89/1’de yaptırım seçimliktir: mahkeme ya hapis cezasına ya da adlî para cezasına hükmeder. Bu tercih göründüğünden önemlidir, çünkü TCK 50/2 uyarınca “suç tanımında hapis cezası ile adlî para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hâllerde, hapis cezasına hükmedilmişse bu ceza artık adlî para cezasına çevrilmez”. Yani birinci fıkradan hapis cezası verilmişse, sonradan paraya çevirme yolu kapanır.
Buna karşılık TCK 50/4 taksirli suçlara özgü bir imkân tanır: “Taksirli suçlardan dolayı hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa; bu ceza, diğer koşulların varlığı hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine göre adlî para cezasına çevrilebilir. Ancak, bu hüküm, bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.” Bu hüküm, özellikle TCK 89/2, 89/3 ve 89/4 kapsamındaki hapis cezaları bakımından belirleyicidir ve bilinçli taksirin neden bu kadar kritik olduğunu gösteren ikinci bir noktadır.
Teyit uyarısı: Ceza miktarları, zamanaşımı ve şikâyet süreleri kanun değişiklikleriyle güncellenmektedir. Bu sayfadaki sayısal veriler yayın tarihindeki mevzuata dayanır ve işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir.
Nitelikli Sonuçlar: TCK 89/2 ve 89/3
Kanun, yaralanmanın mağdur üzerinde bıraktığı etkiye göre iki kademeli bir artırım öngörür. İkinci fıkradaki sonuçlar cezayı yarısı oranında, üçüncü fıkradaki daha ağır sonuçlar ise bir kat artırır. Her iki artırım da doğrudan bir ceza aralığı değil, birinci fıkraya göre belirlenen ceza üzerinden yapılan bir hesaplamadır.
| Bent | Sonuç | Artırım |
|---|---|---|
| 89/2-a | Duyularından veya organlarından birinin işlevinin sürekli zayıflaması | Yarısı oranında |
| 89/2-b | Vücutta kemik kırılması | Yarısı oranında |
| 89/2-c | Konuşmada sürekli zorluk | Yarısı oranında |
| 89/2-d | Yüzde sabit iz | Yarısı oranında |
| 89/2-e | Yaşamı tehlikeye sokan bir durum | Yarısı oranında |
| 89/2-f | Gebe kadının çocuğunun vaktinden önce doğması | Yarısı oranında |
| 89/3-a | İyileşmesi olanağı bulunmayan hastalık veya bitkisel hayata girme | Bir kat |
| 89/3-b | Duyularından veya organlarından birinin işlevinin yitirilmesi | Bir kat |
| 89/3-c | Konuşma ya da çocuk yapma yeteneklerinin kaybolması | Bir kat |
| 89/3-d | Yüzün sürekli değişikliği | Bir kat |
| 89/3-e | Gebe kadının çocuğunun düşmesi | Bir kat |
Kemik kırığında kasten yaralamadan ayrılan nokta
Sık karıştırılan bir ayrım burada ortaya çıkar. Kasten yaralamada TCK 87/3, kemik kırığı veya çıkığı hâlinde artırımın kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre yarısına kadar yapılacağını söyler; yani kademeli ve değişken bir orandır. Taksirle yaralamada ise TCK 89/2-b böyle bir kademelendirme içermez: kemik kırılması varsa artırım sabit biçimde yarısı oranındadır. Ayrıca taksirli hâlde “çıkık” bent metninde yer almaz.
Nitelikli sonucun bulunup bulunmadığı hukuki değil adli tıbbi bir tespittir. Uygulamada adli raporlar, Adli Tıp Kurumu ile ilgili meslek kuruluşlarının birlikte hazırladığı değerlendirme rehberi esas alınarak düzenlenir; basit tıbbi müdahale ile giderilebilirlik, yaşamsal tehlike ve kemik kırığının etkisi bu rapor üzerinden belirlenir. Rapordaki nitelendirme uygulanacak fıkrayı doğrudan değiştirdiğinden, eksik veya çelişkili raporlara karşı ek rapor ya da Adli Tıp Kurumu incelemesi talep edilmesi savunmanın ve katılanın en önemli usuli imkânlarındandır.
Birden Fazla Kişinin Yaralanması (TCK 89/4)
Bir kazada birden çok kişi yaralandığında her mağdur için ayrı ayrı ceza verilmez. TCK 89/4, bu durumu bağımsız bir yaptırıma bağlamıştır: dokuz aydan beş yıla kadar hapis. Bu fıkra, ikinci ve üçüncü fıkralar gibi bir artırım hükmü değil, doğrudan uygulanan ayrı bir ceza aralığıdır ve adlî para cezası seçeneği içermez.
Yerleşik uygulamada, tek bir taksirli hareketle birden fazla kişinin yaralanması hâlinde tek suç oluştuğu kabul edilir. Yaralanan kişi sayısı ile yaraların ağırlığı, ayrı bir artırım sebebi olarak değil, TCK 61 uyarınca temel cezanın alt sınırdan uzaklaşarak belirlenmesinde dikkate alınır. Bu değerlendirme kanun metninden değil yargısal uygulamadan gelir ve dosya bazında değişebilir.
Dördüncü fıkranın pratik sonucu ağırdır: üst sınırın beş yıla çıkması, bilinçli taksir artırımıyla birlikte cezanın hükmün açıklanmasının geri bırakılması ve erteleme sınırlarını aşmasına yol açabilir. 7571 sayılı Kanunla yapılan artırımın en çok hissedileceği alan da çok yaralanmalı trafik kazalarıdır.
Bilinçli Taksir ve Ceza Artırımı
Bilinçli taksir, taksirle yaralama suçunda üç ayrı sonuç doğurur ve bu üçü birlikte değerlendirildiğinde dosyanın seyri tamamen değişir.
- Ceza artar. TCK 22/3 uyarınca ceza üçte birden yarısına kadar artırılır.
- Şikâyet aranmayabilir. TCK 89/5’e göre birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç, bilinçli taksirle işlenen taksirle yaralama suçunda şikâyet koşulu ortadan kalkar; savcılık re’sen soruşturma yürütür.
- Paraya çevirme kapanır. TCK 50/4’ün son cümlesi uyarınca taksirli suçlara özgü paraya çevirme imkânı bilinçli taksir hâlinde uygulanmaz.
Ayrıca TCK 22/6, taksirli hareketin sonucunun münhasıran failin kişisel ve ailevi durumu bakımından artık bir cezaya hükmedilmesini gereksiz kılacak derecede mağduriyet doğurması hâlinde ceza verilmeyeceğini; bilinçli taksirde ise cezanın yarıdan altıda bire kadar indirilebileceğini düzenler. Kendi çocuğunu ya da eşini yaralayan sürücü bakımından bu hüküm uygulamada sıkça tartışılır; koşullarının somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğini mahkeme takdir eder.
Trafik Kazasında Taksirle Yaralama
Yaralamalı trafik kazası, taksirle yaralama suçunun en yaygın görünüm biçimidir. Kaza sonrası süreç iki koldan ilerler: bir yanda ceza soruşturması, diğer yanda tazminat ve sigorta talepleri. Bu iki yol birbirinden bağımsızdır; ceza dosyasında uzlaşma sağlanması tazminat hakkını kendiliğinden ortadan kaldırmaz, tazminatın ödenmesi de ceza davasını tek başına sona erdirmez.
Kusur tespiti ve deliller
Ceza sorumluluğunun ölçüsü kusurdur. Kusur, kaza tespit tutanağı, olay yeri inceleme raporu, araç hasar ve fren izi verileri, kamera görüntüleri, tanık beyanları ve gerektiğinde bilirkişi raporu ile belirlenir. Trafik kazalarında asli kusur sayılan hâller Karayolları Trafik Kanunu ve ilgili yönetmelikte düzenlenmiştir; kırmızı ışık ihlali, geçiş üstünlüğüne uymama, hatalı sollama ve arkadan çarpma bu kapsamda değerlendirilen tipik durumlardır.
Kusur dağılımı müterafik kusur ihtimalini de içerir: mağdurun emniyet kemeri takmaması, kask kullanmaması ya da kurallara aykırı biçimde yola çıkması, failin cezasını ve tazminat sorumluluğunu etkileyebilir. Trafik mevzuatındaki son değişiklikler için Karayolları Trafik Kanunu’nda yapılan değişiklikler başlığı takip edilebilir.
Alkol, uyuşturucu ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 48. maddesi, uyuşturucu veya uyarıcı madde almış sürücüler ile alkollü sürücülerin karayolunda araç sürmesini yasaklar. Aynı madde uyarınca kişinin yaralanmalı veya ölümlü kazaya karışması hâlinde muayeneye tabi tutulması zorunludur. İdari yaptırım bakımından hususi otomobillerde sınır 0.50 promil, diğer araçlarda ise 0.21 promildir; sınırın aşılması hâlinde idari para cezası verilir ve sürücü belgesi altı ay süreyle geri alınır.
Ceza hukuku bakımından ise TCK 179 devreye girer. Maddenin üçüncü fıkrası, alkol veya uyuşturucu madde etkisiyle ya da başka bir nedenle emniyetli şekilde araç kullanamayacak hâlde olmasına rağmen araç kullanan kişi için altı aydan iki yıla kadar hapis öngörür. İkinci fıkra ise aracı kişilerin hayatı, sağlığı veya malvarlığı açısından tehlikeli olabilecek şekilde sevk ve idare edenler için dört aydan iki yıla kadar hapis cezası içerir. Bu sınırlar 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanunla güncellenmiştir.
Taksirle yaralama ile trafik güvenliğini tehlikeye sokma suçunun bir arada işlenmesi hâlinde nasıl bir içtima uygulanacağı, uygulamanın tartışmalı başlıklarındandır. Yerleşik uygulamada alkol veya uyuşturucu etkisiyle araç kullanma (TCK 179/3) korunan hukuki değer farklı olduğundan ayrı bir suç olarak değerlendirilir. Tehlikeli sevk ve idare (TCK 179/2) bakımından ise, somut zarar neticesi gerçekleştiğinde tehlike suçundan ayrıca ceza verilip verilmeyeceği dosya bazında tartışılmaktadır. Bu, kanun metninden değil yargısal uygulamadan gelen bir değerlendirmedir ve karar numarası verilmeksizin aktarılmıştır.
Kaza yerindeki kanuni yükümlülükler
Karayolları Trafik Kanunu’nun 81. maddesi, kazaya karışanlara somut yükümlülükler yükler: hareket hâlindeyse trafiğe ek tehlike yaratmayacak şekilde hemen durmak, kaza yerinde trafik güvenliği için gereken tedbirleri almak, sorumluluğun saptanmasında yararlı olacak kanıt ve izleri değiştirmemek, istendiğinde kimlik, adres, sürücü ve tescil belgesi ile sigorta poliçesi bilgilerini bildirmek, kazayı yetkili memurlara haber vermek ve onlar gelinceye kadar izin almadan kaza yerinden ayrılmamaktır.
Bu yükümlülüklere aykırılık kendi başına idari ve cezai sonuçlar doğurur. Ayrıca yaralıya yardım edilmemesi ya da olay yerinin terk edilmesi, yargılamada temel cezanın belirlenmesi ve lehe hükümlerin uygulanması değerlendirmesinde aleyhe bir unsur olarak dikkate alınabilir. Buna karşılık kazaya karışan kişinin delil karartmaya ya da sorumluluktan kaçınmaya yönelen davranışları ayrı suçlar oluşturabileceği gibi, koruma tedbirlerine ilişkin değerlendirmeyi de etkiler.
İş Kazası, Tıbbi Uygulama ve Diğer Görünüm Biçimleri
Taksirle yaralama suçu yalnızca trafikle sınırlı değildir. Aşağıdaki alanlar, aynı maddenin farklı olgusal zeminlerde uygulandığı başlıca durumlardır.
- İş kazaları: İş sağlığı ve güvenliği mevzuatındaki yükümlülüklerin ihlali sonucu çalışanın yaralanması. Sorumluluk işveren, işveren vekili, iş sağlığı ve güvenliği hizmetini yürüten görevliler ve alt işveren arasında kusur oranlarına göre paylaştırılır.
- Tıbbi uygulama hataları: Tanı, tedavi veya takip aşamasındaki özen yükümlülüğü ihlalleri. Bu dosyalarda bilirkişi ve Adli Tıp Kurumu raporları belirleyicidir; ayrıntı için tıbbi uygulama hatalarına ilişkin başlık incelenebilir.
- İnşaat ve bakım kaynaklı kazalar: Yapı güvenliği tedbirlerinin alınmaması, uyarı levhası veya bariyer konulmaması nedeniyle üçüncü kişilerin yaralanması.
- Hayvanın verdiği zararlar: Gözetim altındaki hayvanın serbest bırakılması ya da kontrol altında tutulmaması sonucu yaralanma meydana gelmesi.
- Spor ve serbest zaman etkinlikleri: Kural ihlali niteliğindeki hareketlerle yaralanmaya neden olunması; oyunun doğasından kaynaklanan riskler bakımından ayrı bir değerlendirme yapılır.
Bu alanların ortak özelliği, özen yükümlülüğünün kaynağının yazılı mevzuatta bulunmasıdır; tartışma da hangi kuralın ihlal edildiği üzerinden yürür.
Şikâyet, Uzlaştırma ve Zamanaşımı
Bu üç başlık, taksirle yaralama dosyalarında sonucu en çok belirleyen usuli konulardır ve birbirine bağlıdır.
Şikâyet ve şikâyet süresi
TCK 89/5 uyarınca suç kural olarak şikâyete bağlıdır. Ancak bilinçli taksirle işlenmesi hâlinde, birinci fıkra kapsamında kalan yaralama dışındaki durumlarda şikâyet aranmaz ve soruşturma re’sen yürütülür. Şikâyet süresi TCK 73/1-2’ye göre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden itibaren altı aydır. Bu süre hak düşürücüdür.
Şikâyetten vazgeçme, şikâyete bağlı suçlarda davayı düşürür (TCK 73/4). Buna karşılık şikâyet aranmayan hâllerde vazgeçmenin davaya etkisi olmaz; bu durumda süreci sonlandırabilecek tek kurum uzlaştırmadır.
Uzlaştırma: en çok yanlış bilinen başlık
Taksirle yaralama suçu, CMK 253/1-b-2’de adıyla ve madde numarasıyla açıkça sayılmıştır. Fıkranın girişi “şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın” ifadesini taşır. Dolayısıyla yaygın kanaatin aksine, bilinçli taksirle işlenen ve şikâyet aranmayan hâllerde de uzlaştırma yoluna gidilir. Soruşturma evresinde uzlaştırma bürosuna gönderilmeyen dosya, kovuşturma evresinde mahkemece gönderilir.
İki istisnayı belirtmek gerekir. Birincisi, uzlaştırma kapsamına giren bir suçun bu kapsama girmeyen başka bir suçla birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaşma hükümleri uygulanmaz (CMK 253/3). İkincisi, 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanunla eklenen cümle uyarınca, önödeme kapsamına giren bir suç ile uzlaştırma kapsamına giren bir suçun birlikte aynı mağdura karşı işlenmesi hâlinde uzlaştırma kapsamındaki suç bakımından uzlaşma hükümleri uygulanır. Sürecin işleyişi Adalet Bakanlığı Uzlaştırma Daire Başkanlığı sayfasından takip edilebilir.
Dava zamanaşımı
TCK 66/1-e uyarınca beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda dava zamanaşımı sekiz yıldır. TCK 89’un dört fıkrasında da kanuni üst sınır beş yılı aşmadığından, taksirle yaralama suçunda dava zamanaşımı süresi sekiz yıl olarak uygulanır. Süre, tamamlanmış suçlarda fiilin işlendiği günden başlar. TCK 66/2 uyarınca çocuk failler bakımından bu süreler indirilerek uygulanır.
| Durum | Şikâyet gerekir mi? | Uzlaştırma | Dava zamanaşımı |
|---|---|---|---|
| Basit taksir — TCK 89/1 | Evet (6 ay) | Evet | 8 yıl |
| Basit taksir — TCK 89/2 | Evet (6 ay) | Evet | 8 yıl |
| Basit taksir — TCK 89/3 | Evet (6 ay) | Evet | 8 yıl |
| Basit taksir — TCK 89/4 | Evet (6 ay) | Evet | 8 yıl |
| Bilinçli taksir — TCK 89/1 | Evet (6 ay) | Evet | 8 yıl |
| Bilinçli taksir — TCK 89/2 ve 89/3 | Hayır; re’sen soruşturulur | Evet | 8 yıl |
| Bilinçli taksir — TCK 89/4 | Uygulamada aranmadığı kabul edilir | Evet | 8 yıl |
Uygulama notu: Dördüncü fıkra bakımından şikâyet koşulu, kanun metnindeki “birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç” ibaresinin yorumuna bağlıdır ve yargısal uygulamada şikâyet aranmadığı yönünde bir kabul bulunmaktadır. Bu değerlendirme kanun metninden değil uygulamadan geldiğinden, somut dosyada güncel içtihat durumunun ayrıca kontrol edilmesi gerekir.
Soruşturma ve Kovuşturma Süreci
Yaralamalı kazalarda süreç, kolluğun olay yerine intikaliyle başlar ve tipik olarak aşağıdaki aşamaları izler.
- Olay yeri ve ilk tespitlerKaza tespit tutanağı düzenlenir, alkol ve uyuşturucu ölçümü yapılır, yaralı sağlık kuruluşuna sevk edilir ve adli muayene raporu alınır. Karayolları Trafik Kanunu m. 48 uyarınca yaralamalı kazalarda muayene zorunludur.
- Soruşturmanın açılmasıCumhuriyet başsavcılığı dosyayı kaydeder; suç şikâyete bağlıysa mağdurun altı aylık süre içinde şikâyeti aranır. Şüphelinin ifadesi alınır, kamera kayıtları ve tanık beyanları toplanır, gerekirse bilirkişiden kusur raporu istenir.
- Uzlaştırma aşamasıDosya uzlaştırma bürosuna gönderilir ve uzlaştırmacı görevlendirilir. Taraflar anlaşırsa kovuşturmaya yer olmadığı kararı verilir; anlaşma sağlanamazsa dosya soruşturmaya kaldığı yerden devam eder.
- İddianame ve kovuşturmaYeterli şüphe varsa iddianame düzenlenir ve asliye ceza mahkemesine sunulur. Mahkeme, koşulları varsa CMK m. 251 uyarınca basit yargılama usulünü uygulayabilir; aksi hâlde duruşmalı yargılama yürütülür.
- Hüküm ve kanun yoluYargılama sonunda mahkûmiyet, beraat, düşme ya da ceza verilmesine yer olmadığı kararlarından biri verilir. Koşulları varsa HAGB, erteleme veya seçenek yaptırıma çevirme değerlendirilir. Karara karşı süresinde istinaf yoluna başvurulabilir.
Basit yargılama usulü
CMK 251 uyarınca asliye ceza mahkemesi, iddianamenin kabulünden sonra adlî para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verebilir. TCK 89/1’in üst sınırı iki yıl olduğundan bu usul temel hâl bakımından uygulanabilir niteliktedir.
Bu usulde iddianame taraflara tebliğ edilir, beyan ve savunmalar iki hafta içinde yazılı olarak sunulur ve mahkeme duruşma yapmaksızın karar verebilir. Mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir. CMK 251/4 uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ancak sanığın yazılı olarak karşı çıkmaması kaydıyla karar verilebilir. Basit yargılama usulüyle verilen hükme itiraz edilmesi hâlinde dosya duruşmalı olarak yeniden görülür.
| Konu | Süre | Dayanak |
|---|---|---|
| Şikâyet süresi | Fiili ve faili öğrenmeden itibaren 6 ay | TCK m. 73/1-2 |
| Dava zamanaşımı | 8 yıl | TCK m. 66/1-e |
| Basit yargılama usulünde beyan ve savunma | Tebliğden itibaren 2 hafta | CMK m. 251/2 |
| Kovuşturmaya yer olmadığı kararına itiraz | Tebliğden itibaren 15 gün, sulh ceza hâkimliğine | CMK m. 173 |
| İstinaf başvurusu | Hükmün tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün | CMK m. 273 |
| HAGB denetim süresi | 5 yıl | CMK m. 231/8 |
| Erteleme denetim süresi | 1 yıldan az, 3 yıldan fazla olamaz | TCK m. 51/3 |
| Tazminat talebi zamanaşımı (maddi zarar) | Zararı ve yükümlüyü öğrenmeden 2 yıl, her hâlde kaza gününden 10 yıl | 2918 sayılı Kanun m. 109/1 |
| Uzun ceza zamanaşımının tazminata etkisi | Ceza kanunundaki daha uzun süre maddi tazminat taleplerine de uygulanır | 2918 sayılı Kanun m. 109/2 |
HAGB, Erteleme ve Adlî Para Cezasına Çevirme
Mahkûmiyet hâlinde gündeme gelen üç kurum vardır ve koşulları birbirinden farklıdır. Hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin CMK 231 hükümleri, 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanunla yeniden düzenlenmiştir; bu nedenle eski tarihli kaynaklardaki bilgiler güncelliğini yitirmiş olabilir.
| Ölçüt | HAGB (CMK 231) | Erteleme (TCK 51) | Seçenek yaptırım (TCK 50) |
|---|---|---|---|
| Ceza sınırı | 2 yıl veya daha az hapis ya da adlî para cezası | 2 yıl veya daha az hapis | Kural olarak kısa süreli hapis (1 yıl veya daha az) |
| Sabıka koşulu | Daha önce kasıtlı suçtan mahkûm olmamak | Daha önce kasıtlı suçtan 3 aydan fazla hapse mahkûm olmamak | Maddede ayrıca düzenlenmiştir |
| Zararın giderilmesi | Zorunlu; taksitle ödeme mümkün | Zorunlu değil, koşul olarak belirlenebilir | Zorunlu değil |
| Denetim süresi | 5 yıl | 1 yıldan az, 3 yıldan fazla olamaz | Yaptırımın türüne göre değişir |
| Sonuç | Denetim süresi sorunsuz geçerse davanın düşmesi | Denetim süresi sorunsuz geçerse ceza infaz edilmiş sayılır | Asıl mahkûmiyet çevrilen yaptırımdır |
| Kanun yolu | İstinaf (CMK 231/12) | Hükümle birlikte istinaf | Hükümle birlikte istinaf |
| Adli sicil | Kendine özgü sisteme kaydedilir | Adli sicile kaydedilir | Adli sicile kaydedilir |
Kanun yolu bakımından önemli bir güncelleme vardır: HAGB kararına karşı eskiden itiraz yolu öngörülmüşken, yürürlükteki CMK 231/12 uyarınca istinaf yoluna başvurulur ve inceleme usul ile esasa ilişkin hukuka aykırılıklar yönünden yapılır. Birçok kaynakta hâlâ “yedi gün içinde itiraz” bilgisi yer aldığından bu nokta ayrıca kontrol edilmelidir.
Seçenek yaptırımlar bakımından trafik dosyalarına özgü bir imkân da TCK 50/1-e’de yer alır: suçun, sağladığı hak ve yetkiler kötüye kullanılarak ya da gerektirdiği dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranılarak işlenmesi hâlinde, mahkûm olunan cezanın yarısından bir katına kadar süreyle ilgili ehliyet ve ruhsat belgelerinin geri alınmasına hükmedilebilir. Kurumların ayrıntısı için kısa süreli hapis cezasına seçenek yaptırımlar başlığı incelenebilir.
Tazminat, Sigorta ve Zamanaşımı
Ceza davası failin cezalandırılmasına, tazminat davası ise zararın giderilmesine yöneliktir. Yaralanan kişi, ceza yargılamasından bağımsız olarak maddi ve manevi tazminat talep edebilir. Maddi zarar kalemleri tedavi giderleri, kazanç kaybı, geçici veya sürekli iş göremezlik ile ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıpları kapsar.
Karayolları Trafik Kanunu m. 85 uyarınca, bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin yaralanmasına sebep olursa işleten ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olur. Bu, sürücü dışındaki kişilere de başvurulabilmesi anlamına gelir. Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki talepler ise öncelikle sigorta şirketine yöneltilir; sigorta ve rücu ilişkileri için sigorta hukuku ve trafik kazası tazminat süreçleri başlıkları incelenebilir.
| Ölçüt | Ceza yargılaması | Tazminat yargılaması |
|---|---|---|
| Amaç | Failin cezalandırılması | Zararın giderilmesi |
| Görevli mahkeme | Asliye ceza mahkemesi | Asliye hukuk mahkemesi; 2918 sayılı Kanun m. 110 kapsamında özel görev kuralları saklıdır |
| Başlatan | Cumhuriyet savcısı (şikâyete bağlı hâllerde şikâyet üzerine) | Zarar gören |
| Süre | Şikâyet 6 ay; dava zamanaşımı 8 yıl | 2 yıl / 10 yıl; ceza zamanaşımı daha uzunsa o uygulanır |
| Muhatap | Fail | Sürücü, işleten, teşebbüs sahibi ve sigorta şirketi |
| Uzlaşmanın etkisi | Uzlaşma sağlanırsa kamu davası düşer veya açılmaz | Uzlaşma metninin kapsamına göre değerlendirilir |
| Kusurun rolü | Cezanın miktarını belirler (TCK 22/4) | Tazminat miktarını ve indirim oranını belirler |
Uzlaşma metninin içeriği bu noktada kritik önem taşır. Metinde tazminat haklarından feragat edildiği yazılıysa, sonradan açılacak tazminat davasında bu beyan ileri sürülebilir. Bu nedenle uzlaştırma görüşmelerinde maddi ve manevi tazminat haklarının saklı tutulup tutulmadığı açıkça belirtilmelidir. Tazminat talepleri hakkında genel çerçeve için tazminat hukuku başlıkları incelenebilir.
Mağdurun Hakları ve Başvuru Yolları
Yaralanan kişi, ceza sürecinde pasif konumda değildir. Soruşturma ve kovuşturma evrelerinde kullanabileceği usuli haklar aşağıdaki gibidir.
- Şikâyet hakkı: Fiili ve faili öğrenmeden itibaren altı ay içinde kolluğa veya Cumhuriyet başsavcılığına başvurulur.
- Delil toplanmasını isteme: Kamera kaydı, HTS verisi, araç hız kaydı ve tanık dinlenmesi talep edilebilir (CMK m. 160, 178).
- Davaya katılma: Kovuşturma evresinde katılan sıfatı alınarak kanun yollarına başvurma imkânı elde edilir (CMK m. 237).
- Vekil yardımından yararlanma: Katılan sıfatıyla vekil tayin edilebilir; talep hâlinde barodan görevlendirme istenebilir (CMK m. 234).
- Takipsizlik kararına itiraz: Tebliğden itibaren on beş gün içinde sulh ceza hâkimliğine (CMK m. 173).
- Uzlaştırma sürecinde söz hakkı: Uzlaşma teklifini kabul veya ret, edim ve ödeme planını belirleme.
- Tazminat talebi: Ceza davasından bağımsız olarak sürücü, işleten ve sigorta şirketine karşı.
Adliyelerdeki mağdur hakları servisleri, adli görüşme odaları ve Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı bu süreçte başvurulabilecek resmî mekanizmalardır. Dosya hareketleri ve tebligatlar UYAP Vatandaş Portal üzerinden takip edilebilir.
Sıkça Sorulan Sorular
Taksirle yaralama suçunun cezası ne kadar?
TCK 89/1’e göre temel ceza dört aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezasıdır. Yaralanma nitelikli sonuç doğurmuşsa ceza yarısı oranında ya da bir kat artırılır; birden fazla kişi yaralanmışsa dokuz aydan beş yıla kadar hapse hükmolunur. Somut olayda takdir mahkemeye aittir.
TCK 89 nedir?
TCK 89, taksirle yaralama suçunu düzenleyen maddedir. Birinci fıkra temel hâli, ikinci ve üçüncü fıkralar yaralanmanın ağırlığına göre ceza artırımını, dördüncü fıkra birden fazla kişinin yaralanmasını, beşinci fıkra ise şikâyet koşulunu düzenler. Taksirin tanımı TCK 22’de yer alır.
TCK 89/2 şikayete tabi mi?
Basit taksirle işlenmişse evet, şikâyete bağlıdır ve altı aylık süre işler. Bilinçli taksirle işlenmişse hayır: TCK 89/5, birinci fıkra kapsamına giren yaralama hariç olmak üzere bilinçli taksir hâlinde şikâyet aranmayacağını düzenler. Bu durumda savcılık re’sen soruşturma yürütür.
Taksirle yaralama uzlaşmaya tabi mi?
Evet. CMK 253/1-b-2, taksirle yaralama suçunu şikâyete bağlı olup olmadığına bakılmaksızın uzlaştırma kapsamındaki suçlar arasında açıkça saymıştır. Bu nedenle bilinçli taksirle işlenen ve şikâyet aranmayan hâllerde de uzlaştırma yoluna gidilir. Uzlaşma sağlanırsa kamu davası açılmaz veya düşer.
Taksirle yaralama şikayet süresi ne kadar?
TCK 73/1-2 uyarınca altı aydır. Süre, şikâyet hakkı olan kişinin fiili ve failin kim olduğunu bildiği veya öğrendiği günden başlar ve dava zamanaşımı süresini aşamaz. Altı ay geçirilirse soruşturma ve kovuşturma yapılamaz; bu süre hak düşürücüdür.
Trafik kazası taksirli suç mudur?
Yaralanma veya ölümle sonuçlanan trafik kazaları kural olarak taksirli suç oluşturur, çünkü sürücüde yaralama iradesi yoktur. Sürücünün neticeyi öngörüp kabullendiği sonucuna varılırsa fiil olası kastla işlenmiş kasten yaralama sayılabilir. Bu nitelendirme somut delillere göre yapılır.
Bilinçli taksirle yaralama cezası nasıl hesaplanır?
Önce TCK 89’un ilgili fıkrasına göre ceza belirlenir, ardından TCK 22/3 uyarınca üçte birden yarısına kadar artırılır. Bilinçli taksir ayrıca iki sonuç doğurur: birinci fıkra dışındaki hâllerde şikâyet aranmaz ve TCK 50/4’teki paraya çevirme imkânı uygulanmaz.
TCK 89/2-b kemik kırığında artırım nasıl yapılır?
Taksirle yaralamada kemik kırılması varsa birinci fıkraya göre belirlenen ceza sabit biçimde yarısı oranında artırılır. Kasten yaralamadaki TCK 87/3’ten farklı olarak burada kırığın hayat fonksiyonlarındaki etkisine göre kademeli bir oran uygulanmaz ve bent metninde çıkık yer almaz.
Taksirle yaralama suçunda zamanaşımı kaç yıl?
Dava zamanaşımı sekiz yıldır. TCK 66/1-e, beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda bu süreyi öngörür ve TCK 89’un dört fıkrasında da kanuni üst sınır beş yılı aşmaz. Süre fiilin işlendiği günden başlar.
Taksirle yaralama suçunda görevli mahkeme hangisidir?
Asliye ceza mahkemesidir. 5235 sayılı Kanunun 11. maddesi uyarınca sulh ceza hâkimliği ve ağır ceza mahkemesinin görevi dışında kalan dava ve işlere asliye ceza mahkemelerince bakılır. Yetkili mahkeme ise kural olarak suçun işlendiği yer mahkemesidir.
Taksirle yaralamada hapis cezası paraya çevrilir mi?
TCK 50/4 uyarınca taksirli suçlarda hükmolunan hapis cezası uzun süreli de olsa adlî para cezasına çevrilebilir; ancak bu hüküm bilinçli taksirde uygulanmaz. Ayrıca TCK 50/2 gereği, seçimlik yaptırım öngören TCK 89/1’den hapse hükmedilmişse bu ceza artık paraya çevrilmez.
Taksirle yaralamada HAGB uygulanır mı?
Koşulları varsa uygulanır. CMK 231 uyarınca hükmolunan ceza iki yıl veya daha az süreli hapis ya da adlî para cezası olmalı, sanığın kasıtlı suçtan mahkûmiyeti bulunmamalı ve zarar tamamen giderilmelidir. Denetim süresi beş yıldır; karara karşı istinaf yoluna başvurulur.
Taksirle yaralama ve trafik güvenliğini tehlikeye sokma birlikte cezalandırılır mı?
Yerleşik uygulamada alkol veya uyuşturucu etkisiyle araç kullanma (TCK 179/3) korunan hukuki değer farklı olduğundan ayrı bir suç sayılır. Tehlikeli sevk ve idare (TCK 179/2) bakımından ise zarar neticesi gerçekleştiğinde ayrıca ceza verilip verilmeyeceği dosya bazında tartışılmaktadır.
Taksirle yaralamada tazminat davası ne kadar sürede açılır?
2918 sayılı Kanunun 109. maddesine göre maddi zarar talepleri, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmeden itibaren iki yıl, her hâlde kaza gününden itibaren on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Fiil suç oluşturuyor ve ceza kanunu daha uzun süre öngörüyorsa o süre uygulanır.
Şikâyetten vazgeçilirse dava düşer mi?
Şikâyete bağlı hâllerde evet: TCK 73/4 uyarınca suçtan zarar görenin vazgeçmesi davayı düşürür. Bilinçli taksir nedeniyle şikâyet aranmayan hâllerde vazgeçmenin davaya etkisi olmaz; bu durumda süreci sonlandırabilecek kurum uzlaştırmadır.
Taksirle yaralamada basit yargılama usulü uygulanır mı?
CMK 251 uyarınca asliye ceza mahkemesi, üst sınırı iki yıl veya daha az hapsi gerektiren suçlarda bu usulü uygulayabilir; TCK 89/1 bu kapsamdadır. Duruşma yapılmaksızın karar verilebilir ve mahkûmiyet hâlinde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir.
Müdafi ve Vekil ile Temsil
Savunma hakkı Anayasa’nın 36. maddesinde ve Ceza Muhakemesi Kanunu’nda güvence altına alınmıştır. Taksirle yaralama suçunda öngörülen ceza sınırları nedeniyle CMK m. 150/3 kapsamında zorunlu müdafi görevlendirmesi kural olarak gündeme gelmez; ancak şüpheli veya sanık her aşamada müdafi seçebilir, çocuk ya da kendisini savunamayacak durumdaki kişiler bakımından müdafi görevlendirilmesi zorunludur.
Bu dosya tipinde savunma ve katılan tarafın talepleri birkaç eksende yoğunlaşır: kusur oranının doğru tespiti, adli raporun hangi fıkraya karşılık geldiği, taksirin basit mi bilinçli mi olduğu, şikâyet süresinin geçip geçmediği ve uzlaştırma aşamasının usulüne uygun yürütülüp yürütülmediği. Bu başlıkların her biri ayrı bir delil değerlendirmesi gerektirir ve sonucu doğrudan etkiler.
Vekâlet ücreti, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi (AAÜT) esas alınarak belirlenir. Ceza yargılamasının genel işleyişi ve diğer suç tipleri için ceza hukuku alanındaki içerikler incelenebilir.
Şişli-Nişantaşı Konumu ve İletişim
Büro, İstanbul’un Şişli ilçesinde, Nişantaşı bölgesinde yer almaktadır. İstanbul Adalet Sarayı (Çağlayan) ve Şişli Adliyesi’ne yakındır.
Av. Malik Enes Kaplan — Hukuk Bürosu
Halaskargazi Mahallesi, Halaskargazi Caddesi No:38-66 E/215, Lotus Nişantaşı, Şişli/İstanbul
Telefon: 0212 401 58 63 — 0553 774 3080
E-posta: bilgi@eneskaplan.av.tr
İlgili Konular
Hukuki Denetim ve Kaynaklar
Dayanılan kanun maddeleri
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu m. 7, 21, 22, 49, 50, 51, 61, 62, 66, 73, 85, 86, 87, 89, 179
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu m. 12, 150, 160, 173, 178, 231, 234, 237, 251, 253, 273
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu m. 48, 81, 85, 109, 110
- 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun m. 11, 12
- 24/12/2025 tarihli ve 7571 sayılı Kanun m. 17 (TCK 89/1 ve 89/4 değişikliği) ve m. 24 (CMK 253/3 ek cümle)
- 4/6/2025 tarihli ve 7550 sayılı Kanun m. 12 (TCK 179 değişikliği)
- 16/7/2026 tarihli ve 7589 sayılı Kanun m. 15 (CMK 231 değişikliği)
- 6/12/2006 tarihli ve 5560 sayılı Kanun m. 5 (TCK 89/5 değişikliği)
- 2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası m. 36
Resmî kaynaklar
- 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu — mevzuat.gov.tr
- 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu — mevzuat.gov.tr
- 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu — mevzuat.gov.tr
- Adalet Bakanlığı Uzlaştırma Daire Başkanlığı
- Adalet Bakanlığı Mağdur Hakları Daire Başkanlığı
- Adli Tıp Kurumu Başkanlığı
- UYAP Vatandaş Portal
Değişebilecek verilere ilişkin teyit uyarısı
Ceza miktarları, şikâyet ve zamanaşımı süreleri, idari para cezası tutarları ile promil sınırları kanun değişiklikleri ve yeniden değerleme oranlarıyla güncellenmektedir. Bu sayfadaki sayısal veriler yayın tarihindeki mevzuata dayanır; güncel metin işlem tarihinde mevzuat.gov.tr üzerinden teyit edilmelidir. “Uygulamada” ve “yerleşik uygulama” ibaresiyle aktarılan hususlar kanun metninden değil yargısal uygulamadan gelir ve zaman içinde değişebilir. Sayfada karar numarası verilmemiş olması bu nedenledir.
Hazırlayan
Av. Malik Enes Kaplan — İstanbul Barosu
Güncelleme: Eylül 2026
Yasal uyarı: Bu içerik yalnızca genel bilgilendirme amacı taşır, hukuki görüş veya tavsiye niteliğinde değildir ve okunması yahut paylaşılması avukat-müvekkil ilişkisi kurmaz. Devam eden somut dosyalara ilişkin değerlendirme içermez. Her uyuşmazlık kendi somut koşulları içinde değerlendirilir. Türkiye Barolar Birliği Meslek Kuralları ve Reklam Yasağı Yönetmeliği uyarınca bu sayfada hizmet tanıtımı, sonuç vaadi veya dava sonucu bilgisi yer almaz.
